23 Kasım 2016

Tarih dersi

Tarih kitapları, hemen her konuda olduğu gibi, Sanayi Devrimi konusunda da yalan söylemektedir. Güya Sanayi Devrimi XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Büyük Britanya'da başlamış. Yok tabii böyle bir şey. Hakikatte Sanayi Devrimi 1840'larda Hollanda'da başlamıştır. İşte tam da bundan ötürü, Hollanda –kendi nüfusu çok az olduğu için– fabrikalarda çalıştırılmak üzere Osmanlı devletinden işçi ister. Bunun üzerine memleketin dört bir yanından insanlar Hollanda'ya gitmek üzere işçi olarak yazılır. Padişah bir emirname yayımlatır. Buna göre, Hollanda'ya gidecekler payitahtta, yani İstanbul'da toplanacak, Hollanda'ya hep birlikte gidilecektir. İlk kafile 1845 yılında yola çıkar ve dört ay sonra sağ selamet Rotterdam limanına ulaşır. İşte, kendi halinde fakir bir köylü olan Vanlı Taha İdris de bu kafiledeki işçilerden biridir.

Gemi limana yanaşınca Hollandalı görevliler derhal gelip işçileri karşılar ve onları saymaya, kayıtlarını tutmaya başlarlar. Taha İdris, kafiledeki hemen herkes gibi haliyle Felemenkçe bilmemektedir. Zaten bunu bilen Hollandalılar gemi henüz oraya varmadan Türkçe bilen tercümanlar getirtmiştir.

İşçiler gemiden inmiş, isimlerini kaydettirmek için limanda sıraya dizilmişlerdir. Sıra Taha İdris'e gelir. Tercüman, adın nedir, diye sorunca bizimki "Taha İdris Vanî" der. Gelgelelim Hollandalı kâtip bunu "Theodorus Van" diye anlar ve öyle kaydeder. Tesadüfe bakın ki tercüman da askerliğini Van'da yapmış biridir. Karşısında bir Vanlı görünce heyecanlanır, "Yaa, demek Vanlısın, neresinden?" diye sorar bu kez. Ancak Türkçe bilmeyen kâtip, tercümanın ona soyadını sorduğunu zanneder. Taha İdris kendisine yöneltilen soru üzerine köyünün adını söyler: Kox. Kürtçede kümes demektir kox, rivayete göre vakti zamanında bu köyde epeyce tavuk beslendiği için köy bu adı almıştır. Taha İdris köyünün adını söyleyince, dedik ya, kâtip bunu soyadı sanır ve kendi alfabesince "Gogh" yazar. (Bilmeyenler için küçük bir not: Kürtçede /x/ boğazdan okunan kalın /h/ harfidir. Felemenkçede bu sesi /gh/ bileşimi verir.) Kâtip, Taha İdris'in kartını eline verir, tercüman da "Hayırlı uğurlu olsun," der ve bizimki oradan ayrılır. Elinde tuttuğu kâğıtta isminin "Theodorus van Gogh" olarak yazıldığından haberi yoktur elbette.

Taha İdris, diğer bazı işçilerle birlikte gönderildiği fabrikada çalışmaya başlar. İşçiler yabancı olduklarından Hollandalılar onları tanıyabilmek için yaka kartı dağıtmışlardır. Bunlara da doğal olarak işçi kartlarında yazılan isimler yazılmıştır. Taha İdris de farkında bile olmadan yakasında "Theodorus van Gogh" ismiyle yaşıyordur artık. Gelen giden de kendisini bu isimle çağırmaktadır haliyle. Başlangıçta buna bir anlam veremese de kısa sürede duruma alışır ve bu yepyeni adını benimser.

Yıllar geçer. Taha İdris'in, pardon, Theodorus'un artık memlekete dönmeye niyeti yoktur. Hollanda'ya iyicene alışmıştır. Hem, dillerini de öğrenmiştir. Bu arada, Anna Carbentus adında Hollandalı bir kadınla da evlenmiştir. Evlenince Anna onun nüfusuna geçmiştir.

Theodorus-Anna van Gogh çiftinin 30 Mart 1853 yılında bir oğlu dünyaya gelir. Adını Vincent koyarlar. Ve işte bu çocuk gelecekte dünyaca ünlü bir ressam olacak olan Vincent van Gogh'tur.

Evet, Van Gogh aslında Vanlıdır. Dolayısıyla da bizim hemşehrimiz sayılır. Ya.

11 yorum:

  1. Yazının ilk yarısı doğru gibi de ikinci yarısı hayal ürünü olmalı:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam, belli ki yazının en son kelimesine tıklamamışsınız, gözünüzden kaçmış. :))
      Selamlar...

      Sil
  2. Eh, bağlantı doğruysa hikaye de doğrudur. Ya da o doğru oluyor da bu niye olmuyor. Ayrıca doğru ya da yanlış nedir ki?! :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim verdiğim tarih dersi hiç yanlış olur mu? :)))
      Sevgiler...

      Sil
  3. :)) Harika gerçekten, hemşerimize sahip çıkmamız lazım ama olmaz böyle..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Eren. Ben de bunu anlatmaya çalışıyorum işte. Van Gogh gibi bir hemşehrimiz var, haberimiz bile yok. Yazık oluyor. :))
      Selamlar...

      Sil
  4. Doğrudur o vakit Harun bey dediyse.

    Vincent zaten tutunamamışi kafayı yemiş. Taha çok üstüne gitmiş "bir altın bilezik" olsun kolunda, tornacı ol diye de, yapamamış. Meslek lisesinden atılıp, ressam olmuş. Sonra işte saykedelik resimler vs hep Taha'nın Vinsent'i dövmesi sonucu.
    Ben böyle biliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Desteğin için minnettarım Jardzy.
      Sahi ya, sen de Hollandalıydın değil mi? Sen iki taraftan da hemşehrisi sayılıyorsun o zaman. Ne güzel ne güzel. :))

      Sil
    2. Ben Belçikalıyım :D

      Sil
    3. Bence böyle tarihi bilgilere yer vermelisin, biz de bildiklerimizi ekleriz!!

      Sil
    4. Aa, aklımda nedense Hollandalı olduğun kalmış. Gerçi, ha Hollanda ha Belçika, ne fark eder. :)

      Yeter ki siz isteyin, sık sık tarih kursları düzenlerim burada. :)

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git