Sözünü ettiğim kelime hamule. Şu uzun cümlede şöyle geçiyor:
(...) kıyı setlerinde inşa edildikten sonra, kanallardan denize açılan ve bu şekilde kurak memleketin üzerinde yelken açmış gibi görünen ve kıymetli hamulelerini rıhtıma taşıyan gemilerin kimin malı olduklarını da tahmin edebiliyordu. (Ref.)Kelimeyi, dediğim gibi, ilk kez bugün duydum. Cümleye bakıldı mı anlamı oracıkta tahmin edilebiliyor. "Yük" anlamına geliyor hamule (حَمُولة). Bazı sözlüklerde bu şekilde, bazılarındaysa hamûle şeklinde yer alıyor. Bundan on beş yıl kadar önce de "Hamil-i kart yakinimdir" diye bir şeye rastlamış ve şans eseri oradan geçmekte olan yaşlı bir dil hocasına gidip sormuştum. Sorumu cevaplamış ve hamil ile hamile'nin aynı kökten geldiğini söylemişti. Aslına bakarsanız, "taşıyıcı", "yüklü" anlamlarına gelen bu iki kelime birbirinin aynısı (حامل). Arapçanın bir özelliği olarak, taşıyıcı kişi erkekse hamil, kadınsa hamile olur. Naci ile Naciye'deki mantık. Dolayısıyla "Hamil-i kart yakinimdir," sözü "Kartı taşıyan benim yakınımdır," anlamına geliyor. Bu topraklarda her devirde varlıklarını sürdüren çanak yalayıcılar, kendilerine bir yerlerde torpil filan lazım oldu mu bir büyüklerinin, mesela götünü yaladıkları bir siyasetçinin yanına giderler, siyasetçi bir kart, kâğıt vs. yazıp ellerine tutuşturur, onlar da götürüp torpillenecekleri yere verirlermiş. İşte, oradaki muhatapları kartı alıp üstünde "Hamil-i kart yakinimdir," sözünü ve altında da bunu yazan siyasetçinin imzasını görünce gereğini yaparmış. Tabii, bu kelime eskimiş sayılır artık, şimdilerde kullanıldığını sanmıyorum, ama örneğin doksanlarda, seksenlerde filan siyasetçilik yapan tanıdıklarınız varsa onlara sorun muhakkak bilirler. Neyse, konumuzdan sapmayalım.
Aynı kökten, yani Arapça /hml/ kökünden gelen bir kelime daha var elimizde. Tahmin etmişsinizdir, hamal (حمّال). Bu kelime Türkçeye tek /m/ ile geçmişse de Arapça orijinalinde şeddelidir, yani m'si çift sesli okunur, hammal biçiminde.
***
İnsan bu hayatta pek çok şey taşır. İyi şeyler de taşır, kötü şeyler de taşır. Karnında çocuk taşıyan da vardır haram lokma taşıyan da. Kimi ekmeğini kazanmak için odun taşır, kimiyse bir yerlere kapılanmak için cebinde bir kart taşır. Kimi kafasında bilgi taşırken kimi binbir türlü kötülük taşır. Ortaokul yıllarımda bir dolmuşun arkasında okuduğum yazıyı hiç unutmam: "Taş taşı laf taşıma." İnsan iyi bir yük taşıdı mı hiçbir zaman yorulmaz.
