9 Aralık 2016

Kendini bir hırsız gibi hissetti

Dan çenesinin ıslandığını hissetti. Aman tanrım, Mona'nın göğüslerinden bir şeyler damlıyordu. Kızın göğüslerini ısırıp kanatmış mıydı yoksa? Eline baktı, kan değildi. Mona'nın yüzü su içerken rahatsız edilmiş bir geyiğin yüzüne benzemişti şimdi.
"Ben emzikliyim" dedi.
"Nee?"
"Altı aylık bir oğlum var benim."
"Ama..."
"Merak etme, ne evliyim ne de nişanlı, hatta bir sevgilim bile yok."

Dan benliğini Mona'da yitirmek istedi bir kez daha. Oysa bitmişti o an. Mona'nın kendinde biriktirdiği ışık ansızın eriyip yüzünde dağılmıştı. Bulundukları odaya ilişkin algıları gümbür gümbür geri gelmişti. Sağ tarafındaki sızı, duvar kâğıtlarındaki lekeler, kaba etlerine batıp kaşındıran yerdeki kilim, kardeşinin nostaljik bir anı diye sakladığı lamba, sobadan çıkan duman, hepsi, hepsi geri gelmişti. Dan kendini bir hırsız gibi hissetti. Şu anda Skogli'deki evlerden birinde minicik bir oğlan anasını özlüyordu. Bir erkeğin sevgilisi bir başka erkeğin annesiydi. Gözleri nemlendi. Keşke sadece sarılıp oturmakla yetinseydim, diye düşündü.
Levi Henriksen, Kar Yağacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git