23 Aralık 2015

Tıraştan sonra portakal iyi gider

Biz bazı erkekler, sakalımızın çıkmasına henüz upuzun yıllar varken, ilk tıraşımızı ne zaman olacağımız bile bütünüyle muğlak bir meseleyken tıraş olmaya imreniriz. Durup dururken ortaya çıkan bir imrenme değildir bu elbette, babamıza bakarak karar veririz buna. Babamızın tıraş oluşunu büyük bir keyifle ve de içimiz gide gide izler, biz de bir an önce büyüyüp tıraş olmak isteriz.

Zaman akıp gider, nihayet büyürüz. Tıraş oluşumuzun vakti de gelir çatar. Başlarda biraz hevesle tıraşımızı oluruz olmasına, bir zaman sonra o da öteki tüm hevesler gibi kaçar gider. Yaş da biraz ilerleyince, hele de otuzları görünce, kalırız ikide bir tıraş olmak zorunda oluşumuzun verdiği keyifsizliğimizle baş başa.

Çocukken çok istediğimiz şeyleri bugün hiç istemediğimize göre bugün çok istediğimiz şeyleri de gelecekte, diyelim yirmi yıl sonra, hiç istemeyeceğiz sonucunu çıkarmalı mıyız buradan, ne dersiniz? Eğer böyle bir şey varsa, o zaman en akıllı insan hiçbir zaman hiçbir şey istemeyen insandır diyebiliriz rahatlıkla, değil mi? Dileyen düşünedursun, ben bilgisayarın başından kalkıp bir tıraş olayım. Sonra da portakal soyarım herhalde.
Sayfa başına git