6 Nisan 2016
Karınca’nın Merakı
Karınca doğduğu günden beri o dağın ardını merak edip durmuştu. Henüz küçücük bir yavruyken ne pahasına olursa olsun günün birinde oraya gideceğine dair kendine söz vermişti. Bir gün bu konudan Karga'ya da söz açmıştı. Karga, "Dostum, gel seni götüreyim oraya, bu benim için hiç de zor bir şey değil," demişti. Karınca bunu duyar duymaz heyecanlanmış, ama heyecanı geçer geçmez de düşüncelere dalmıştı. Bir huzursuzluk sezmişti. Nitekim çok geçmemiş, bulmuştu huzursuzluğun nedenini. Başkasının sırtında gidecek olmak onu enikonu rahatsız edecekti. Vicdanına sığmazdı bu. –Evet ya, karıncaların da vicdanı vardır. Hem de insanlarınkine hiç benzemeyen.– Hem, yıllar sonra gitmeyi koymuştu kafasına, şimdi değil. Eğer hemen şimdi dostu Karga'nın sırtına atlayıp da oraya gidip gelse merakını giderecekti gidermesine, fakat o büyük idealini yitirmiş olacaktı. "Karıncaları yaşatan idealleri değil midir," demişti içinden ve eklemişti, "oraya kendi başıma, kendi emeğimle gitmeliyim." Karga'nın önerisini nazikçe geri çevirmiş, orada ne olduğuna dair kendisine tek bir şey söylememesini de tembihlemişti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
