6 Ekim 2018

Cühela

Bunu da birkaç yıl önce yazmışım. Öykümsü filan değil bu, gerçek. Cahil öğretmenlerin olduğu bir ortamdan dönerken akşam evde başlamıştım yazmaya. Sonunu getiremeden bırakmışım demek ki. Önünden, arkasından eksik kalmış gene. Olsun, kalsın, ne edelim. Bu dünyada her şey artık kalmaz ya, bazıları da eksik kalır işte böyle.  
Okul hayatım hep böyle cahil cühela öğretmenlerle geçti işte. Aralarından şans eseri iyi diyebileceklerin çıkıyordu çıkmasına da, eh, mesela onlardan birinin taa ilkokulda bize öğrettiği atasözünün de dediği gibi, istisnalar kaideyi bozmazdı. Atasözü demişken, günün birinde edebiyat dersinden önce kütüphaneye gidip –okul kütüphanesinin bir çalışanı yoktu, günde bir öğrenci nöbetçi olurdu– nöbetçi olan arkadaşımdan bir saat sonra getirmek üzere atasözleri sözlüğünü alıp –çünkü bir kütüphanecilik geleneği olarak burada da sözlükler dışarıya verilmiyordu– derse götürmüştüm. Yazdığım senaryo gereği, "Hocam, bu aralar atasözlerine ilgi duymaya başladım, bazılarını çok beğeniyorum," diyecektim. Hangilerini beğendiğimi sorunca da, "Elle gelen düğün bayram" diyecektim. Hiçbir zaman anlamayacaktı ona oynadığım bu oyunu. Anlamasına gerek de yoktu, ben bunu sırf kendimi rahatlatmak için yapacaktım. Hakikaten de öyleydi, elle gelen düğün bayramdı. Asıl acı gerçek de buydu. Yalnızca edebiyat öğretmeni değildi kötü olan, bundan ötürü çok göze battığı da yoktu, halinden utandığı da. Öğretmenlerimizin ekserisi öğretmenlik vasfı taşımıyordu.
Bugünküler daha beter. Görünüşe, gidişata bakılırsa gelecektekiler daha da beter olacak.

4 Nisan 2012

Bir Öğretmen "Nasıl" Yazar?

Feyza Hepçilingirler'in Dilim Dilim Anadilim kitabını okudum. Türkçe "Off" ve Dedim: Ah!'ın devamı olan bu kitapta da Hepçilingirler, Türkçenin ne hallere düştüğünü, çoğunluğunu sokaktan topladığı çok sayıda örnekle gösteriyor. İnsan bu örnekleri gördü mü, hakikaten Türkçe kalmamış, deyiveriyor. "Bir Amerikalı, bizim büyük kentlerimizde, hatta küçüklerinde bile hiçbir yabancılık duygusuna kapılmadan, kendisini evinde hissederek dolaşabilir." diyor, İngilizcenin Türkçeye ne denli baskın hale geldiğini anlatmak için. Hatta, durumun vahametini anlatmak için de, "Zaman zaman kendisinin bile bilmediği İngilizce sözcüklere rastladığında bize hayranlığı artacaktır Amerikalının." diyor.

Kitabı okuyunca, birkaç ay önce bazı öğretmen arkadaşların çıkardığı tek sayfalık bir "el dergisi"ni hatırladım. Baştan sona yazım yanlışları ve anlatım bozukluklarıyla doluydu. Ayrıca bırakın metinlerde, cümlelerde bile anlam bütünlüğü hemen hemen hiç yoktu. Elime bir kalem almış ve görebildiğim bütün yanlışlıkları göstermeye çalışmıştım. Niyetim bunu, aramızdaki samimiyete de dayanarak o öğretmen arkadaşlardan birine vermek, böylece yanlışlarını uygun bir dille kendilerine söylemekti. Ne yazık ki yanlışlıkları yaza yaza sayfa kenarlarında ve yazı aralarında boş yer kalmadı. İşte onlardan bir örnek: 

