Tüm bahtsız koyunlarımıza ithaf olunur.
O kadar kitap okudum, "Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler," atasözünü bir türlü anlayıp kavrayamadım. Neden koyun keçiyle ikame ediliyor, sırf birbirlerine benzedikleri için mi? İkisi de küçükbaş olduğundan, yaşam koşulları birbirine benzediğinden mi? Bilemeyiz, atalara sormak lazım.
Geçenlerde yatmak üzere yatağa girdim, baktım ki bir türlü uykum gelmiyor, çitten koyun atlatayım bari, dedim. Çocukken, Susam Sokağı mıydı, başka bir program mıydı, oradan öğrenmiştim koyun atlatmayı.
Bir koyun çitten atladııı!
İki koyun çitten atladııı!
Üç koyun çitten atladııı!
Uzar giderdi böyle. Hayal meyal hatırlıyorum, bazen 100'leri bulurdu atlayan koyun sayısı. Küçükken hiç denemedim, o zamanlar uykusuzluk sorunum pek yoktu. Geçen günse, bir deneyeyim, belki işe yarar, dedim ve işe koyuldum.Dedemlerin yazlık ağılını gözümde canlandırdım önce, birkaç koyun atlattım çitten. Fakat bir sorun vardı, ilk beş-on tanesini her nasılsa atlattım atlatmasına ama ağılın kapısı gerçekte epey yüksek, bir koyunun üstünden atlaması imkânsız. Kısacası, ben daha koyunları yeni atlatmaya başlamışken, olay hayali de olsa, yaptığım mantık hatası güya tez uyumak için kurduğum planı altüst etmeye yetti ve zaten olmayan uykum iyiden iyiye dağıldı.
Sonra yine bizim köyde, ama bu kez hayali bir ağıldan atlatmaya başladım koyunları. Dedemlerin gerçekte taş duvarla yapılmış, sadece kapısı çitten olan ağılının aksine, hayalimde dört bir tarafı çitten, üstelik de daha alçak bir ağıl yaptım ve atlatmaya başladım koyunlarımı. İlk birkaç tanesini atlattım, iyi atlıyorlardı, atlarken çite de değmiyorlardı üstelik. Atlayış sorunsuz devam ederken ne oldu dersiniz? Koyunlardan biri arka taraftan atladı. E, koyunları bilirsiniz, biri bir halt etsin, hepsi sırayla hiç vakit kaybetmeden aynı haltı işlemeye koyulur. Zaten, Wikipedia'dan okuduğuma göre uykusuzluğa çare olarak koyun atlatma fikri de koyunların "koyunluklarından," yani bir işi sırayla, düzen içinde yapmalarından, birbirlerinin ardından gitmelerinden doğmuşmuş.
Konumuzdan sapmayalım, o koyun arkadan atlayınca ağıldaki diğer tüm koyunlar derhal o yana yöneldiler ve sırayla atlamaya başladılar. Çitin o tarafında da, adını söylememe lüzum yok, yaşlıca bir amcanın bahçesi var. Ben hâlâ kendi bulunduğum taraftan koyunları atlatmaya uğraşırken o yaşlı amcanın sesini duymayayım mı, "Evladıım, koyunların bahçeme daldılar, görmez misiin!" diye bağırıyordu adamcağız. Duyar duymaz, ayıp olmasın diye hemen koşup bahçeye girdim ve koyunları çıkarmaya başladım. Yaşlı amca da bana yardım etti. Koyunların hepsini bahçeden tam çıkarmışken bir de ne göreyim, biraz önce çitten atlattığım birkaç koyun başlarını almış gidiyorlar. İçimden kendime kızdım, "Madem atlatacaktın, be hey adam, ne demelere dışarıya atlattın koyunları, dışarıdan içeriye atlataydın a!" Bir yandan da giden koyunların peşinden koştum, bir başkasının bahçesine de onlar girse hiç uğraşmaya gelmezdi şimdi.
(Meselenin burasında biraz kendime gelir gibi oldum. "Kafayı mı yedin oğlum sen?" diye sordum kendime. Alt tarafı uykumu getirmeye çalışırken her şeyi yüzüme gözüme bulaştırmıştım işte. Bu kadar çok kitap okuma, diyenlerin haklı oldukları yerler de var elbette, bunu inkâr etmiyorum.)
Neyse efendim, konuyu biraz toparlamak adına şunu söyleyeyim, o gece uykumu getirebilmek için koyun atlatayım dedim ve gördüğünüz gibi yüzüme gözüme bulaştırdım. Sonra ne mi yaptım? Koyunlardan elimi çekip uykumun kendiliğinden gelmesini mi bekledim? Hayır tabii ki, koyunlar işe yaramayınca gidip keçilere bulaştım ben de.
Siz şimdi gidin yatağınıza girin. Uykunuz yoksa koyun moyun atlatayım demeyin. Benim çoğu kez yaptığımı yapıp kendinizi hipnoz edin: Elinize bir kitap alın ve sakın anlayarak okumayın. Sadece ve sadece okuyun. Hiçbir şey anlamadan okuyun. Gözlerinizi satırlardan almayın, okuyun, okuyun. Biraz sonra uykuya dalacaksınız. Sabah olunca da uyanacaksınız.
Yarın veya bir iki gün sonra da keçilerle maceramı yazacağım inşallah.
(Soracaksınız haliyle, "Neden bu yazıyı bahtsız koyunlara ithaf ettin?" Ya da, "Neden koyunların bahtsız olduğundan dem vurdun?" Efendim, koyunlar bahtsız olmasın da ne olsun? Sürü olmanın bunca aşağılandığı bu devirde koyuncağız bahtsız olmasın da ne olsun?)
