8 Temmuz 2010

Bunlar da acemi defineciler (Define Yazıları-2)

Mehmet Dayım anlatıyor:

Sonbahar gelmişti ve ben öğretmenlik yaptığım Özalp'a gitmiştim. Orada arı kovanları görünce çok şaşırmıştım. Çünkü haziranda buradan giderken arılar falan yoktu. Hepimizin bildiği gibi arıcılar bizim memlekete ilkbaharda gelirler. Haliyle merak edip sormuştum, bunların nereden çıktığını. Meğer onlar da kısa bir süre önce gelmişler. İyi de sonbaharda arıcı mı gelirmiş buraya yahu! Otlar çoktan biçilmiş, tarlalar sararmış, çiçek namına birşey kalmamışken... kafalarına kovan falan mı düşmüş bu arıcıların?

Meselenin iç yüzü birkaç gün içinde anlaşılmış. Karadeniz taraflarından gelen bizim cin fikirli arıcılar esasında defineciymiş. Şüphe çekmemek için böyle zeka parıltısı bir oyun tezgahlamışlar. Bu büyük plan nasıl olmuşsa çevredekilerin dikkatini çekmiş, jandarmanın kulağına da gitmiş, sonuç olarak define ekibi yakayı ele vermiş.

Olan da zavallı arılara olmuş. "Ortalıkta öylece başıboş kalmışlardı arılar" diyor dayım.

21 Haziran 2010

Define Yazıları 1: Definecilik

Definecileri bilir misiniz? Altın aralar; gece gündüz. Yaz kış. Yağmur çamur... Günlerce, aylarca, yıllarca... Arar dururlar. Eski zaman dervişleri misali...

Kolay iş değildir definecilik. Sahiden değildir. Her şey bir yana, çok güçlü bir irade ister. Aradığın şey nerede, bilmiyorsun. Var mı yok mu, emin değilsin. Ne zaman 'bulacaksın', belirsiz. Ama arayaduruyorsun işte, bıkmadan usanmadan.

Sonra umut ister definecilik. Her an umutlu olacaksın. En üst düzeyde tutacaksın ümidini üstelik. Her babayiğidin harcı değil; yıllar yılı arayıp da tek bir altın bulamadığın halde hep yarın bulacakmışsın gibi umudunu koruyacaksın, her yeni kazıda heyecanlanacaksın, çukur derinleştikçe yüreğin ağzına gelecek denli umutlu olacaksın...

Sabır ister definecilik. Nasıl istemesin. Yeri gelecek usanacak gibi olacaksın, gına gelecek. Ama "Ya sabır!" diyecek içindeki ses, "Ha gayret!" diyecek ve sen şaşmayacaksın bildiğin yoldan.

Hırs da ister definecilik. Öyle pısırıklık mısırıklık yoktur bu yolda. Yeri gelecek, bir yerden bir akıl esecek: "Ulan insanoğlu" diyeceksin kendi kendine, "iş değil bu yaptığın, yol değil bu tuttuğun, aklını başına..." Ama içindeki ses hemen durduracak seni, dağıtıverecek o düşünceleri, hırsın karşı gelecek sana. Senden gayrı, başkaları da sana akıl vermeye kalkacak: "Vazgeç bu sevdadan" diyecekler, ama hırsın onlara da kulak tıkayacak.

Emek ister definecilik. İş başa düşmüştür bir kere. Kendi işini kendin yapacaksın. Öyle herkese yaptırılacak iş değildir zira. Kazacaksın. Hem de çok. Orayı burayı delik deşik edeceksin. Güçlü kuvvetli olacaksın. Olacaksın ki; her zaman yumuşak topraktan ibaret olmayacaktır kazdığın yerler, taşı da çıkacaktır, kayası da.

Velhasıl, ne istemez ki definecilik. Aklıma şimdi şuracıkta bunlar geldi.

İyi güzel de, nereden esti durduk yerde definecilik? Anlatacağım efendim, sonraki yazı(lar)da hepsini anlatacağım.
Sayfa başına git