31 Ekim 2016

Süpürgeye binebilme düşü

Köylülerden birinin günün birinde sabahın köründe kalkınca evinin önünde süpürgeye binmiş bir yaşlı kadın gördüğü söylenirdi; bir cadı.

O vakitler buna en ufak bir sorgulamaya mahal vermeden can-ı gönülden inanan ben şimdi akla yatkın sayılabilecek bazı şeylere bile inanmıyorum? Neden? Bunu soruyorum kendime şu sıralar. Fakat bir yanıtım yok. İnandıklarıma bir gereksinim olarak mı inanıyordum? İnanmak içsel bir haz mı veriyordu, ya da bir doyum mu?

Asıl mesele nedir acaba? Eskiden inanıyor oluşum mu, yoksa şimdi inanmıyor oluşum mu? Galiba öncelikli soru bu. Buna bir yanıt bulundu mu öbür sorulara yanıt bulmak da kolaylaşır diyorum. Bilmiyorum.

Bir insanın bir süpürgeye binebiliyor, binip uçabiliyor olması, hele bir de çocuksanız, harikulade bir “fikir” gibi durmuyor mu? O halde böyle bir fikre niçin inanılmasın? Üstelik de inanmak bedava, senden bir şey isteyen eden yok. Bana sorarsanız, tamamının olmasa da kayda değer sayıda inancın temelinde bu var.

4 yorum:

  1. Bedeli olmayan şeylere biat etmek..
    Çok güzel bir tespit. O nedenle de, etraftakilerin başına gelenleri hiç sorgulamadan bombok bir millet haline gelmiş olabiliriz.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bunu diyorum işte. Bir ihtiyaç, bir doyum...

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git