***
Dün bir arkadaş arayıp canlı müziğe gidelim dedi, gittik. Bizim burada görev yapan dört müzik öğretmeninden üçü çalıyor, biri de söylüyor. Çok güzel bir iş çıkarıyorlar. Ama söyleyen arkadaşın elinden telefonu hiç düşmüyor. Bir elinde mikrofon, öbüründe telefon, bir yandan söylüyor, bir yandan telefonundaki mesajları falan okuyor. Nedense öyle görünce aklıma hemen Transylvania'nın o sahnesindeki Çingene'nin söyledikleri geldi. Evet, pek de üstünde durulacak bir şey değil, alt tarafı otuz-kırk dinleyicinin bulunduğu, neredeyse hepsinin de müzisyenler gibi öğretmen olduğu küçük bir kafe ortamındaydık, ama yine de saygı saygıdır. Çingeneler kadar, yaptıkları işe saygı duyan bir başka toplum yoktur. Gerçekten de müziğe saygı hayata saygıdır. İyi ki müzik var.
