11 Eylül 2018

İhtiyar düşünürden düşünceler

Doğrusu ben de iyi düşününce ihtiyarlığı kötü gösteren dört sebep buluyorum: Birincisi, insanı işlerden uzaklaştırması; ikincisi, vücudu zayıflatması; üçüncüsü, insanı hemen hemen her zevkten mahrum etmesi; dördüncüsü, ölüme yakın oluşu.
* 
Çocuklarda zayıflık, yetişkinlerde taşkınlık, orta yaşlılarda ağır başlılık, ihtiyarlarda olgunluk tabii hallerdir, bunları zamanında kabul etmek lazımdır.
*
Kuvvetimizi mahvedecek kadar değil, tazeleyecek kadar yiyip içmek lazımdır.
*
Gençlerde ihtiyarların, ihtiyarlarda da gençlerin bazı hallerinin bulunması iyi bir şeydir.
*
Solon: “Her gün bildiklerime birçok şeyler katarak ihtiyarlıyorum” diyor. Bunu demesi kendisi için bir şereftir. Şu muhakkak ki hiçbir maddi zevk manevi zevklerden daha üstün olamaz.
*
İtibar ihtiyarlığın şanındandır.
*
Bir ihtiyara selam vermek, yanına yaklaşmak, onu görünce ayağa kalkmak, önüne geçmemek, onu geçirmek, ona akıl danışmak gibi önemsiz ve alelade görünen şeyler bile ona gösterilen saygıya işarettir.
*
Atina’da ihtiyar bir adam oyunun ortasında tiyatroya girince, o kalabalık seyirciler içinde hiçbir vatandaşı kendisine yer vermemiş, ama elçi oldukları için hususi yerlere oturan Spartalıların yanına yaklaşınca hepsi ayağa kalkmış ve ihtiyarı oturtmak istemişler. Seyircilerin hepsi birden onları alkışlayınca, içlerinden biri: “Atinalılar iyilik nedir bilirler ama yapmak istemezler” demiş.
*
İhtiyarların hasisliğine gelince, buna aklım ermiyor. Öyle ya, yol kısaldıkça yolluğu arttırmaktan daha saçma bir şey olabilir mi?
*
Ölüm gençlerin de başında olduğuna göre neden ihtiyarlığı kötülemek için bir sebep olsun?
*
Diyebilirler ki: İyi ama, bir genç uzun zaman yaşayacağını ümit eder, ihtiyar bir insan böyle bir ümit besleyemez. (…) Öyle ama, ihtiyar gencin ümit ettiğini ele geçirmiş olduğuna göre daha iyi bir durumdadır: Biri uzun müddet yaşamayı ümit eder, öteki uzun müddet yaşamıştır.
*
Sonu olan bir ömür uzun sürmüş sayılmaz. Çünkü sona varılınca geçmiş zaman akıp gitmiştir; elde kala kala fazilet ve dürüstlükle kazandığın şey kalır.
*
Kendilerini daha uzun müddet anmamız için ruhları bize tesir etmeseydi, büyük adamlara ölümlerinden sonra hala saygı gösterilmezdi.
Cicero, İhtiyarlık.

20 Kasım 2012

Ömür Dediğin

Sonu olan bir ömür uzun sürmüş sayılmaz. Çünkü sona varılınca geçmiş zaman akıp gitmiştir; elde kala kala fazilet ve dürüstlükle kazandığın şey kalır. Cicero

15 Kasım 2012

Çağdaş Toplum Falan

Bazılarına neden filozof deriz? Bazıları neden beş bin yıl yaşar?


"Çocuklarda zayıflık, gençlerde taşkınlık, orta yaşlılarda ağır başlılık, ihtiyarlarda olgunluk doğal hallerdir, bunları zamanında kabul etmek gerekir." Marcus Tillius Cicero.


Genç Çiçero Kitap Okurken.
Eser: Vincenzo Foppa
Kimin sözü yüzyılları, bin yılları deler geçerse, elbette ona filozof diyeceğiz.

