İnsanın,
1. Unutmak istemeyeceği halde unuttuğu şeyler olur,
2. Unutmak istediği halde unutamadığı şeyler olur,
3. Unutmadığı, zaten unutmak da istemediği şeyler olur,
4. Unuttuğu, unutmayı da zaten istemiş olduğu şeyler olur.
Böylece unutmak söz konusu olduğunda insanın kesesinde iki olumlu, iki de olumsuz durum vardır. Bunların dördü de, ekstrem örnekler hariç, sanırım her insan için geçerlidir.
"Hafızayı beşer nisyan ile maluldür," demişler. Yani, insan belleğinin unutkanlık denen bir sakatlığı vardır.
Yukarıdaki dört maddenin ikisinde söz konusu sakatlığı görürüz. 1. maddede bu sakatlık istenmeyen, 4. maddedeyse istenen bir konumdadır. Şu halde kusur bazen istenen bir şey oluyor. İlginç.
Siz de bir bakın, eğer bu dört maddenin arasında size uymayanlar varsa kendiniz hakkında birkaç dakika düşünün, olağandışı birisiniz demektir. Hele hele hiçbiri size uymuyorsa, o zaman gerçekten öbür insanlardan bütünüyle farklısınız demektir.
5 Ekim 2014
24 Haziran 2007
Çaresizlik...
Sevgili günlük;
Gece vakti nereden başlasam meramımı anlatmaya? Çaresizlik diye attık başlığı. Yok yok öyle anladığın türden değil benim çaresizliğim. Mesela amansız bir hastalığın pençesinde kıvrılan türden bir çaresiz değilim. "Allah kimseye vermesin" derdi ninem, ben de "Amin!" diyorum.
Bundan üç-dört yıl önce bir fotoğraf sitesine rastlamıştım webde. Çok geniş bir içeriğe sahipti. Aklına ne gelirse gelsin, illa ki birkaç fotoğraf vardı o konuda. Esasen bir alışveriş sitesiydi. Yani online fotoğraf satıyordu. Ben de sık sık girer işime yarayacak güzel fotoğraflar bulur kullanırdım. Üstelik diğer fotoğraf satış siteleri gibi fotoğrafların üzerine de ucube logosunu basmıyordu. Anlayacağın çok beğendiğim bir o kadar da kullandığım bir siteydi.
Ne olduysa kullanmaz oldum. Yaklaşık bir yıldır kullanmıyorum herhalde. Geçen hafta yine aklıma geldi, nerden geldi bilmiyorum. Bir gireyim dedim. Aha! O da ne? Sitenin adını, adresini, künyesini unutmuşuz. Hatırlarım dedim, kendi kendime velakin hatırlanacak gibi değil.
Çok kötü bir huyu var bendenizin. Unuttuğum birşey olmayagörsün, içime bir ukde gibi düşüyor. Sürekli merak ediyorum, kendimi yeyip bitiriyorum.
Ne çare sevgili günlük...
Gece vakti nereden başlasam meramımı anlatmaya? Çaresizlik diye attık başlığı. Yok yok öyle anladığın türden değil benim çaresizliğim. Mesela amansız bir hastalığın pençesinde kıvrılan türden bir çaresiz değilim. "Allah kimseye vermesin" derdi ninem, ben de "Amin!" diyorum.
Bundan üç-dört yıl önce bir fotoğraf sitesine rastlamıştım webde. Çok geniş bir içeriğe sahipti. Aklına ne gelirse gelsin, illa ki birkaç fotoğraf vardı o konuda. Esasen bir alışveriş sitesiydi. Yani online fotoğraf satıyordu. Ben de sık sık girer işime yarayacak güzel fotoğraflar bulur kullanırdım. Üstelik diğer fotoğraf satış siteleri gibi fotoğrafların üzerine de ucube logosunu basmıyordu. Anlayacağın çok beğendiğim bir o kadar da kullandığım bir siteydi.
Ne olduysa kullanmaz oldum. Yaklaşık bir yıldır kullanmıyorum herhalde. Geçen hafta yine aklıma geldi, nerden geldi bilmiyorum. Bir gireyim dedim. Aha! O da ne? Sitenin adını, adresini, künyesini unutmuşuz. Hatırlarım dedim, kendi kendime velakin hatırlanacak gibi değil.
Çok kötü bir huyu var bendenizin. Unuttuğum birşey olmayagörsün, içime bir ukde gibi düşüyor. Sürekli merak ediyorum, kendimi yeyip bitiriyorum.
Ne çare sevgili günlük...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
