24 Temmuz 2014

Uçak nereye gider?

Çocukken havada gördüğüm uçakların nereye gittiğini merak etmişliğim çoktur. Dışarılarda oyun oynarken herhangi birimiz havada bir uçak gördük mü derhal öbürlerine söylerdik. Ve boynumuz yoruluncaya değin bakakalırdık. 

Hiç unutmam, 90'lı yılların ortalarıydı, havadaki uçakların sayısının arttığını fark etmiştim birden. Nedenini de az merak etmemiştim hani. Kime sorduysam doğru dürüst bir cevap alamamıştım ama.

Teknoloji hayatımızı çok değiştirdi. Eskiden hayal dediklerimiz bugün artık gözümüze son derece basit görünüyorlar, bunu birkaç defa yazdım burada.

O kadar küçükken, adını bile bilmediğim ülkelere, şehirlere giden o uçakların içinde kimler vardı?.. Bugün internet sayesinde havada gördüğümüz uçağın içinde kimlerin olduğunu bilemesek de nereye gittiğini kolaylıkla öğrenebiliriz. Hangi şirketin uçağı olduğunu, hangi şehirden hangi şehre gittiğini, saat kaçta kalktığını öğrenebiliriz. Hatta hızını bile.

Dün gece çayımı alıp balkona çıktım. Baktım güneydoğu - kuzeybatı yönünde bir uçak gidiyor. (Çocukken gece uçan o uçakların yürüyen yıldız olduğunu sanmışlığım da az değildir.) Meraklandım nereye gidiyor diye. İçeride bilgisayar açıktı, hemen gidip baktım. İşte, resimde de görüyorsunuz, Hollanda Kraliyet Havayolları KLM'ye ait bir uçakmış, Dubai'den Amsterdam'a gidiyor. Uçağın o an ne kadar yükseklikte, ne kadar hızla uçtuğunu da gösteriyor. Hatta o uçağın resmini bile görebiliyorsunuz.
-
Büyütmek için üstüne tıklayınız.
Bunu bize Flight Radar 24 adlı site sağlıyor. Dünyadaki hava trafiğini 24 saat canlı olarak yayımlıyor. Bir yakınınız uçakla bir yere gittiğinde onun uçağını internetten takip etmek eğlenceli olabilir. Benim dün gece gördüğüm uçak bu yandaki. Tabii, İstanbul gibi hava trafiğinin yoğun olduğu yerlerde bu dediğimi yapmak zor olabilir. Ancak benim gibi Anadolu'da yaşayan biriyseniz kolayca deneyebilirsiniz. Keşke çocukluğumda da olsaydı böyle bir şey.
-
Şu anda dünya semalarında 10,309 uçak var.

-

3 Haziran 2013

Düş'mek

"Neden bu kadar çok uçaklı rüya görüyorum?" Bunu soruyor kendine. Olmadık yanıtlar uyduruyor içinden: "Üç beş yaşımda hep yüksekliklerden düşerdim, nicedir öyle düşler görmez oldum. Bundan mıdır acep, bunca uçaklı düş görmem?" Kahvesine uzanıyor, bakıyor kahve bitmiş. "Ne ara bitti bu?" diye soruyor kendine. Sorduğu da yok ya, öylesine... Gördüğü düşe geliyor yine; bir saat olmadı uyanalı. "Gündüz uyuyamazdım eskiden," diye geçiriyor içinden, "hem de hiç. Gündüz düşleri de bir başka oluyormuş. Gerçi, gecesi gündüzü mü kaldı düşlerimin." 

Uçakları çok severmiş eskiden, çevresindekiler böyle diyor. Pilot olmak istiyormuş bir zamanlar, can atıyormuş bunun için. Şimdiyse pek çok kimsenin bilmediği bir şey var, o hâlâ uçakları çok seviyor, ama acı gerçeğin ayırdına çoktan varmış: pilot olmak suya düştü. Uçakları da değil aslında, uçmayı seviyor. "Düşler de olmasaydı, bunca hayal kurmamızın ne anlamı kalırdı," diye geçiriyor. Sonra, acı bir ses duyuluyor kafasının derinliklerinden: "Senin kurduğun hayal de, işte böyle, anca düşte gerçekleşir." Böylesi acı sesleri öteden beri sever, bu bilinen bir şey. "Her zaman acı konuşacak birileri bulunmaz be oğlum." Dost sohbetlerinde hep söylediği sözdür bu. İnceden bir dokundurmadır aslında, dost dediğin acı konuşmalı, sana ayna tutmalı, demeye getirir. Anlayana... 


Gördüğü düş diyorduk, ne oldu sahi, niye beklediği uçak bir türlü gelmiyordu?
Sayfa başına git