Bugün her tarafta bir haber vardı. Facebook ve Twitter'da da epeyce paylaşıldı. Rizeli bir çocuk güya yeni doğurmuş keçisini kendi sırt çantasına, yavrusunuysa köpeğe bağladığı başka bir çantaya koymuş eve götürüyor. Habere şuradan ve şuradan bakılabilir. Çoğu haber sitesi hemen atlamış, "O fotoğrafın sırrı ortaya çıktı" diyen var. Sosyal medyadaysa kocaman kocaman sevgi gösterileri, üzerine titremeler falan... Sırtında keçisiyle kızcağızın olabildiğince sevimli durduğu kuşkusuz. Köpeğin sırtındaki yavrunun sevimliliğineyse diyecek yok. Keçileri öteden beri ne denli sevdiğimi bilen bilir. Gelgelelim resimlere bakar bakmaz işin içinde bir terslik olduğunu fark ettim. Blogda paylaşmadan da edemedim.
Köyde doğup büyümüş, hayvanlarla içli dışlı olmuş biri olarak söyleyeyim ki, doğuracak olgunluğa erişmiş bir keçinin sırt çantasına sığabilmesi mümkün değildir. Zaten fotoğraftakine bakınca henüz bir yaşını bile tamamlamamış bir oğlak olduğu anlaşılıyor. Buna ek olarak, bu yaştaki bir çocuğun yetişkin bir keçiyi sırtlaması da pek mümkün değildir. Ayrıca, yeni doğduğu söylenen yavrunun bugün doğmadığı da apaçık. Çünkü yeni doğan bir yavru ıslak olur bir kere. Plasentadan çıkmış olduğu için jel kıvamında bir ıslaklıktır bu. Bundan ötürü de kuruduktan sonra bile ıslaklığın izi kalır. Yani bu sabah doğmuş bir yavruya akşamleyin bakan biri onun bugün doğduğunu oracıkta anlayabilir. Bir haftalık bir yavruya benziyor bu.
Demem o ki, böyle bir habere gerek yoktu, bu fotoğraflar zaten yeterince güzel.
2 Şubat 2017
30 Ağustos 2014
12 Şubat 2014
Keçi
Gece oldu mu dünyanın üstünü derin bir sessizlik kaplardı. Sarı lamba ışıklarının pencerelerden dışarı kaçamayacak denli cılız olduğu zamanlardı. Çocuktu. Bir gün yine annesi masal anlatıyordu ona. Kurt, keçinin yavrularından birini kaçırıyordu gene. Masalı defalarca dinlemişti. Sonunda ne olacağını biliyordu. Gene de büyük bir merakla, ilk kezmişçesine dinliyordu. Ne kadar üzülüyordu o keçi yavrusuna.
Masal bittiğinde annesi, "Hadi, artık yatağına gir," dedi. O da, "Çişim geliyor," dedi annesine. Kadın yerinden kalktı, elinden tutup dışarı çıkardı, tuvalet dışarıdaydı çünkü. Karanlıktı. Ay ortalarda görünmüyordu ama milyonlarca yıldız gökte eğleşiyorlardı. Başını kaldırdı. Göğe baktı. Annesi, "Şuraya çişini yap da gidip yatalım," dedi. "Tamam anne," diye yanıtladı. İşedi. İçeri girmeden önce yıldızlara bir kez daha bakmak istedi. Başını kaldırıp baktı. Ne güzeldi yıldızlar. Pek çok kez düşünmüştü: Acaba benim yıldızım hangisi? Gözlerini yıldızlardan aldı. Tam annesine dönecekti ki karşısında, karanlığın içinde bir şey olduğunu fark etti. Daha bir dikkatle baktı. O da neydi, masaldaki keçi yavrusu evlerinin önüne gelmişti. Çok sevindi. Heyecanlandı. Ne diyeceğini bilemedi ilkin. Sonra nereden estiyse, "Senin de yıldızın var mı?" diye sordu minik keçiye. "Evet," diye yanıtladı annesi, "herkesin bir yıldızı vardır."
Masal bittiğinde annesi, "Hadi, artık yatağına gir," dedi. O da, "Çişim geliyor," dedi annesine. Kadın yerinden kalktı, elinden tutup dışarı çıkardı, tuvalet dışarıdaydı çünkü. Karanlıktı. Ay ortalarda görünmüyordu ama milyonlarca yıldız gökte eğleşiyorlardı. Başını kaldırdı. Göğe baktı. Annesi, "Şuraya çişini yap da gidip yatalım," dedi. "Tamam anne," diye yanıtladı. İşedi. İçeri girmeden önce yıldızlara bir kez daha bakmak istedi. Başını kaldırıp baktı. Ne güzeldi yıldızlar. Pek çok kez düşünmüştü: Acaba benim yıldızım hangisi? Gözlerini yıldızlardan aldı. Tam annesine dönecekti ki karşısında, karanlığın içinde bir şey olduğunu fark etti. Daha bir dikkatle baktı. O da neydi, masaldaki keçi yavrusu evlerinin önüne gelmişti. Çok sevindi. Heyecanlandı. Ne diyeceğini bilemedi ilkin. Sonra nereden estiyse, "Senin de yıldızın var mı?" diye sordu minik keçiye. "Evet," diye yanıtladı annesi, "herkesin bir yıldızı vardır."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



