7 Eylül 2018

Başlangıçta Göz Vardı

Efendim, ben ve arkadaşlarım altı yıldır bir arkeoloji kazısı yapıyorduk. Kazımız birkaç ay evvel bitti. O zamandan beridir araştırmamızı derleyip toparlamak ve raporlaştırmakla meşguldük. Nihayet bugün işimizin sonuna geldik. Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarına ait binlerce yeni tablet ve belge bulduk. Hepimiz çok heyecanlandık. Aylar geçmiş olmasına rağmen heyecanımız hâlâ da dinmiş değil. Tabii, arkadaşlarıma ayıp olmasın diye bulduğumuz her şeyden burada söz edecek değilim. Yalnızca bir tane belgenin içeriğinden özetle söz edeyim.  

Bilindiği gibi, İncil'in Yuhanna kitabının ilk ayetleri şöyledir: 
Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi. 
Pek yeni tarihsel bulgu ve belgelerimize göre İncil'de aslında söz değil göz kelimesi yazılıydı. Arami dilinden Grek diline çevrilirken tercümanlardan birinin yaptığı küçük bir hatayla göz, söz diye yazıldı. Böylece ilk bakışta pek masum sayılabilecek bu hata yüzlerce yıl içinde değiştirilmesi imkânsız bir hal aldı.

Yeni bulgularımıza göre Kitap aslında şöyle başlıyordu:
Başlangıçta Göz vardı. Göz Tanrı'nın Gözü'ydü ve her daim O'nunla birlikteydi ve Göz Tanrı'ydı. Başlangıçta ve sonuçta O Tanrı'yla birlikteydi. Her şey O'na görünürdü. O, Göz'dü. Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar ve Göz ışıkta görür. 
Via

25 Aralık 2017

Söz

İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenilmez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydurma, boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı armağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gelmiş ve o gün bugün epik ve epope diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da onun doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere vere günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir nitelik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır.
Ama bir de logos vardı. Onun sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere İonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. Onlara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve doğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz önüne sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur.
Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü.
Sayfa başına git