Nedir, Ne Değildir?
Hanımefendiler ve Beyefendiler, bloguma hoş geldiniz!
İş bu blogda, bazı kategoriler altında -gizli ve açık- birtakım faaliyetler yürütülmektedir.
Tıklayıp bu sayfaya geldiğinize göre muhtemelen burada ne olup bittiğini merak ediyorsunuzdur. Öylesine anlık bir merak olup olmadığını bilmiyorum. Eğer öyleyse siz şu an uçup gitmişsinizdir bile. Yok, hâlâ buradaysanız ve okumaya devam ediyorsanız, o zaman ben de konuşmaya devam edeyim.
Kim olduğumu merak ediyorsanız, hemen söyleyeyim, merak edilecek bir tarafım yok. Orhan Veli ustamız der ya,
(...)
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela adamım, yani
Sirk hayvanı falan değilim.
(...)
Ne eksik, ne fazla, şair demiş diyeceğini. Ben de kendi halinde bir adamım işte Orhan Veli gibi. Zaten burada kendimle ilgili kişisel bilgi vermek değil amacım, blogu tanıtmak. Neredeyse on yıldır blogger'ım. Madem öyle, o halde işin ciddiyetine de sahip çıkmak gerek bir yerde. Ciddi bir bloggerın blogunda neler olup bittiğini ziyaretçilerin bilmesi lazım. O vakit buraya, çok geç de olsa, bunları karalamış olayım ki, dileyen okusun. Zararı yok, yararı var.
Blogun adının neden Bizim Zamanımız olduğunu daha geniş bir zamanda yazacağım. Gerçi ara ara değiştirdiğim oluyor. Kısacası seçtiğim isimler ne anlama geliyor onları açıklayacağım.
Bu blog benim sanal evim sayılır. Burada ne yapıp ettiğimi uzun uzun anlatmaktansa blogun kategorileri üzerinden bir fikir vermek daha uygun olur sanırım.
Blogda ana menü ve fazladan menü olmak üzere iki menü var. Neden iki tane olduğuna dair özel bir neden yok. Bir de olabilirdi, üç de.
Ana menüdeki yemekler -şimdilik- şöyle:
Okuma Notları kategorisinde okuduğum kitaplar üzerine yazıyorum. Kitap eleştirmeni neyim değilim ha, zinhar! Ne anladım okuduğumdan, ne dikkatimi çekti, onları yazıyorum.
Film Notları kısmında aynısı izlediğim filmler için geçerli. İzlediklerimin çoğunu seçerek izlerim. Söylemesi ayıp, bir tarzım vardır. Yaa, çok güzel bir filmdi mutlaka izle'lere pek yüz vermem. Hollywood filmlerinden gına geldi. Son yıllarda nadiren bakıyorum. Avrupa sineması daha çekici. Balkan sinemasında enfes şeyler var. Rus sineması mutlaka keşfedilmeli. Hele İran sineması harika. Bir de tabii yerli sinemamız da son yıllarda yabana atılacak gibi değil. İşte bunları yazıyorum.
Şiirimsiler diye bir bölüm var bir de. Son yıllarda pek olmasa da hissiyatımı yazdığım olur bazen. Malum, ülkemizde milyonlarca şair var. İnanmayan Antoloji.com'un üye sayısına baksın. Ben de eskiden bir şairdim(!) işte. O milyonlarca şairden biri. Sonra birgün Doğan Hoca, derste estetik felsefesi üzerine konuşurken, aklımı başıma getirdi. "Birçok kimse" dedi, "hissiyatını yazıp adına da şiir diyor. Şiir yazmak o kadar basit mi?" Anladım ki ben de hissiyatımı yazıyormuşum.
[Köşeli Parantez], okullarımızda nedense böyle şeyler öğretilmez, bir yerden alıntı yaparken kişi o alıntıya kendinden bir şeyler katıyorsa, onu içinde belirttiği noktalama işaretinin adıdır. Ben de bazen paylaşmak istediğim kimi alıntılara köşeli parantez içinde kendimce bir başlık ekleyip blogda yayınlıyorum.
Derdest Çağrışım: İnternette dolaşırken gördüklerim o kadar çok şey çağrıştırıyorlar ki, hiç olmazsa blogda paylaşayım bir kısmını, dedim. O zaman belki başka şeyler de çağrıştırırlar kim bilir?, diye yazmışım bu kategorideki ilk kayıtta.
