27 Haziran 2016

İsa'nın Beşiği

Düşlerimin birinde ben ne İbrahim'dim ne başkası. Kimdim, bilmiyordum. Meryem'in evinde oturuyordum. Yaşlıca adamın biri gelip dışarıdan sesleniyordu. Meryem kalkıp kapıyı açıyordu. Adamın üstünden başından perişanlık akıyordu. “Çocuğuna yaptığım beşiğin,” diyordu, başı önüne düşüyordu, biraz utanıp sıkılıyordu, kelimeler ağzından zorlukla çıkıyordu: “hakkını istiyorum.” Meryem ne edeceğini bilemiyor, dönüp bana bakıyordu. “Nedir yaptığın beşiğin hakkı?” diyordum. “Bir sepet elmadır,” diyordu adam. “Sepet de elmalara dahil midir?” diyordum. “Öyledir,” diyordu o da. “Hak haktır,” diyordum, “bir sepet elmanı alacaksın. Lakin elmaların olgunlaşma çağında gelmen gerek.” Bir şey demeden gözleriyle benle Meryem'i selamlayıp gidiyordu. Meryem geçip yerine oturuyordu. Konuşmuyorduk. Bir şey demiyorduk. Meryem İsa'nın beşiğini sallıyordu.

22 Nisan 2012

İsa

Çocukken annemin anlattığı bir meselden.

Çocuk İsa karnı acıkınca eve geldi. Annesi Meryem'e aç olduğunu söyledi. Meryem fakir bir kadındı. Kocası yoktu. Hiç de olmamıştı. Evde sıcak yemek yoktu. Oğluna bir tas ayranla bir arpa ekmeği getirdi. İsa itiraz edecek oldu:
"Yiyecek başka bir şey yok mu?"
"Yok."
"Buğday ekmeği de mi yok?"
"Yok."

Kızdı çocuk. Sofradan kalktı, kapıya yöneldi. Meryem'in arkasından bir şey söylemesine mahal vermeden kapıyı vurdu, gitti.


Başını alıp gitmeye karar verdi. Belki o uzaklarda bir yerde daha iyi bir hayat vardı, kim bilir? Kasabadan çıktı. Öğlen sıcağının altında bilinmedik yollara düştü ve uzaklaşmaya başladı. Her yer ne kadar da ıssızdı. Bir iki saat sonra küçük bir kervana rastladı. Onlara sığınmalıydı. Başına bir şey gelmesi işten bile değildi yoksa. Onlara katıldı. Kim olduğunu sormadılar bile. Kervan yürüdü gitti. Gitti gitmesine de yolda eşkıyalar durdurdu onları. Mallarını yağmaladılar, İsa'yı işlerine yarar diye alıkoydular. Birkaç fersah ötede, konakladıkları yere götürdüler. Tutsakları kapattıkları küçük bir mağaraya koyup başına bir adam diktiler.


Akşam oldu. İsa'nın ayaklarına kara sular inmişti. Ya Rab, böyle yorgunluk görülmüş şey miydi? Açlıktan ölmek üzereydi. Ölmek üzereydi ki...


Eşkıyaların reisi geldi. Mağaranın kapısında durup çocuğu şöyle bir süzdü. İsa korku içinde bir köşeye sinmiş kalmıştı. Emir verdi adam:

"Şuna yiyecek bir şey verin de açlıktan ölmesin!"

Biraz sonra adamlardan biri mağaradan içeri girdi. İsa'nın yüzüne bile bakmadan elindeki bir arpa ekmeğiyle bir tas ayranı önüne bırakıp gitti.
Sayfa başına git