9 Ağustos 2022

Masal masal matitas

Otobüsle Bolu'ya gidiyordum, İzmit otogarında yanıma otuz beş yaşlarında biri bindi. Hemen de konuşmaya başladı. İlk bakışta oturaklı, aklı başında birine benziyor, fakat konuşmaya başladı mı birinci dakikanın sonunda ne mal olduğu ortaya çıkıyor. Hepimiz desteksiz atan efsane yalancılar görmüşüzdür ya, bu da onlardan biriydi işte. Hayatları yalan olduğu için bir yerden sonra yalanlarını kendileri de inanarak söylerler, bu da işe renk katar. Eskiden böylelerine tahammülüm azdı, yalanlarını oracıkta yüzlerine çarpmaya meyilliydim, sonraları değişti bu tabii, şimdi hoşuma gidiyor dinlemek, hatta sorduğum sorularla güzel yalanlara bile yönlendiriyorum. Bunda da öyle oldu işte.

Ne iş yaptığımı sordu, öğretmenlik dedim, sende okuyan çocuk var mı diye de ekledim. İki oğlum var, dedi. Kaça gidiyorlar, diye sordum bu kez, büyüğü liseyi bitirdi, dedi. O halde üniversite sınavına girmiştir, kaç puan aldı diye sordum. Valla doğrusunu istersen girip girmediğini bilmiyorum, dedi. Çünkü o İstanbul'da çalışırken çoluk çocuk memleketteymiş. Dershaneye yazdırdım, deyince araya girdim, iyi de sen çocuğun sınava girip girmediğini, girdiyse kaç puan aldığını bilmeden dershaneye nasıl yazdırdın, dedim. Sınava girdi, demez mi bu kez. Beyin cerrahlığı kazandı ama gitmiyor, pilot olmak istiyor, dedi. Muhatabımın kumaşı bir güzel ortaya çıktığı için eğlenmek amacıyla hafiften ortalığı kızıştırmam gerekiyordu, bir yandan da gülmemek için kendimi zorluyordum. Sen, diye sürdürdüm, çocuğu dershaneye yazdıracağına psikoloğa götür, zira beyin cerrahlığını şu zamanda elinin tersiyle iten çocuğu anca psikolog paklar. Geçiştirdi tabii bu dediğimi. Ben de içimden üniversitelerde beyin cerrahlığı diye tercih edilecek bir bölüm olmadığını söylesem mi diye geçirdiysem de vazgeçtim.

Lafa devam ettik. İki evliyim dedi, eşlerden biri İstanbul'da, öbürü memleketteymiş. Bana İstanbul'da nerede oturduğumu sordu söyledim, ben sordum, işe bakın ki oturduğu semtin adını bilmiyor. Otobüse de İzmit'ten binmişti ya. Sonra ev kiralarından açıldı konu. Geçen yıl ev sahibi, oğlum evleniyor diyerek evden çık demiş. Bu da eğer kirayı arttırmak istiyorsan söyle, istediğin kirayı vereyim demiş. Yok, ev sahibi ısrar edip çıkacaksın demiş. Bizimki de, çıkarım çıkmasına ama senin evi başkasına kiraladığını da öğrenirsem elimden kurtulamazsın diye yanıtlamış. Nitekim öğrenmiş de. Ve gidip eski ev sahibinin boğazına yapışıp adamdan yüz elli milyar para almış. Nasıl, adam sana hiç itiraz etmedi mi, diye sordum, geçiştirmek için araya başka bir laf soktu, İstanbul'daki eşinin kim olduğunu söyledi. Kimmiş, sıkı durun, İstanbul Havalimanı müdürü. Gülmemek için kendimi zor tuttum cidden. Neden uçakla gitmiyorsun peki, diye ben sormadan o cevapladı, uçakla daha uzun sürüyor dedi. Önceden havaalanına gidecekmişsin de, şuymuş da buymuş da çok sıkılırmış falan. Yaptığı bu otobüs yolculuğu da on iki saat kadar sürecekti. İşe bakın ki uçak yolculuğundan sıkılan bu arkadaşımızın otobüste koltuk numarası bile yok, sefer dolu olduğu için, bu da artık ısrar mı etti ne ettiyse numarasız bilet satmışlar, boş koltuk oldukça oturacak, olmayınca da kaptanın yanında ya da arada gidecek. Nitekim yanımdaki boş koltuğa da böylece oturmuştu.

Ne iş yapıyorsun diye soruverdim. Kaçak sigara, dedi. Yüz renginden anladım ki en büyük hayali bu iş. Kaça alıp kaça satıyorsun diye sordum, ben büyük iş yapıyorum, tırlarla İran'dan, Gürcistan'dan getiriyorum dedi. Yakalanmadan nasıl taşıyorsun, diye sordum, hallediyoruz diyerek geçiştirdi gene. Bir tırdan ne kazanıyorsun diye üsteledim, karton işi dedi, kartonunu yetmişe alıyoruz, ya kaça satıyorsunuz, ona da doksan dedi. Peki de paketini senden dokuza alan kişi bunu piyasada kaça satıyor, diye sorunca da yirmi beşe dedi. Sen neden az kârla satıyorsun soruma da, millet de ekmek yesin cevabını verdi.

Kahramanımızla muhabbetimiz bundan ibaret kaldı, zira Düzce'de koltuğun sahibi binince bunu kaldırdılar. Hava da kararmıştı, keşke gündüz vakti olsa ve yol arkadaşlığımız daha uzun sürseydi de siz o zaman görseydiniz, ben ona ne yalanlar söyletirdim. 

2 yorum:

  1. Gerçek mi hikaye mi anlamaya çalıştım. Ahlaki değerlerin yerle bir olduğu toplumlarda yalancılar artacaktır. Atmak bedava mı ne sahtekarlık ayrı bir durum olmak istediği kişiyi mi anlatıyor. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçek gerçek. Elbette yaşamak istediği hayatı anlatır böyleleri. 😺
      Sevgiler...

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git