Son etimoloji yazısını yazışımın üzerinden tam beş yıl geçmiş. Vay be! Zamana bak, bizi hiç takmayarak kendi yolunda ilerleyip gidiyor.
Aklıma takılan albañil kelimesine bakmak üzere, sık ziyaret ettiğim etimoloji sitelerinden birine baktım. Albañil İspanyolca inşaat işçisi demek. İlk öğrendiğim zaman da aklıma takılmıştı, acaba Albania, yani Arnavutluk ile bir ilgisi var mı diye? Arnavut işçilerden ötürü bu kelime dile girmiş olabilir mi? Aklıma yatmadı tabii, İtalya olsa hadi neyse, onlar komşu, ama İspanya ne alaka? Birkaç kez daha aklıma geldi de önemsemedim. Nihayet bugün açıp baktım ve gördüm ki pek çok kelime gibi, albañil de Arapçadan geçmiş İspanyolcaya. Evet, Araplar bir zamanlar İspanya'nın önemli bir bölümüne hükmettiklerinde İspanyolcaya da kaydadeğer sayıda Arapça kelime geçmişti. Bugün İspanyolcada <al-> ile başlayan kelimelerin önemli bir bölümü Arapçadan gelmiş olanlar. Bu, bildiğimiz Arapça <el> artikeli. Meğerse bu albañil kelimesi de aslında pek yabancı değilmiş, "el-bani" kelimesi, yani bina eden, inşa eden anlamındaki kelime İspanyolcada zamanla bu biçimi almış.
Bu yazıyı bana yazdıran asıl kelime bu değil ama. Albañil'e bakınca gözüme başka bir kelime çarptı: albéitar. O da oldukça tanıdık çıktı, baytar. Her ne kadar bugün artık daha çok veteriner kullanılıyor olsa da baytar da henüz ölmedi. Bunun Arapçaya da Yunancadan geçmiş olduğunu gene bugün öğrenmiş oldum. ἵππος/híppos (at) ile ἰατρός/iatrós (hekim, doktor) kelimelerinin bileşiminden oluşan ἱππίατρος/hippíatros'un Arapçaya geçmiş biçimiymiş baytar. Biliyorsunuz, Araplarda <p> sesi yoktur, bu ses, yabancı bir dilden Arapçaya <b> diye geçer.
İşte etimolojiyi bundan ötürü seviyorum. Yunancadan Arapçaya, oradan Türkçeye geçmiş bir kelimeye İspanyolca sözlükte rastlıyorsun.