24 Ekim 2021

Adamı altın kafese koymuşlar, ah bloğum demiş

Şu bir iki yıldır en çok kullandığım sosyal medya mecrası Instagram. WhatsApp ve diğer mesajlaşma programlarını sosyal medyadan saymayıp es geçiyoruz tabii. Bloğu ise, görüldüğü üzere, son yıllarda az kullanıyorum. Az yazıyorum, demek daha doğru aslında, zira her gün açıp bakıyorum. Blog âlemini de takip ediyorum tabii. Ama işte, yazmaya gelince eski verimim yok. Daha çok yazmam gerek, deyip duruyorum kendime. Deyip duruyorum da...

En çok kullandığım Instagram, evet, seviyorum da, gelgelelim kendimi hiçbir mecrada blogdaki kadar yerli hissetmiyorum. Bunu da söylemiş olalım.

31 Ağustos 2020

Sosyal medya çok kullanışlı ve keyifli bir tuzak

Kimlik doğduğun bir şey olmaktan çıktı ve bir göreve dönüştü: Kendi cemaatini kendin oluşturmak zorundasın. Ama cemaatler yaratılmaz, bir zümreye ya aitsindir ya da değilsindir. Sosyal ağların yaratabileceği şey bir alternatif (ikame). Cemaat ile ağ arasındaki fark şu: sen bir cemaate aitsindir ama ağ sana aittir. Dizginler elindeymiş gibi hissedersin. Dilersen arkadaş eklersin, dilersen silersin. İlişkin olan önemli insanların kontrolü senin elindedir. Sonuç olarak insanlar kendilerini biraz daha iyi hisseder, çünkü bireyci çağımızın büyük korkusu yalnızlık, terk edilmişliktir. Ancak internette arkadaş ekleyip çıkarmak o kadar kolaydır ki insanlar sokağa çıktıklarında, işe gittiklerinde, mantıklı bir etkileşime girmeleri gereken çok sayıda insanı bir arada bulacakları herhangi bir yerde gerekli gerçek sosyal becerileri edinmeyi başaramazlar. Harika bir insan olan Papa Francis, seçildikten sonra ilk röportajını İtalyan gazeteci ve ateistliği kendinden menkul Eugenio Scalfari’ye verdi. Bu bir işaretti: Esas diyalog sizinle aynı şeylere inanan insanlarla konuşmak değildir. Sosyal medya bize diyalog kurmayı öğretmiyor, çünkü anlaşmazlıktan kaçınmak çok kolay. Ancak insanların çoğu sosyal medyayı bir araya gelmek veya ufuklarını genişletmek için değil, tam tersine, kendilerine kendi seslerinin yankıları olan sesleri duyacakları, kendi yüzlerinin yansıması olan yüzleri görecekleri bir konfor alanı yaratmak için kullanıyor. Sosyal medya çok kullanışlı ve keyifli bir tuzak.
Zygmunt Bauman 
(Buradan)

23 Ağustos 2020

Yersen

İki binli yıllarla birlikte genel anlamda internetin, özel anlamdaysa sosyal medyanın hayatımızda iyiden iyiye yer etmesinin, hiç kuşkusuz, bütün sanat dalları üzerinde olduğu gibi, edebiyat üzerinde de önemli pozitif etkileri oldu. Sözgelimi, internet öncesi dönemde hiç tanınmayan ya da çok az tanınan kimi şairlerle yazarlar daha bir tanınır oldular, ondan da önemlisi daha çok okunur oldular.

Şiir özelinde ele alacak olursak, eskiden hiç mi hiç bilinmeyen bazı şiirler bugün o kadar bilinir oldular ki ülkede neredeyse duymayan yok. Mesela Gülsen Arkın'ın, "Ah, kimselerin vakti yok durup kalın kıyafetler giymeye." dizesi bugün sosyal medyanın en ünlü dizelerinden biridir. Şair Gülsen Arkın bir kış günü ipince giyinmiş birkaç kız gördükten sonra, "Biz gençken böyle miydik, ah!" diye iç geçirdikten sonra oracıkta bu dizeyi yazmıştır.

Dize demişken, yukarıdaki kadar olmasa da, "Hüzün ki en çok yakışandır balıklara." bir başka ünlü dizedir. Şair İlhami Yağız bir gün küçük bir göletteki balıkların gözünün içine bakıp hiçbir zaman denizi göremeyecek olmaktan ötürü nasıl hüzünlendiklerini görmüş ve bu dizeyi yazmıştır. 

Şiir olmasa da bugün epey ünlü olan bir diğer söz de Afşar Cemal'in, "O güzel insanlar o kardan atlara binip gittiler." sözüdür.

Hiç şüphesiz, şair Kemal Füreya'nın şu dizesi günümüzün en ünlü dizesi olmalıdır: Hayat kısa, kuşlar ekmek kırıntısı yiyor. Söylendiğine göre, Kemal Füreya bir gün açık havada kahvaltı ederken yanına konan serçelere biraz ekmek kırıntısı atar, onlar kırıntıları yerken derin düşüncelere dalar ve nihayetinde bu dizeyi yazar. 

Fakat herhalde hiçbir şiir bugün ünlü ozan Maşuk Veysel'in şu şiiri kadar ünlenmemiş, duyulmamıştır: 

Benim sana verebileceğim çok bir şey yok aslında,
çay var içersen,
ben var seversen,
yol var gidersen,
bulaşık var yıkarsan,
facebook var girersen,
selfi var çekersen, 
waffle var yersen,
hıyar var soyarsan.

16 Ağustos 2020

Yeni (sosyal) kelimeler

Yeni kelimeler ürettim:

müfyesbik: facebook'u olan,
münstegrim: instagram'ı olan,
müttewtir: twitter'ı olan.

Bundan böyle "Abuzittin Facebook'ta şöyle yazmış" demek yerine, "Müfyesbik Abuzittin şöyle yazmış" demek yetiyor.
Sayfa başına git