'Kuzey Güney' dizisindeki Cemre pusula gibi kız. Bi Kuzey de bi güney de. Şimdi biraz haddimizi de aşarak bu tek satırdaki yanlışlıkları sıralayalım: 
  1. Tek tırnak işareti, çift tırnak içine alınmış bir yazıda ikinci bir tırnak kullanmak gerekirse kullanılır. Kuzey Güney ille alınacaksa çift tırnak içine alınmalıdır.
  2. Bir insan pusulaya ancak diğer insanlara yol göstericiliği yönünden benzetilebilir. 
  3. Bi diye bir kelime sözlüklerde var mıdır? Kuzey kelimesi niye büyük harfle başlıyor da güney küçük harfle başlıyor? 
  4. Bir kuzeyde bir güneyde ile bir kuzey de bir güney de cümleleri arasında Ağrı, Süphan ve Nemrut dağları kadar fark vardır. de'yi ayrı yazdınız mı bağlaç olur. Oysa, bir kuzeyde bir güneyde cümlesindeki de bulunma ekidir ki her zaman bitişik yazılır. Okulda oynuyor dediğinizde, falanca kişinin okulda oynadığı anlaşılır ama okul da oynuyor dediğinizde okulun diğer bazı okullarla zil takıp oynadığı anlaşılır. 
  5. Güneyi gösteren bir pusula var mıdır ki, pusula gibi olan Cemre bir kuzeyde bir güneydedir? 
Bir başka örnek, olduğu gibi aktarıyorum:
ALEV ALEV
Klasik müfettiş sendromları yaşanır hani bazen...Mesleğimin ilk ayları...Okuluma müfettiş gelmişti.Müfettiş öğrencileri gözlemledi,sorular sordu.Her şey o kadar yolunda gidiyordu ki;Müfettiş çocuklara :"Haydi öğretmeninizin öğrettiği şarkılardan birini söyleyin" dedi.Ben gururlu...:) Çok fazla okul şarkısı öğretmişim ya! Her kalkan öğrenci okul şarkısı haricinde şarkılar ve türküler söyledi.:(Ben ise diplerde...Son olarak Derya kalktı ve öğretmeninin teneffüste mırıldandığı "Alev alev" şarkısını öyle içten okudu ki:):):)Sadece al renge boyanmış suratımı ve alev alev yanan yanaklarımı hatırlıyorum...Ah Derya'm ah!Bu da bana ders oldu...:)
Altına şunları yazmışım: "Noktadan, iki noktadan, üç noktadan sonra bir karakter boşluk bırakılır. Virgül, ünlem ve soru işaretinden sonra da. 'Ben gururlu' diye başlayan bir sözden sonra üç nokta gelmez. 'Ben diplerde' diye bir söz olamaz. Metnin anlam bütünlüğü neredeyse sıfır. Bunu bir öğretmenin yazmış olması vahim."


Yukarıdakinden çok daha vahim olan bir başka örnek: 
ŞİMDİ OKUMA ZAMANI
[Fareler ve İnsanlar'ın kapak resmi] 
George ve Lennie nin tek bir hayali vardır çok para kazanıp kendilerine bir çiftlik satın almaktır. Bunun için çalıştıkları çiftlikte yaşadıkları hayatlarını değiştirecek ve hayal ettikleri çiftlik fikrini unutmaları gerekeceğini çok sonra anlayacaklar. John Steinbeck tarafından yazılan kitap 100 temel eser arasında bulunan klasik edebi eserlerden biridir. Bir çok yazar kitap hakkında övgüyle bahsetmektedir. Ayrıca kitaptan kurgulanarak aynı isimle çekilen filmde Oscar adayları John Malkovich (Being John Malkovich) ve Gary Sinise'nin (The Green Mile) başrolleri paylaştığı bu güzel ve etkileyici filmde canlanıyor. 
Sondan başlayalım:
  1. John Malkovich'ten itibaren yazı italikleşmeye başlıyor. Sebep?
  2. Bu bir cümle midir?: Ayrıca kitaptan kurgulanarak aynı isimle çekilen filmde Oscar adayları John Malkovich (Being John Malkovich) ve Gary Sinise'nin (The Green Mile) başrolleri paylaştığı bu güzel ve etkileyici filmde canlanıyor. 
  3. Peki, bu bir cümle midir?: Bunun için çalıştıkları çiftlikte yaşadıkları hayatlarını değiştirecek ve hayal ettikleri çiftlik fikrini unutmaları gerekeceğini çok sonra anlayacaklar.
  4. Bir çok diye değil, birçok diye yazılır. Birçok yazar kitap hakkında övgüyle bahsetmez, birçok yazar kitaptan övgüyle bahseder.
  5. Bunun için diye başlayan ikinci cümleye dikkat çekmek isterim. Madem George ve Lennie'nin çok para kazanıp bir çiftlik satın almak gibi tek bir hayalleri vardır, o vakit bunun için diye başlayan ikinci cümlede bu hayallerini gerçekleştirmeye yönelik bir eylemlerinden söz edilmemeli midir? Oysaki tam tersi oluyor, adamlar bu bir tek hayallerini gerçekleştirmek için çalıştıkları çiftlikte "yaşadıkları hayatlarını" değiştiriyorlar ve de çok sonraları bu hayali unutmaları gerektiğini anlıyorlar. 
  6. Özel adlara gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmıyor muydu? (Lennie nin).
Durum bu. Fazlaca örnek vermeye gerek yok.

Bana kalırsa Feyza Hanım sokaklara boşuna iniyor. Çünkü öğretmenlerin böyle yazdığı bir ülkede sokaktaki insanın değil yanlış yazması, yazmayı hiç bilmemesi bile olağan karşılanmamalı mıdır?
Sayfa başına git