18 Nisan 2012

Çocuk Edebiyatı Okumanın Zevki


Değişmez bir kural vardır. Kural değil hatta, yasa: Her çocuk bir an önce büyümek ister, her büyük çocukluğunu özler.

Ben son sınıftayken üniversiteye yeni başlamış biri elimde Binbir Gece Masalları'nı görünce şaşırmıştı. Kendisinden iki üç yaş büyük olduğum için belli etmek istememişti sanki ama kafasından geçenleri okumuştum hemen. Üniversiteyi bitirmek üzere olan birinin "hâlâ" masal okuyor olması tuhaf gelmişti ona.

Bense onun bu tavrını hiç yadırgamamıştım. Hatta tam tersi olsa asıl o zaman yadırgayacaktım işte. Tepeden tırnağa faul olan eğitim-öğretim düzenimizin basamaklarını sırayla çıkıp bir şekilde üniversiteye "kapağı atmış" olan bu arkadaşın Binbir Gece Masalları'nın içeriğini, edebi değerini... bilmemesine şaşırmam elde değildi.

   
Çocukken çocuk kitapları okuma, büyüyünce hiçbir şey okuma: Eğitim bu. Ama buna bir şekilde karşı durmak da gerekiyor. Nasıl mı? Mesela büyüyünce bol bol çocuk kitapları okuyarak. Hem, yetişkinken çocuk kitabı okumak çocukken okumaktan iki kat daha zevklidir. Ayrıca çocuk kitaplarından öğrenilecek çok şey de var. Büyüdükçe unuttuğumuz pek çok şey. Bir çocuk örneğin, kuşlara taş atıyorsa bunun yanlışlığını henüz öğrenemediğindendir, ama bir "büyük" hayvanları öldürüyorsa bunun nedeni ne olabilir?

Birçok kimse çocukluğuna dönmek ister, biliyorum. Tom ve Jerry'yi, Bugs Bunny'yi izleyen koca koca adamların olduğunu da biliyorum. Ama çizgi film izlemek yeter mi? İnsan çocukluğuna, asıl çocuk kitapları okuyarak dönüyor, bunu keşfetmeli bir an önce.

Zaman zaman kitap okumayanlardan duyduğum bir söz vardır: Ben de çok okumak istiyorum ama... Cevabım çoğu kez aynı: Çocuk kitapları okuyun. Kendileriyle eğlendiğimi, dalga geçtiğimi sanıyorlar.
Sayfa başına git