Yıllar yılı denize su taşıyan ırmaklar gün geldi yoruldular. Biraz durup dinlenmeye karar verdiler. Denizi düşündü içlerinden biri: "Bunca yıllık emeğimize karşılık muhakkak minnet doludur deniz." Ötekiler de hep desteklediler onun bu söylediklerini.
Dinlenmeye koyuldu ırmaklar. Denizin suyu kesilmiş oldu böylece. Bunun farkına varır varmaz köpürmeye başladı deniz, "Şunlara bak," dedi, "ben ki koskoca denizim, kendilerini ne sanıyorlar!"
Oysa denizi deniz yapan ırmaklardı. Alındılar, gücendiler. Ama başka da bir şey edemediler.
Böylece devam etti gitti düzen.
21 Mart 2015
12 Ağustos 2014
Ağaçlar ve Yapraklar
Yapraklar her yıl sonbahar rüzgârlarının şarkılarına kapılıp kendilerini doğuran ağaçları bir başına, çırılçıplak bırakıp gittiler.
Oysa ağaçlar buna aldırmayıp her ilkbahar yeniden doğurdular onları. Çok da sevdiler. O kadar ki, yaz gelince büsbütün kayboldular kendi yapraklarının içinde. Herkes yaprakların güzelliğine bakarken doya doya, kimselerin aklına gelmedi ağaçlara da bir selam vermek. Ama onlar bunu umursamadılar bile.
Böylece devam etti gitti düzen.
Oysa ağaçlar buna aldırmayıp her ilkbahar yeniden doğurdular onları. Çok da sevdiler. O kadar ki, yaz gelince büsbütün kayboldular kendi yapraklarının içinde. Herkes yaprakların güzelliğine bakarken doya doya, kimselerin aklına gelmedi ağaçlara da bir selam vermek. Ama onlar bunu umursamadılar bile.
Böylece devam etti gitti düzen.
4 Ağustos 2014
Korkuluklar ve Kargalar
Yalnızlıktan ölesiye canı sıkılan korkuluklar havadaki kargalara bakıp özlemle şunu geçirdiler içlerinden: "Ah keşke biri gelip üstümüze konsa da yalnızlığımızı hafifletse!"
Oysa havadan içleri geçerek buğday başaklarına bakan kargalar korkuluklara ölüm senaryoları yazıyorlardı: "Sizin de elbet gününüz gelecek!"
Böylece devam etti gitti düzen.
Oysa havadan içleri geçerek buğday başaklarına bakan kargalar korkuluklara ölüm senaryoları yazıyorlardı: "Sizin de elbet gününüz gelecek!"
Böylece devam etti gitti düzen.
15 Şubat 2014
Geçmiş ve Gelecek
İnsanlar hep omuzlarında ağır bir yük olan geçmişi tutup atmak, ondan kurtulmak istediler, ama ne çare, beceremediler.
Oysa aynı insanlar, yerde duran bir başka ağır yük olan geleceği, omuzlarındaki yüke aldırmadan bir an önce sırtlanmak istediler. Becerip beceremediklerine de yalnızca zaman karar verdi.
Böylece devam etti gitti düzen.
Oysa aynı insanlar, yerde duran bir başka ağır yük olan geleceği, omuzlarındaki yüke aldırmadan bir an önce sırtlanmak istediler. Becerip beceremediklerine de yalnızca zaman karar verdi.
Böylece devam etti gitti düzen.
8 Şubat 2014
Konuşanlar ve Susanlar
Bazıları binlerce yıl boyunca konuşup durdular. İnsanlar da onları dinlediler. Neden sonra, söylediklerinden hiçbir şey anlaşılmadığını fark etti birileri, boş konuşmuşlardı çünkü, ama zaman geçip gitmişti; konuşanlar konuştuklarıyla, dinleyenler dinledikleriyle kaldılar.
Bazılarıysa hep sustular. Hiçbir şey demeden sustular. Ta ki onlardan biri susarak hiç de iyi etmediklerinin farkına varana kadar. Susarak hiçbir şey anlatmış olmuyorlardı çünkü. Ama zaman yine geçip gitmişti; susanlar sustuklarıyla kaldılar.
Bazen konuşup bazen susan diğer bazıları da vardı elbette. Onların da kimi, yerinde konuşup yerinde sustu, kimi de tam tersi, olmadık yerde konuştu, olmadık yerde sustu. Böyle olunca, söylenmesi gerekenler söylenmedi, söylenmemesi gerekenler söylendi çoğunlukla. Daha sonra ne büyük yanlışlar yaptıklarını anımsattı içlerinden birileri. Ne var ki zaman hep olduğu gibi akıp geçmişti.
