25 Ağustos 2014

Çiçeğiniz solmasın, böceğiniz ölmesin

De Wikipedia
Geçen hafta bugün internette dolaşırken bu böceği görünce aklıma geliverdi, bir araştırayım dedim. Üç yıl önce tam da bugün yazmıştım, yıllarca adlarını merak edip durduğum üç şeyi, biri karahindiba, biri melek otu, biri de bu gördüğünüz böcek. O ikisinin adını o zamanlar öğrenmiştim. Bunu ise bir ara araştıracağım diye ertelemiştim, unutakalmışım. Aslında gördüğüm gün yazacaktım ama madem bir hafta kalmış, bari yıldönümünde yazayım dedim.

Bu arkadaşın bilimsel adı Pyrrhocoris apterus. Bu çok önemli bak, benim başıma çok geliyor, sizin de aklınızın bir köşesinde bulunsun, adını merak ettiğiniz, aradığınız çiçek-böcekti, ağaçtı, hayvandı varsa bilimsel adlarının izini sürmeye çalışın, çünkü onu buldunuz mu değil sadece Türkçe, dünyadaki bütün dillerdeki adını bulabilirsiniz. Ben bunu ararken şöyle bir yol izledim. Google'dan "Black-red bugs" (Kara-kırmızı böcekler) diye aradım, bunlardan birkaçının fotoğrafını buldum, sonra da o siteden bu siteye derken bilimsel adına rastladım, onu da Wikipedia'ya yazınca elimle koymuş gibi buldum. Türkçe adını bulmaksa daha zor oldu her zamanki gibi, ama yine de çok uğraştım diyemem. Alev tahtakurusu'ymuş adı. Anadolu'da halk arasında muhakkak farklı yöresel adları vardır ama sanırım çoğu yerde kırmızı böcek diyorlar. 

Bunları çocukluğumda çok severdim. Karıncalardan bile daha çok severdim. Neredeyse her gün görürdüm. Geçtiğimiz bahar gördüm en son, hâlâ var olmaları ne güzel şey. Hayvanların, bitkilerin varlıklarını sürdürmeleri onlardan çok bizim için bir şans. Bir hayvanı, bir bitkiyi canlı canlı görmekle fotoğraflardan görmek arasında dağlar kadar fark var. Bak, pek çok kez olduğu gibi yine hayıflandım işte, ressam olsaydım keşke! Bu böceğin güzel mi güzel bir resmini çizerdim.

Öğrenmek güzeldir. Merak ettiklerini öğrenmek daha da güzeldir.

25 Ağustos 2011

İkisi gitti biri kaldı, nedir?

Merak kediyi öldürdü, derler. Vallahi ben kefilim, zavallı kedinin suçu günahı yok. Bir şeyi merak etmeye gör, sen de ölürsün ey ademoğlu. Bendeniz uzun süredir iki bitkiyle bir böceğin adlarını merak eder dururdum. Nihayet ikisinin adını öğrenebildim, biriyse hâlâ merak konusu.


via
via
Canlı ve solgun halini gördüğünüz bu çiçek hayatımda tanıdığım ilk çiçeklerden biridir. Zira her bahar köyümüzün meraları, kırları, bağ bahçeleri bunlarla dolup taşardı. Ne var ki üç ay öncesine kadar bile adını bilmiyordum. Kürtçede de bunların adını doğru bilen pek kimse yok galiba, öyle ki kısaca ew kulîlkên zer (o sarı çiçekler) der geçeriz. Karahindiba'yı elbet duymuştum, gelgelelim kırk yıl düşünsem bu sarı çiçeğin kara-hindiba olacağı aklımın ucundan geçmezdi. Buz Devri'ni çoğunluk izlemiştir. Yanlış hatırlamıyorsam mamut, kaç zamandır bir karahindibaya hasret olduğundan dem vuruyordu. Sahi niye kara?

Bir kaç ay önce askerdeyken, baharla beraber ortalık yine bunlarla dolup taşmışken Erzurumlu Yakup'a bunların adının ne olduğunu sormuştum. O da mayıs çiçeği demişti. Salladı mı yoksa Erzurum yöresinde sahiden de bu adla mı anılıyor, bilemedim. Askerden geldikten birkaç gün sonra Mehmet dayımla pikniğe gittiydik Van Kalesine. Orada görünce hemen sordum dayıma. Vay anasını, karahindiba dedikleri buymuş!

Bir de bizim yörede bolca bulunan, yine çocukluğumdan beri tanıdığım, su kenarlarında yetişen, suya ziyadesiyle ihtiyaç duyan aşağıdaki otsu bitkinin de adını geçen yıla kadar bilmiyordum. İlginç olan, birçok kez bilebileceğini tahmin ettiğim kimselere de sormuştum ama onlardan da bir maaleseften başka cevap alamamıştım. Yine Mehmet dayım yetişti imdadıma. Kitaplığındaki bir Şifalı Bitkiler kitabında gösterdi. Bizim Kürtçede suh (söh okunur) dediğimiz bu bitkinin adı melek otu'ymuş. 






Son olarak, şu resmini gördüğünüz, bahar böceği dediğimiz hayvancağızın adını ise daha öğrenebilmiş değilim. (Edit - 17.08.2014: sonunda öğrendim).







Sayfa başına git