Yaşanmış olaydır:
KPSS'ye girecek olan Sezgin, Van Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin kapısına gelir. Kapıdaki polislerden biri üstünü arar. Cebinde bozuk para vardır. Polis bunların içeri alınamayacağını, şu köşedeki emanetçiye bırakabileceğini söyler. Sezgin emanetçiye yönelir. Cebinde üç tane bir liralık vardır, onu da dolmuş parası olarak almıştır, teslim edip içeri girer. Sınav bitince yine emanetçiye gelir, emanetçi bir lira uzatır kendisine. Şaşkın bir bakışla adama bakar Sezgin. Adam, "abi emanet ücreti zaten iki lira," der.
Bilen biliyor, ÖSYM'nin enteresan bir uygulaması var artık, içeriye kağıt para hariç hiçbir şey sokamıyor sınava girecek kişi. Kol saati, yüzük, bilezik, toka, bozuk para, kalem, aklınıza ne gelirse.
İnsanın hınzır aklına geliyor ister istemez, bozuk parayla kopya çekmeyi becerebilen bir kimse kemerle hayli hayli çeker. Öyle ya, kemer serbest, adamın pantolonundaki kemeri de çıkaracak değil ya. Sonra, efendime söyleyeyim, gömleğin düğmesi var, yüzükle kopya çekebilen biri düğmeyle de çekebilir, değil mi? O yine bir şey değil, ayakkabı serbest ayakkabı. Sınav salonuna ayakkabıyla girilebiliyor.
ÖSYM'nin insanlara yaptığına bak. Madem kapıya onlarca polis dikiyorsun be kardeşim, polislerden biri de insanların emanetini alsın, çok mu zor.
