16 Ağustos 2012

Adın ne?

İbn-i Battuta'nın Seyahatname'sine göz gezdiriyordum. Bir kadının adı dikkatimi çekti. Bugünkü Rusya toprakları içinde kalan kuzeydeki Türk illerinden birinde, sultanın kızının adı "İt Küçücek"miş. Okuyunca önce, herhalde bir anlamı vardır, diye geçirdim içimden, ancak hemen ardından bu ismin Türkçede "Küçük Köpek" anlamına geldiğini de okudum.

İbn-i Battuta'nın söylediğine göre o zamanki Türkler de Araplar gibi çocuklarına ad verirken fal açarlarmış. "İt Küçücek"in adı da faldan çıkmış. Artık nasıl bir falmış bilmiyorum, onu söylemiyor.

Üniversitede Almanca da bilen bir hocayla konuşmuştuk bir ara. Söz dönüp dolaşıp adlara gelince, Ursula'nın aslında “ayı” anlamına geldiğini söylemişti. Şaşırmıştım. Birkaç ay önce de, İskandinav dillerindeki Björn adının da ayı demek olduğunu tesadüfen öğrenmiştim.  

Şu kültürel farklılık dedikleri şeye ne güzel örnekler, değil mi? Kim bilir, belki başka dillerde eşek, öküz, hayvan... gibi daha başka adlar da vardır. Ama belki başka kültürlerde güneş, aslan, deniz, doğan, şahin... gibi isimler de garip karşılanıyordur. Kim bilir?

Bu, aynı zamanda değişim paradigmasına da güzel bir örnek. Baksanıza, adamın kızının adı İt. Hem de sultanın kızı. Şimdi çocuğunuza bu adı koyduğunuzu düşünsenize. Sahiden de zaman birçok şeyi değiştirdiği gibi kültürleri de tepetaklak ediyor. Ama bu çok yavaş olduğu için farkına varamıyoruz. Tam da şu içinde yaşadığımız zamanda mesela, öyle değişimler oluyor ki, pek çok kişi belki yaşadığı sürece farkında bile olmayacak.
Sayfa başına git