Türk Dil Kurumu'nun yıllardır Türkçe'ye başka dillerden geçmiş birtakım sözcüklere "öztürkçe" karşılıklar bulma çabası içinde olduğunu pek çok kimse bilir. Kurumun bu çabası her zaman tartışma konusu da olmuştur. Üstelik farklı çevrelerde. Benim fikrimce eleştirenler, eleştirilerini farklı mecralara taşımadıkları sürece çoğu zaman haklılar. Şunu da belirtmek gerekir; eleştirenler "dille bir işi olanlar." Yazarlar, okurlar... Eleştirilerin odak noktasına gelince; TDK kimi zaman yabancı sözcüklere yerinde öneriler getirirken, kimi zaman da olur olmaz karşılıklar öne sürüyor. Bazen öyle şeyler "üretiliyor ki" kalakalıyorsunuz olduğunuz yerde.
TDK'nın internet üzerinde, abone olanlara her gün iki söz gönderdiği bir e-mail listesi var. Ben de birkaç yıldan beridir bu listeye üyeyim. Hergün mail adreslerine iki kelime gönderiliyor. Biri Türkçe bir sözcüğün sözlük anlamı, diğeri ise yabancı kökenli bir sözcüğe öztürkçe karşılık. Dediğim gibi, bazen akla mantığa uygun karşılıklar geliyor bazen de yapay olduğu her tarafından belli karşılıklar. Kimi zaman da tutup tutmayacağını kestiremediğiniz ama pek şık duran karşılıklar çıkıyor. Mesela bir iki yıl önce first lady için başbayan karşılığı önerilmişti. Gayet yerinde bir öneri gibi gelmişti bana, hala da öyle. Zapping içinse geç geç önerilmişti bir ara. Doğrusu olabildiğince yapay bir söz. Kanallararası gidip gelme dense daha iyi bana kalırsa.
Bu yazıyı yazmamın sebebi de yine TDK'nın bir önerisi. Tam olarak ne zaman olduğunu hatırlamıyorum ama iki üç yıl önceydi, haute-couture için hasmakas'ı önermişlerdi. Çok hoşuma gitmişti. Tutabilirdi de. Zaten yazılışı da Türkçe değil bu kelimenin. Geçen hafta Kurumun gönderdiği mailde, yerine karşılık önerilen yabancı söz yine haute-couture'dü. Ne var ki bu kez farklı bir karşılık öneriliyor: Özel dikiş.
İki paragraf yorum yazdım ama geri almaya karar verdim. Yorumsuz.
26 Mayıs 2010
6 Mart 2009
Cemaziyelevvelini Bilmek
Osmanlılar'da yaygın bir arşiv geleneği vardı. Devlette ne olup bitiyorsa arşivlenirdi. Bir devlet kaleminde her ayın evrakı toplanır, bezden bir torbaya doldurulur, torbanın üstüne de o ayın ismi yazılır ve arşive kaldırılırdı.
Vakti zamanında bir devlet memuru, ricayla yoksul bir yakınını bir kalemde işe aldırmış. Adam o kadar yoksulmuş ki üzerine giyecek bir gömleğe dahi minnet edermiş. Öyle ki bir gün, eski bir arşiv torbasının bezinden kendine bir gömlek diktirmiş. Arşiv torbasında da önceleri cemaziyelevvel ayının evrakı saklanmış olduğundan üzerinde Arap alfabesiyle cemaziyelevvel yazarmış. Gömlek dikilip adam giymeye başlayınca da tam sırtında bir mühür misali cemaziyelevvel okunmaya başlamış.
Gel zaman git zaman, adam devlet kapısında zengin olmuş ve geçmişini unutmaya başlamış. Çok kibirli biri olup çıkıvermiş. Bir gün kendisini çok önceden tanıyanlardan biri onun bu halini görünce "Biz onun cemaziyelevvelini de biliriz" deyivermiş.
Ne de güzel söylemiş. O gün bu gündür, benzer bir durumla karşılaşınca aynı deyimi kullanırız.
Vakti zamanında bir devlet memuru, ricayla yoksul bir yakınını bir kalemde işe aldırmış. Adam o kadar yoksulmuş ki üzerine giyecek bir gömleğe dahi minnet edermiş. Öyle ki bir gün, eski bir arşiv torbasının bezinden kendine bir gömlek diktirmiş. Arşiv torbasında da önceleri cemaziyelevvel ayının evrakı saklanmış olduğundan üzerinde Arap alfabesiyle cemaziyelevvel yazarmış. Gömlek dikilip adam giymeye başlayınca da tam sırtında bir mühür misali cemaziyelevvel okunmaya başlamış.
Gel zaman git zaman, adam devlet kapısında zengin olmuş ve geçmişini unutmaya başlamış. Çok kibirli biri olup çıkıvermiş. Bir gün kendisini çok önceden tanıyanlardan biri onun bu halini görünce "Biz onun cemaziyelevvelini de biliriz" deyivermiş.
Ne de güzel söylemiş. O gün bu gündür, benzer bir durumla karşılaşınca aynı deyimi kullanırız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
