31 Ağustos 2014

Kutsal Ceviz Yaprağı

Ceviz yaprağının kutsal olduğuna inandırdım kendimi. O günlerde bir karar almıştım, bundan böyle benim için neyin kutsal olup neyin olmadığına bizzat ben karar verecektim. Ne bir kimseye soracak, ne bir kitaba bakacaktım. İlkin ceviz ağacının kutsal olduğuna kanaat getirdim. Yaşlı bir kadına sormuştum, bu ceviz ağacı kaç yıllıktır diye. Beni tanıyordu kadın, sorumu yanıtlamadan benden kurtuluş olmayacağını iyi biliyordu. Bundan ötürü bir yanıt verip işin içinden çıkmanın en iyi yol olduğunu içinden söylemişti kendine. Gelgelelim kestirip atılır türden vereceği bir cevaba razı olmayacağım da aşikârdı, bunu da bildiğinden, önce bana, sonra ağaca bakıp bir şeyler kestirmeye çalışmış ve, yüz yıllık, deyivermişti. Bunu duyunca içimde ağaca karşı bir saygı uyanmıştı oracıkta. Nasıl uyanmasındı, yüz yıl dile kolaydı. O güne dek o ceviz ağacının yakınından uzağından, ötesinden berisinden geçişimin haddi hesabı yoktu. Aslında en çok da dibinden geçmiştim herkes gibi. Ne ki, bir kez olsun aklıma gelmemişti her gün gördüğüm bu ağacın böylesine yüce bir ağaç olduğu. Yüceydi, buna kuşku yoktu, kutsal bir ağaç olmalıydı bu.

O günün akşamı eve vardığımıda annemin gündüzün sağdığı sütü mayalamakta olduğunu gördüm. Aklıma ceviz ağacı geldi hemen. Hoş, hiç aklımdan çıkmamıştı ya, saatlerdir onu düşünüyordum. Süte kutsal ağacın kutsal yaprağından bir tane koyarsam bu yoğurdu da kutsamış olacaktım. Gerisin geri ağacın yanına gittim. En güzel yapraklardan bir tane kopardım. Eve geldim yine. İlkin yıkamayı düşündüm yaprağı ama vazgeçtim. Kutsal olan bu yaprak elbette her şeyden daha temizdi. Annem sütü mayalamış, üzerini örtmüşü. Kaldırdım örtüyü. Sonra da tencerenin kapağını. Yaprağı usulca bırakıverdim sütün içine.

Devamı yoğurdun tadında gizlidir.
Sayfa başına git