Şimdi Reklamlar, kategorisinde de televizyonlarda dönen oyunlardan, dikkatimi çeken oldukça, naçizane fikrimi belirtiyorum. Gerçi henüz fazla yazı yok bu başlıkta, ama olacak. Hatırlar mısınız, 2002 Dünya Kupası esnasında bir Coca-Cola reklamı dönüyordu ha bire. Bizim millilerin tekmili birden gece aynı rüyayı görüyordu. Türk milli takımı dünya şampiyonu oluyordu. O reklamda bir ironi söz konusuydu ama galiba kimse anlamadı. "Siz ancak rüyanızda şampiyon olursunuz" mesajı veriliyordu düpedüz. İşte bu reklamı yazmak istiyorum ama videosunu webde bulamadım maalesef.
Bu da fazladan menümüz:
Sevdiğim Şiirler: Hakiki şairlerin şiirleri. Kimini lisede, kimini üniversitede, kimini daha sonra okuyup sevmişim.
Alıntılar: Siz de görün dediğim yazılar.
Bir Fotoğraf: PhotoGar'ı açmadan evvel arada kendi çektiğim fotoğraflardan bir tanesini yayınlıyordum burada. Artık buna son verdim. İlerde belki başka bir adla, yine fotoğraf yayınlayacağım bir bölüm açarım.
Ağzımın Suyu: Webde gördüğüm sebze-meyve resimleri. "Senin ağzını sadece sebze-meyve mi sulandırır?" diye sorabilirsiniz. Hayır, fakat öyle başladı öyle devam etti. Bu kategori de büyük ihtimalle ömrünü tamamladı.
Masamın Üstü: Bilgisayarımın masaüstü görüntüsünü yayınlıyorum bazen. Sanal olanın yanında, gerçek masamın üstünü de çekip yayınlamayı düşünüyorum.
Web Notları: İnternet bazlı çeşitli konularda bilgi, yorum, fikir paylaşımı diyelim bunun adına da.
Yorumsuz: Yorumsuz.
Anasayfa: Adı üstünde, ana sayfa.
Blog Hakkında: Şu anda okuduğunuz sayfa.
İletişim: Benimle her konuda iletişime geçebileceğiniz sayfa.
Bunların dışında, bir de Σayıklamalar adlı sabit bir bölüm var kenar çubuğunda. Adından anlaşılacağı üzre sayıklıyorum o bölümde de.
Yorumlarla İlgili Not:
- Herhangi bir kayda yorum yazarken lütfen dil bilgisi kurallarına uymaya özen gösteriniz.
- Yorumlama biçimi menüsündeki hesaplardan birine sahip değilseniz Adı/URL seçeneğini tıklayarak adınızı ve varsa URL'nizi (sitenizin adresini) yazınız.
- Yazdığınız yoruma verilen cevaplardan haberdar olmak istiyorsanız E-posta yoluyla abone ol seçeneğini işaretleyiniz.
- Ziyaretçiler bazen adsız yorum yazarlar. Yorum size ait bir fikirdir. O halde adınızı saklamanın hikmeti nedir?
- Blogger'da bazen kullanıcılar yorum yazarken teknik sorunlar yaşarlar. Bu, web tarayıcınızdaki çerezlerden (cookie) kaynaklanır. Eğer yazdığınız yorum gönderilmiyorsa, büyük ihtimalle web tarayıcınız Internet Explorer'dır. Bu durumda tarayıcınızı değiştirmeniz ya da çerezleri silmeniz önerilir.
Bazı Teknik Konular:
- Bu siteye Internet Explorer'la bağlanıyorsanız birtakım sorunlar yaşayabilirsiniz; blog geç yüklenebilir, bilgisayarınız yavaşlayabilir. Oysa Blogger blogları çok hızlı yüklenen sitelerdir.
- Kendinizi tek bir web tarayıcısına mahkum etmek zorunda değilsiniz.
- Gayet kişisel bir düşünce olarak; Chrome, Firefox, Opera varken, Internet Explorer'la internete bağlanmak, su varken susuzluğunu çay, kahveyle gidermeye benzer.