14 Ekim 2014

Güzel yemek

Çok güzel elma yiyen birini tanımıştım bir zamanlar. Arkadaşımdı. Sonra hayat bizi farklı yönlere, farklı yerlere savurdu. Dünya gözüyle bir daha karşılaşır mıyız bilmiyorum. Elmanın güzel yenişi de nasılmış, diye merak edilebilir. Arkadaşım eline aldığı bir elmayı yavaş yavaş yemeye başlardı. Biraz sonra elma bitecek gibi olunca artığını atacağını düşünürdünüz. Ama o atmaz, dakikalarca ufak ufak ısırıklarla yemeye devam ederdi. Bir zaman sonra elmadan geriye o kadar küçük bir parça kalırdı ki hayret ederdiniz.

İtiraf etmek gerekirse, ben buna hiç tanık olmadım. Kendisi anlatırdı ama. Ayrı zamanlarda birkaç kez sözü açılmış, o da anlatmıştı. Hatta bazen ben hatırlatır, anlatmasını isterdim. Anlatışı da elmayı yiyişi gibi özenliydi, hoşuma gidiyordu.

Liseyi bitirdikten sonra bir yıl evde oturup ders çalışmış üniversiteyi kazanmak için. Kazanmış da. İşte o elma yiyiş tarzı da odasında ders çalıştığı o günlerden kalmaymış. Dediğine göre, odasında ders çalışıyorken annesi ara ara ona elma getiriyormuş.

Çok güzel balık yiyen birini de tanıyorum. Ayda yılda bir karşılaştığımız oluyor hâlâ. Ama balık yiyişini görmeyeli yıllar oldu. Bu kişi de balığı yavaş yavaş yerdi. Eline alır, güzel güzel ayıklar, ayıkladıkça yer, bitirdiğinde de balığın kafasından küçük bir parça ile kılçığı kalırdı geriye. Gören, orada hiç balık yenmemiş de o kılçık başka yerden gelmiş sanırdı.

Bir de çok güzel yemek yiyen birinden bahsederlerdi. Dedem de diğer tüm yaşlılar gibi yaşıtlarıyla sohbet etmeyi pek severdi. Benim de onları dinlemek hoşuma giderdi. Küçüktüm, yaşını başını almış insanların sohbetine katılacak halim yoktu, elimde kala kala onları dinleme şansı kalıyordu. Bazen komşu köylerden arkadaşları gelirdi. Hep eskilerden konuşurlardı. Göçüp gitmiş insanlardan, tanıdıklarından, arkadaşlarından çok bahsederlerdi. İşte, o güzel yemek yiyen adamın da böylece sözü açılmıştı bir-iki kez. Çok yermiş, ama yavaş yavaş, usulünce... Dedemler anlatırken gözümün önünde canlandırır, o, sofrada oturup yemek yerken karşısında oturup izleyesim gelirdi.

Küçücük bir çocuğu elma yerken görünce bunlar aklıma geldi. Henüz dört dişi var, ikisi üstte, ikisi altta. Elmasını iki minicik eliyle kavramış, narin ısırıklarla yemeye çalışıyordu. İki küçük dişin izleri açık seçik görünüyordu elmada. Herhalde akşama kadar uğraşsa bitireceği yoktu. Çocuklar güzeldir. Öyle olmasa Tanrı herkesi çocuk olarak yaratır mıydı?

6 yorum:

  1. Gerçekten ellerinize sağlık demek istiyorum .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim blogdaş. Selamlar...

      Sil
  2. Ben de öyle yerim elmayı, demek yalnız değilmişim =) Hepsi çok sevmekten =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Avare Karınca. Söylemesi ayıp, benim de en sevdiğim meyvedir kendileri.
      Sevgiler...

      Sil
  3. Elmayı ve Doğu Anadolu'daki alabalığı minimal artık bırakarak yiyenlerdenim ben de!
    Bazı insanlar hakikaten güzel yemek yiyorlar ve insan özenerek yiyor. Ben çok hızlı yerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Jardzy. Bunu yazdıktan sonra ben de elmayı öyle yemeyi denedim. Meşakkatli bir iş. Sanırım herkesin harcı değil.
      Sağlıkla kal...

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git