Böylece devam etti gitti düzen.
Bazılarıysa hep sustular. Hiçbir şey demeden sustular. Ta ki onlardan biri susarak hiç de iyi etmediklerinin farkına varana kadar. Susarak hiçbir şey anlatmış olmuyorlardı çünkü. Ama zaman yine geçip gitmişti; susanlar sustuklarıyla kaldılar.
Bazen konuşup bazen susan diğer bazıları da vardı elbette. Onların da kimi, yerinde konuşup yerinde sustu, kimi de tam tersi, olmadık yerde konuştu, olmadık yerde sustu. Böyle olunca, söylenmesi gerekenler söylenmedi, söylenmemesi gerekenler söylendi çoğunlukla. Daha sonra ne büyük yanlışlar yaptıklarını anımsattı içlerinden birileri. Ne var ki zaman hep olduğu gibi akıp geçmişti.
Böylece devam etti gitti düzen.
17 Eylül 2013
Kuşlar ve İnsanlar
İnsanlar, binyıllar boyunca hep, "Ah keşke kanatlarımız olsaydı da biz de kuşlar gibi uçabilseydik, havada özgürce süzülebilseydik!" diye, özlemle karışık serzenişlerde bulundular. Ama bir yandan da kuşları öldürmeyi, onları korkutmayı sürdürdüler.
Kuşlarsa, "Keşke insanlar biraz insanca davranabilselerdi de, yeryüzünde biz de rahatça yaşayabilseydik," dediler ve iç geçirerek şunu eklediler: "Kim bilir, o zaman belki elbirliğiyle uçmanın bir yolunu bulabilirdik insanlara."
Böylece devam etti gitti düzen.
23 Temmuz 2013
Yaz ve Kış
Kış gelince soğuktan titreyen insanlar hep bir ağızdan, "Yaz gelse de kemiklerimiz ısınsa," dediler. Bunu söylerken sesleri özlem kokuyordu, hatta, iç çekerek söylüyordu kimileri.
Yaz geldiğindeyse sıcaklardan kavrulan insanlar, gene hep bir ağızdan, "Kış gelse de biraz..." dediler ve durdular. Sonunu getirmeye cesaret edemedi hiçbiri.
Böylece devam etti gitti düzen.
Yaz geldiğindeyse sıcaklardan kavrulan insanlar, gene hep bir ağızdan, "Kış gelse de biraz..." dediler ve durdular. Sonunu getirmeye cesaret edemedi hiçbiri.
Böylece devam etti gitti düzen.
20 Haziran 2013
Öğretmenler ve Öğrenciler
Öğretmenler öğrencilerine hep şöyle dediler:
"Bakın çocuklar, sizin gibi bu sıralarda otururken bizim öğretmenlerimiz de bize her zaman yapmamız ve yapmamamız gereken şeyleri söylediler, ama biz hep yapmamamız gerekenleri yaptık ve sonuçta pişman olduk, şimdi biz de size söylüyoruz, yapmanız gerekenleri yapın ki gelecekte pişmanlık duymayasınız."
Oysa öğrenciler içlerinden şunu geçiriyorlardı:
"Hele bir o zaman gelsin, biz de o masaya oturalım da... Allah büyüktür..."
Böylece devam etti gitti düzen.
"Bakın çocuklar, sizin gibi bu sıralarda otururken bizim öğretmenlerimiz de bize her zaman yapmamız ve yapmamamız gereken şeyleri söylediler, ama biz hep yapmamamız gerekenleri yaptık ve sonuçta pişman olduk, şimdi biz de size söylüyoruz, yapmanız gerekenleri yapın ki gelecekte pişmanlık duymayasınız."
Oysa öğrenciler içlerinden şunu geçiriyorlardı:
"Hele bir o zaman gelsin, biz de o masaya oturalım da... Allah büyüktür..."
Böylece devam etti gitti düzen.
29 Mart 2013
Aşk ve Seks
Kimileri, "Ne güzel, keşke bu an hiç bitmese, hep burada, bu güzel kumsalda uzanıp güneşlensek," dediler. Sonraki kavimler de adını aşk koydular bu isteklerinin.
Kimileriyse, "Bunca güneşlendik de ne oldu, hadi kalk denize girelim," diye tutturdular; bunun da adına seks dedi kadim medeniyetler.