Bugün, bizim ülkemizde de, yeryüzünün çokluk ülkelerinde de Cicero'nun 2056 yıl önce söylediği şu dört şey yok mudur? Var: Zayıflık, taşkınlık, ağır başlılık, olgunluk.

Gelgelelim, bunların dağılımında da bir dengesizlik yok mudur? Var. Örneğin taşkınlık, iste istediğin kadar, ama ağır başlılığı ara ki bulasın. Hele de olgunluğu...

Taşkınlık çoktur çok olmasına da, keşke sadece gençlerde olsaydı, normal karşılanırdı en azından, hoş görülürdü, zira filozof da demiş zaten, gençlerde doğaldır, diye. Gençlerle beraber çocuklarda da olsa, eminim yine hoş karşılanırdı. Ancak arkadaş, günümüz insanına baksanıza, çocuğu, yeni yetmesi, genci, orta yaşlısı, yaşlısı, yediden yetmişe herkes taşkınlık yapma çabasında. Biri de kalkıp bu taşkınlıkların aksi bir şey söyledi mi hemen başlıyor koro, özgürlüklerden, bireysel tercihlerden çalmaya. Yemişim bireysel tercihini, affedersiniz. Bu bireysellik mireysellikten hiç hazzetmiyorum. Her bir b.kun özgürlük kabuğuna sokulup getirilmesini de sevmiyorum. Tamam, her bireyin kendi yaşamı üzerinde tasarruf hakkı vardır, eyvallah, ama bir de işin toplumsal yanı var, sen bir toplumun içinde yaşıyorsan, topluma gereksinim duyuyorsan, yeri ve zamanı geldiğinde bireyselliğinden vazgeçmeyi bileceksin. Özgürlük dediğin şey de çok kişiliktir zaten, tek kişinin olduğu yerde özgürlüğe ne gerek vardır ne ihtiyaç.

Filozof ne kadar isabetli söylemiş.

Zamanımızın, üzerinde bir gıdım olgunluk taşımayan yaşlıları, ne çirkin şeylersiniz siz öyle. Üstünde ağır başlılığın izinin olmadığı yetişkinler, siz ne pis şeylersiniz öyle.

12 Nisan 2012

Kazanmak, Kaybetmek

Bu adam [Q. Fabius] pek yaşlı olduğu halde genç gibi harb ederdi; gençlik ateşi ile parlayan Hannibal’i sabrı ile yatıştırdı. (…) Gerçekten, Tarentum’u geri alırken ne kadar uyanık, ne ihtiyatlı davranmıştı! Şehir elden gittikten sonra iç kaleye kaçan Salinator ona böbürlene böbürlene “Q. Fabius, Tarentum’u benim sayemde kurtardın” dediği zaman Fabius gülerek: “Doğru, sen onu kaybetmeseydin hiçbir zaman geri alamazdım” demiş.
(Q. Fabius Maximus Verrucusus Cunctator, 238, 228, 215, 214, 209 yıllarında konsüllük etmiş, Hannibal’e karşı savaşmış komutan.)
Cicero, İhtiyarlık.

1 Ağustos 2011

Gençlerin ölümüyle yaşlıların ölümü

Gençlerin başına ölümün gelmesi tabiata aykırı bir şeydir. İşte bunun için gençlerin ölmesi bana, harlı bir ateşin bol suyla söndürülmesi gibi gelir; ihtiyarların ölümü ise, geçmiş bir ateşin hiçbir tesirle değil de, kendiliğinden sönmesi gibidir. Nasıl elmalar hamken çekilip koparılır, iyice olgunlaşınca düşerlerse, öylece gençlerin canını bir kuvvet çeker alır da, ihtiyarlar olgunluktan ölür. Bu olgunluk bana öyle tatlı geliyor ki ölüme yaklaştıkça, uzun bir deniz yolculuğundan sonra karayı görür gibi oluyor, nihayet limana varacağımı sanıyorum. 
Cicero, İhtiyarlık.
Sayfa başına git