***
Yesterday, I've talked to my darling on the issue going. So where to go? Whenever and wherever the matter is going, there should be a place to go. But, as it is said above, this life doesn't let you do something you want to do. So what?
***
Zaman çabuk geçiyor, diyordum. Geçen gün yaylalara çıktık üç arkadaş. Kendi yaylamıza gidince iki çoban köpeği kovaladı bizi. Bizimle bir alıp veremedikleri yoktu, niyetleri bizi kendi yaylalarına yaklaştırmamaktı. Halbuki bu yayla en az onlar kadar benimdi de. Çocukluğumun neredeyse tüm yaz tatilleri burada geçti. O zamanlar buranın tüm köpekleri de tanıdıktı elbette. Oysaki zaman geçip gitmiş, benim zamanın değil artık. O çoban köpeklerinin de bundan haberi yoktu elbette. Geçen yıl da tam da bu vakitte yaylalara çıkmıştık yine. Aynı yere gitmiştik. Bir teyzenin evinin önünde durup soluklanmıştık. Gelin oturun, size bir çay yapayım, demişti ama biz durmamıştık, yolumuz vardı, daha zirveye çıkacaktık. Soğuk mu soğuk bir su içip yolumuza koyulmuştuk. İşte bu yıl da tıpatıp aynısı oldu. Yine aynı teyzenin çadırının önüne gittik. Yine gelip oturmamızı, çay içmemizi istedi, yine yolumuz uzun deyip teşekkür ettik. O sıra ben de dedim ki, "Hatırlıyor musun teyze, geçen yıl tam da bu vakit, biz yine buradan gelip geçmiş, sen yine aynı şeyleri söylemiştin bize, zaman ne çabuk geçiyor..." Değil mi? On yılın bile göz açıp kapayıncaya değin geçtiği yerde bir yılın lafı mı edilir?

