5 Eylül 2015

Hayal gücünü nasıl geliştirebilirsin?

© Grant Snider for Fred Rogers Center. From here.

  1. [Fidanının] boy verebileceği bir yer bul.
  2. Uygun büyüklükte bir çukur kaz.
  3. Onu dik ve sula.
  4. Hayretle büyüyüşünü izle.
  5. Epeyce ayışığı almasını sağla.
  6. Her gün onunla oyna.
  7. Taze fikirlere açık ol.
  8. Onu insanlarla paylaş.
  9. Bir orman yetiştir.
  10. Yeni ufuklara yelken aç.
  11. Ondan pir parçayı da yanında götür.
  12. Ve o yeni parçanın da boy verebileceği yeni bir yer bul.

7 Mart 2014

Böyle

© Caras Ionut
Hayal gücü sınırlı mıdır, sınırsız mı? Her şeyi hayal edebilir mi insan? Sanırım hayır. 
"Her şey" dediğimizin ölçüsü nedir, ilkin bunu sorgulamalıyız. Hakikaten her şey ne kadar şeydir? Her kelimesinin ardına düşse bir filozof, ne kadar yol alır?

Biz insanlar olabildiğince "küçük" varlıklarız. Sınırlıyız. Kapasitemiz belli. Evet, hayal gücümüze çoğu kez diyecek yok, gelgelelim, biz neyi hayal edebiliyoruz, soru bu. Bakınız, biz sadece ve sadece olan şeyleri düşünebiliyoruz, hayal gücümüz bilip tanıdığımız şeylerle sınırlıdır. Gökyüzüne bir salıncak kurup bir çocuğu içinde sallamak, ayaklarının altına da enfes bir manzara yerleştirmek, doğrusu bazılarımız için çocuk oyuncağı. Ama dikkat edin, bu saydıklarım hep olan şeyler, bildiğimiz şeyler; salıncağı da biliriz, çocuğu da, manzarayı da, ve şimdilik pratik olarak mümkün olmasa da hayal gücümüzle bunları basitçe birleştirebiliriz, resimde de görüldüğü üzere. Mesela şu anda hepimiz bir saniye içinde Ay'a gidip gelebiliriz hayalimizde. Biz, Ay, gidip gelmek, saniye... bunlar hep var olan, bizce bilinen şeyler.

Bir örnek daha vereyim. Allah denince aklınıza nasıl bir varlık gelir? Benim ilk çocukluğumdan bu yana kafamda hiç değişmeyen bir Allah figürü vardır. Dünyayı yeni yeni algılamaya başladığım zamanlarda anneme sorduğum pek çok sorudan biri Allah'ın kim olduğuna yönelikti. Çok merak ediyordum çünkü, her gün adı geçen o Allah kimdi ve neredeydi? Annem de anlatmaya çalışırdı haliyle. O anlatınca, evimizin karşısındaki bahçenin kavak ağaçları kadar yüksek, odamızın içi kadar kalın, bizi seven, yüzü her daim gülümseyen, hep yukarıda, gökyüzünde durup bize bakan babacan biri canlanırdı gözümde. Dikkat ederseniz, Allah'ı hep insana ve doğaya ait figürlerle özdeşleştirmişim. Yalnızca ben mi? Tahminimce neredeyse tüm insanlar da böyle düşünüyorlardır. Çünkü, dedim ya, biz yalnız ve yalnız bildiğimiz şeyleri hayal edebilir, tasarlayabilir, düşünebiliriz.

Nereye gelmek istiyorum? Gelmek istediğim yeri en başta söyledim, biz insanlar bu dünyada çok küçüğüz, sınırlıyız. Ama bir dakika, bu dünya dediğin ne ki? Güneş sisteminin çok çok çok küçük bir cismi değil mi? Güneş sistemi gibi sınırsız sayıda sistemin olduğu milyarlarca galaksiyi, bu milyarlarca galaksinin yer aldığı bütün bir evreni bir futbol sahası büyüklüğündeki bir kâğıda 05 uçlu bir kalemle çizmeye kalk, Dünya bir nokta kadar bile yer kaplamaz. Evet, 05 uçlu bir kalemin ucu kadar yer kaplamaz Dünyamız. Varın düşünün ne kadar küçük olduğumuzu. Siz çok küçüğüz, dediğime de bakmayın, küçüklüğümüzün ölçüsünü belirtecek bir kelime yok da ondan çok, diyorum. Çok çok çok çok çoooooook küçüğüz. 

E, ne yapalım yani küçüksek, "kendimizi" intihar mı edelim, dediğinizi duyar gibiyim. Yok, "kendinizi" intihar etmeyin, bir süre daha bu minicik dünyamızda kalmanız yararınıza olacaktır.

Hadi, biraz hayal kuralım...
Sayfa başına git