16 Temmuz 2014

Futbol vesaire

Dünya Kupası geçen gün sona erdi. Almanya'nın şampiyon olması sürpriz olmadı, zira dünyanın en başarılı takımlarından biri. Brezilya'nın Almanya'ya 7-1 yenilmesiyse gerçekten bir sürprizdi. Çünkü beş kez dünya şampiyonu olmuş, futbol denince ilk akla gelen ülke. Üstelik kupa kendi evinde düzenleniyor. Üstüne bir de mahalle maçlarında bile her zaman rastlanılmayan bir skorla yenildi. Sözün kısası, çok sevindim. Hatta ardından üçüncülük maçında Hollanda'dan da üç gol yiyince daha bir sevindim. Neden mi? Çünkü ezberlerin bozulması iyidir. 
***
Bir sonraki Dünya Kupası 2018'de Rusya'da, ondan sonraki de 2022'de Katar'da düzenlenecek. Şimdiye dek sadece bir sonraki kupanın nerede düzenleneceği önceden belli olurdu, bu kez sonraki iki kupanın yerleri birlikte belli oldu. Sanırım FIFA kendini garantiye almak için bu yola başvurdu. Çünkü dünyada ekonomik kriz var. Onca stadı yapmaya her ülke yanaşmaz. Trilyonlarca, hatta katrilyonlarca para ister bu iş. Zaten bana sorarsanız 2022'nin Katar'a verilmesinin esas nedeni de buydu. Araplarda para bol nasılsa. Katar'ın yüzölçümü 11,586 km², yani tamı tamına Ağrı ili kadar bir yer. Nüfusuysa 2 milyon. Ve burada 12 tane stat inşa edilecek. Hem de son teknolojiyle. Katar'da futbol mutbol yok, milyar dolarlarca para hepi topu bir aylığına oynanacak bir kupa için harcanacak. Sonra da büyük ihtimalle o statlar çürümeye terk edilecek. Sözün kısası, Batı uygarlığında her şey ihtiyaca bakılarak yapılır. İhtiyaç varsa on iki tane de yapılır, kırk iki tane de. Doğu uygarlığındaysa pek çok şey gösteriş için yapılır. 
***
Almanlar kadar disiplinli bir halk yoktur yeryüzünde. Disiplin oldu mu beraberinde her şey gelir. Halbuki kime sorsan soğuk karakterli bir halktır der Almanlar için. Dünyanın soğuk karakterli halklarıyla sıcak karakterlileri karşılaştırılsa ortaya ilginç sonuçlar çıkacağı kesin.
***
Ben bu dünya kupasında Kolombiya'yı tutuyordum. Neden derseniz, özel bir nedeni yoktu. Arkadaşıma gitmiştim, baktım televizyonda Kolombiya'nın maçı var, hangi takımla oynuyordu, onu da unuttum, oracıkta Kolombiya'yı tutmaya karar verdim. Finalde Brezilya'yla karşılaştı benim takım. Yenildi ne yazık ki.
***
Geçenlerde üç-beş arkadaş dolaşıyorduk. Biri, gelin de şu mağazadan kendime tişört bakayım dedi. Girdik içeri. Baktım spor malzemeleri, formalar falan var. Mağazada çalışan çocuk, abi hangi takımı tutuyorsunuz, bir forma verelim, dedi. Ben de, tuttuğum takımın forması Türkiye'de yok, dedim. Meraklandı, hangi takımı tuttuğumu sordu. Ben de Kolombiya dedim. Gülerek, işte şu köşede var abi, dedi. Tesadüfün de bu kadarı, diye geçirdim içimden, ben Türkiye'de yok diyorum, o bana birkaç metre ötedeki mağazayı gösteriyor. Çıktık. Geçerken o sözünü ettiği mağazaya baktım. Meğer Columbia diye bir marka varmış, spor malzemeleri falan üretiyormuş.
***
Hava da çok güzel bizim burada. 30 dereceyi geçmiyor. Akşamları da bir serin oluyor, sormayın. Allah herkese böyle hava versin.

11 Haziran 2010

Un, dos, tres...


Geldi çattı dünya kupası...

Futbol var. Heyecan var. Renk var. Coşku var. Hareket var. Eğlence var. Hayat var...

Futbol benim için ne ifade ediyor? Bu soruya verebileceğim birden fazla cevap olduğunu sanmıyorum. Hasan Cemal'in "İyi ki futbol var" sözü benim de futbola dair düşüncelerimi olduğu gibi yansıtıyor.

İyi ki futbol var.

Bir önceki Dünya Kupası Almanya 2006'yı nedense hiç izleyemedim. Final maçını izleyip izlemediğime bile emin değilim. O aralar şike skandallarıyla tersyüz olan İtalya'nın şampiyonluğu dışında aklımda kalan neredeyse hiçbir şey yok.

Fakat 2002 neydi öyle! Japonya & G. Kore. Muhteşem ne kelime! Fransa-Senegal açılış maçı zaten kupanın muhteşem geçeceğini daha başından haber vermişti. Brezilya'yla oynadığımız ilk maç... Hele bir Danimarka-Fransa maçı vardı... Hakem neredeyse hiç düdük çalmamıştı; bir o kaleye, bir diğerine...

Bizim Gençlik Marşı da uyarlanmıştı hani Kupanın havasına: Ne Kosta Rikaaa ne deee Çin/ Ne de şampiyon Brezilya... diye devam ediyordu. Coşturuyordu.

Japon ve G. Kore teknolojisinin harika birer ürünü olan o statları da atlamamak lazım tabii... Atlamamak lazım, birçok şeyi, ama hangi birini dökeceksin ki buraya şimdi...


Fransa 98'i de hatırlıyorum elbet, ama 2002 kadar değil. Brezilyalı Romario vardı. Zidane vardı. Ricky Martin'in La Copa de la Vida'sı vardı. Yeni bir Dünya Şampiyonu vardı...

Dağınık bir yazı oldu, farkındayım. Ama Kupa havasına da böylesi gider, sizce? 

FIFA Başkanı, 2010 Dünya Kupasının Kara Kıtada organize edileceğini çok önceleri söz vermişti. Futbola bu kadar emeği geçen, Avrupa futbolunun lokomotifi durumundaki Afrika'da, aslında çok daha önceleri düzenlenmeliydi Dünya Kupası. Politik meseleler falan var işin içinde, hiç karıştırmaya gelmez şimdi. 

Afrika'nın futbol ruhuna yakışır bir kupa olmasını diliyorum.


Sayfa başına git