Bir Uzaylının not defterinden.
15 Ocak 2015
Canı çok sıkılan bir canlı türü: insan
İnsan denen türün üyeleri öyle garip yaratıklardır ki bazen canları hiçbir şey yapmak istemez. Bizim gözümüzden bakılınca başlangıçta kolay bir şey gibi gözükür bu, hiçbir şey yapmamakta ne var? Otur bir yere, ya da uzan, bırak vakit geçsin. Fakat mesele hiç de sandığımız kadar basit değildir. Çünkü başka hiçbir canlı türünde olmayan bir özellik var insanlarda, hiçbir şey yapmadıklarında da canları sıkılır. Hem de daha çok sıkılır. Sırrı hâlâ çözülememiş bir kısırdöngüdür bu. Sıkıntıdan hiçbir şey yapmak istemezken, tam da bu yüzden daha çok sıkılır canları. İnsan her bakımdan garip bir tür.
11 Nisan 2013
Tutulma
İnsan bazen tutuluyor. Sürekli veya sıklıkla yaptığı işi yapamaz oluyor. Bende de son günlerde bir tutulma var ya, nedenini anlayamadım. Şu, gazete mazetelerin bahar aylarında sayfalarını doldurmak için döşedikleri haberlerde adına bahar yorgunluğu denen şey de henüz uğramadı, neyin nesidir bu kesiklik, anlamadım ki.
Bloğa yazacak doğru dürüst bir şeyler gelmez oldu aklıma bir haftadır. Dikkat ettiyseniz boyuna resim mesim döşeyip geçiştiriyorum ben de. Böyle olunca aklıma ne geldi, biliyor musunuz?
Neden şu hepimizin tanıdığı köşe yazarlarının sık sık saçmaladığını, gerzek gerzek konuştuğunu anladım galiba. Adamlar tutuluyor. Yıllardır blog yazıyorum, bundan ötürü çok iyi biliyorum ki insan bazen tutuluyor, yazacak hiçbir şey bulamıyor. E, bunlar da insan bir yerde, tutulmaları normal, ama saçmalamaları, hezeyanlara kapılmaları, seviyeyi indirmeleri vb. ne kadar normal, onun takdirini size bırakıyorum.
Bazı köşe yazarlarının böylesi tutulma zamanları için önceden yazdıkları yazıları hazırda beklettiğini artık ilkokul çocukları bile biliyor, o bir sır değil, ama buna pek de ihtiyaçları olmuyor, burası Türkiye, şükür ki gündem her zaman züccaciye dükkanı gibi dopdolu. En rahat iş de adına spor yazarı dediğimiz insan türünde. Bir gün bir derbi maçından falan sonra elinize bir spor gazetesi alın ya da bir gazetenin spor sayfasını açın bakın, adamlar dün akşam oynanan maçın bildiğin özetini yapıyor, başkaca yaptıkları hiçbir şey yok.
Türkiye'de günlük yüz binin üzerinde satan on beş kadar gazete var. Hepsinin de sürüyle köşe yazarı var, toplasan üç yüz-beş yüz ederler ama içlerinde hakiki köşe yazarı yirmiyi geçmez, kalıbımı basarım.
Bloğa yazacak doğru dürüst bir şeyler gelmez oldu aklıma bir haftadır. Dikkat ettiyseniz boyuna resim mesim döşeyip geçiştiriyorum ben de. Böyle olunca aklıma ne geldi, biliyor musunuz?
Neden şu hepimizin tanıdığı köşe yazarlarının sık sık saçmaladığını, gerzek gerzek konuştuğunu anladım galiba. Adamlar tutuluyor. Yıllardır blog yazıyorum, bundan ötürü çok iyi biliyorum ki insan bazen tutuluyor, yazacak hiçbir şey bulamıyor. E, bunlar da insan bir yerde, tutulmaları normal, ama saçmalamaları, hezeyanlara kapılmaları, seviyeyi indirmeleri vb. ne kadar normal, onun takdirini size bırakıyorum.
Bazı köşe yazarlarının böylesi tutulma zamanları için önceden yazdıkları yazıları hazırda beklettiğini artık ilkokul çocukları bile biliyor, o bir sır değil, ama buna pek de ihtiyaçları olmuyor, burası Türkiye, şükür ki gündem her zaman züccaciye dükkanı gibi dopdolu. En rahat iş de adına spor yazarı dediğimiz insan türünde. Bir gün bir derbi maçından falan sonra elinize bir spor gazetesi alın ya da bir gazetenin spor sayfasını açın bakın, adamlar dün akşam oynanan maçın bildiğin özetini yapıyor, başkaca yaptıkları hiçbir şey yok.
Türkiye'de günlük yüz binin üzerinde satan on beş kadar gazete var. Hepsinin de sürüyle köşe yazarı var, toplasan üç yüz-beş yüz ederler ama içlerinde hakiki köşe yazarı yirmiyi geçmez, kalıbımı basarım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
