16 Ocak 2018

Kendini gören kedi

Mustafa'yla yokuş aşağı yürüyorduk. Az ileride bir kedi, park etmiş bir arabanın üzerine çıkmış, ön camdan içeriye bakıyordu. Öyle dikkatli bir bakış ki. Herhalde içeride biri var, ona bakıyor sandım ilkin, ancak yanına varınca gördüm ki arabada kimse yok. İyi ama bu kedi neye bakıyordu böyle meraklı meraklı? Hani bir kuşu yakalamaya çalışırken sessizce, temkinlice yanaşır ya kediler, işte tam da öyle bir hal tavır. Başını okşadım. Arabadan içeriye de şöyle bir göz attım ve işte o an fark ettim ki kedi camda kendini görüyor ve bir yabancı sanıyor. 

Yolumuza devam edip yokuşu inerken bu hal insanlarda da var mıdır acaba, diye düşündüm. İnsan da kendine bir yabancıymış gibi merakla bakar mı ki? 

25 Haziran 2016

Kediler denize

Kediler de denize gitsin. Bütün kediler toplanıp bir gün denize gitsin. Şöyle güneşli, güzel bir gün. Vardıklarında kimi denize girsin, kimi çıkıp güneşlensin, kimi doya doya denize baksın, kimi miyavlasın, kimi öylece sussun. Biri kıyıdaki o taşın üzerine çıkıp derin hülyalara dalsın. Denizin suyundan içsin biri, öbürleri ona gülsün. Kediler gülsün elbette. Fakat, bilhassa bugünlerde, ve bilhassa kediler,

denize gitsin.

8 Temmuz 2013

Kediler Krallara Bakabilir

© Ş. Çimen
Herşey iyi de, diyeceksiniz, kedi sevmek nedir? Kedi sevmek insanları, sokakları ve şeyleri sevmekten farklı birşey mi? Bilge Karasu, 'kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir' der bir masalında, ben bu farklı sevme biçimini bundan daha iyi tanımlayan bir cümleye rastlamadım bugüne dek. Sahip olmayı yadsıyarak, ya da, sahip olmamayı göze alarak sevmek insanoğluna pek güç gelir. Sevgiyle mülkiyet duygusu öteden beri ortak yaşardır onda, sevgi bağını çoğu kez de tek yanlı, gerçek bir bağ haline sokmaya alışmıştır. Sevdiği kişinin bağımsızlığına da, kendi bağımsızlığına da kolay kolay katlanamaz. Bunu eleştiri, suçlama konusu saymamak gerek gene de: İnsanlar, eninde sonunda, kedi sevenler ve sevmeyenler olarak da pekala ikiye ayrılabilirler. Bir de, benim gibi, yolun sonuna varamayacağını bile bile kedi sevmeyi öğrenmeye çalışanlar vardır. Kedinin sevgi 'anlayış'ındaki farklılık, gülünç gelebilir ama, farklı bir mantığa bel bağlamasından gelir. İnsanlar, kendi doğalarının terimleriyle sevgisiz, hain ya da bencil sayarlar ya kediyi, onun herhalde bu tür kaygıları yoktur. Oynaşmak; sevmek, sevilmek istediği an buradadır. İstemediğinde çekip gider, sizin doyumunuz yarıda kalmış, ona vız gelir. 
Enis Batur
(Buradan)

19 Haziran 2013

Kediler Neden 9 Canlıdır?

© Copyright
Pek çok şeyin aslı astarı bilinmediği için saçma sapan anlamlar yükleniyor zaman içinde. Kedilerin dokuz canlı olduğu efsanesi de böyle bir şey. Ben de sanıyordum ki mitolojide, kutsal kitaplarda falan böyle dokuz canlı, "ölüp ölüp ölmeyen" bir kedi var, o yüzden böyle söyleniyor. Meğer işin aslı bambaşkaymış.   

Semih Gümüş'ün Yazarın Yalnızlık Burcu'ndaki "Hayvana Hayvan Demeyen Edebiyat" başlıklı denemesinden öğrendim: "J. M. Masson, Kedilerin Dokuz Duygusal Canı'nda kedilerin dokuz temel duyguyu yaşadıklarını belirtiyor: narsisizm, sevgi, tatmin, bağlılık, kıskançlık, korku, öfke, merak, oyunculuk." Yalnızca bunlar da değil, kedilerde ayrıca "üzüntü, sevecenlik, merhamet, hayal kırıklığı, geçmişe özlem, sıkıntı, utanç, kayıtsızlık, yoğun dikkat ve düşünce, kızgınlık, şaşkınlık ve kendinden hoşnut olma duyguları" da varmış. 

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, nankörlük yok. Neden olsun ki? Kediler nankör değiller. Kendimi bildim bileli kedimiz vardır, şimdiye dek kaç kedi bizimle yaşadı onu da bilmiyorum, şimdi de yaşlı Ramazan var, birinden birinin nankörlüğüne rastlamadım. Kedilerin nankör olduğu hakiki bir yalandan başka bir şey değil. En az köpekler kadar sadıklar insanlara. Keşke birlikte yaşayan tüm insanlar da kedi ve köpeklerin yarısı kadar olsun birbirlerine bağlı olabilselerdi.
Sayfa başına git