Böylece devam etti gitti düzen.
Kimileriyse, "Bunca güneşlendik de ne oldu, hadi kalk denize girelim," diye tutturdular; bunun da adına seks dedi kadim medeniyetler.
Böylece devam etti gitti düzen.
6 Ekim 2012
Erkekler ve Kadınlar: Acı
Kadınları hep gözlerden ırak arka odalara gönderdiler ve onlara şöyle dediler: "Burada tutun tutacaksanız yasınızı. Ancak burada çekebilirsiniz acınızı."
Ses çıkarmadı hiçbiri. Ve herkes tutmaya başladı yasını. Ağıt ağıda karıştı. Sesleri çıktıkça döktüler acılarını, çıkarıp serdiler orta yere kederlerini. Taa arka odalardan evin tümüne yayıldılar kendi sesleri içinde.
Erkeklerse salonlarda ve mükellef odalarda dizildiler sıra sıra. Görünür oldular gelene gidene. Ancak, acıları görünür kılmaya gelince, cesaret edemedi hiçbiri buna. Tekinin sesi çıkmadı salondan dışarıya. Neden sonra yas tuttuklarının ayırdına vardılar, şöyle dediği duyuldu içlerinden birinin: "Bu tuttuğumuz "kendi" yasımızdır, değil mi?" Sustular.
18 Eylül 2012
Gidenler ve Kalanlar
Bazıları gitmeye öyle koşullanmışlardı ki, gidiş zamanı geldiğinde, "Çok güzel olacak bu gidişimiz," dediler, "sonuçta gidecek olan bizleriz, ne mutlu bize!" Ve başlarını alıp gittiler.
Arkalarından bakanlar da, "Çok iyi yapıyorlar gitmekle, bugüne kadar hep buradaydık sonuç olarak, değişen bir şey yok bizim için," dediler. Pek az kimsenin de şunlar döküldü ağızlarından: "Diğerleri gittiğinde bizler kalırız."
Hep böyle, gidenler ve gidişler kutsandı işte. Kimseciklerin aklına gelmedi kalanlara sahip çıkmak.
Böylece devam etti gitti düzen.
Arkalarından bakanlar da, "Çok iyi yapıyorlar gitmekle, bugüne kadar hep buradaydık sonuç olarak, değişen bir şey yok bizim için," dediler. Pek az kimsenin de şunlar döküldü ağızlarından: "Diğerleri gittiğinde bizler kalırız."
Hep böyle, gidenler ve gidişler kutsandı işte. Kimseciklerin aklına gelmedi kalanlara sahip çıkmak.
Böylece devam etti gitti düzen.
16 Eylül 2012
Babalar ve Oğullar
Babalar oğullarına,
"Bizim gibi olmayın, biz bütün bu yapıp ettiklerimizi, siz bizim gibi olmayın diye yapıyoruz," dediler.
Oysa, oğullar içlerinden şöyle diyorlardı:
"Babamız gibi olmalıyız. Kendimize onları örnek almayacağız da kimi alacağız?"
Böylece devam etti gitti düzen.
"Bizim gibi olmayın, biz bütün bu yapıp ettiklerimizi, siz bizim gibi olmayın diye yapıyoruz," dediler.
Oysa, oğullar içlerinden şöyle diyorlardı:
"Babamız gibi olmalıyız. Kendimize onları örnek almayacağız da kimi alacağız?"
Böylece devam etti gitti düzen.
15 Eylül 2012
Hâkimler ve Hekimler
Hekimler,
"Hastalar nefes aldıkça ümit vardır," dediler, "ne olursa olsun, onları yaşatmak için sonuna kadar gayret etmeliyiz."
Hakimler ise çoktan kararlarını vermişlerdi:
"Bunlar yaşamayı hiçbir biçimde hak etmiyorlar. Derhal ölmeliler!"
Böylece devam etti gitti düzen.
"Hastalar nefes aldıkça ümit vardır," dediler, "ne olursa olsun, onları yaşatmak için sonuna kadar gayret etmeliyiz."
Hakimler ise çoktan kararlarını vermişlerdi:
"Bunlar yaşamayı hiçbir biçimde hak etmiyorlar. Derhal ölmeliler!"
Böylece devam etti gitti düzen.
14 Eylül 2012
Krallar ve Soytarılar
Krallar, soytarılarına o denli bağlanmışlardı ki, bir gün soytarılar, "biraz da siz bize soytarılık edin," dediklerinde, hayır diyemediler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
