21 Mayıs 2018

Dört yıl gecikmeli

21 Mayıs 2014'te başlayıp yarım bıraktığım
bir yazı. Bunlardan o kadar çok var ki...
Bari bu yılın aynı günü yayımlamış olayım.


Altıncı sınıflardan bir öğrencinin soyadı Yeşilçınar. Ömer Yeşilçınar. Sempatik bir çocuk. Ömer, dedim, sana bir ödev veriyorum, Bahçada Yeşil Çınar türküsü ezberlenecek. Hiç duymuş muydun bu türküyü, diye de ekledim. Duymamış. Yarı şaka, yarı ciddi dediğimi o da anladı. Madem soyadın Yeşilçınar, ezberleyeceksin, dedim. Ömer akşam evde internete girip türküyü bulmuş. Ancak sanırım internet pek hızlı olmadığından kesik kesik dinleyebilmiş. Hocam, hiçbir şey anlamadım, diyordu ertesi gün.
***
Her yer yeşillenmeye başladı on gün içinde. Bizim burada ağaçlardan en çok kavak var. Milyonlarca. Keşke başka başka ağaçlar da bu kadar çok olsaydı diyorum kendime sık sık. Çınar pek yok ama  Yapacak bir şey yok. 

Kavak geçmişte işe en çok yarayan ağaç olduğu için insanlar hep kavak da kavak demişler. Eskiden evler taştan örülür, üstü de ağaç ve tahtalarla örtülürdü. Bu iş için de en iyi ağaçtır kavak. Uzun ve düzdür çünkü. Geçmişteki kadar olmasa da bugün de hâlâ kullanılıyor böyle.
***
Yıllar önce, hiç Ankara'nın doğusuna geçmemiş bir arkadaşım bizim burada elma yetiştiğini duyunca şaşırmıştı. Aynı yıllarda bir başka arkadaşım da –Antalyalıydı– Van'da yazın hiç terleyip terlemediğimizi sormuştu. Evet, buranın iklimi elbette Antalya'nınkinden daha soğuk, ama herhalde o arkadaşım burayı Kuzey Kutbu gibi tahayyül etmişti. Olabilir tabii, bunlar görülmemiş duyulmamış şeyler değil. O halde biraz anlatayım, önce ağaçları, sonra havayı.

Burada meyve ağacı olarak elma, erik, kayısı, armut, kuşburnu, kiraz var. Hem de bol miktarda. Çok olmasa da badem de var. Ceviz'in anavatanının Van-Bahçesaray olduğunu okumuştum, ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama çokça ceviz ağacı var bu coğrafyada. Diğer ağaçlardansa kavak, söğüt, akasya, servi, karaağaç, ardıç ve bir-iki çam türü var.

İklime gelince... Doğu Anadolu'da Erzurum-Kars bölümü çok soğuk ama Van, gölün de etkisiyle daha ılıman. Her yıl ocağın sonlarıyla şubatın başlarında yirmi gün kadar dondurucu diyebileceğimiz soğuk havalar görülür. Bunun dışında İstanbul'da nasıl geçiyorsa kış buranın şehir merkezlerinde de öyle geçer. Dağlık bölgelerde haliyle biraz daha sert yaşanır. Nisanın başında ısınmaya başlayan hava mayıs geldi mi kendini iyice hissettirir. Mayıs başlarından haziran başlarına kadar hava sıcaklığı 10 - 25 derece arasında seyreder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git