4 Ocak 2014

Kanatlı Uygarlık

 
Baykuş Kanatlı Uygarlık'ın entelektüelidir.
Çok düşünür. Kendisine "uğursuz"
yaftası yapıştırılmış olması da bundan 

ötürü değil midir? Dünya kurulduğundan 
beri sürüler hep çoğunlukta, düşünenler, 
bilenler de hep azınlıkta oldu ve artık açıkça 
anlaşılıyor ki dünya döndüğü sürece 
bu böyle olacak. 
Karga'yı kısa cümlelerle anlatmak herkesin
harcı değil. Biz insanlar arasında kötü
sesiyle ünlenmişse de Kanatlı Uygarlık'ta
gün görmüş, devran sürmüş
bir tür koca adam rolüne sahiptir.
En bilinen türünün siyah renkli olması da
kaderin bir cilvesi olsa gerek.

Martı. Denizlerin hâkimi. İnsan atalarımızın denizlere açılmak için binlerce yıl geçmesi gerekti, oysa Martı ilk günden beri denizlerdedir. Martı ayrıca çağdaş uygarlığı da simgeler. Şehirlerde yaşamaya neredeyse insanlarla birlikte başladı.




















>>>
Papağan eğlencenin, zevkin, sefanın
simgesidir. O kadar ki, bu özelliği onun 

renklerine de yansımıştır. Rengârenk 
telekleri, insanlar gibi konuşabiliyor 
olması onu Kuşlar Aleminde apayrı 
bir yere koyar.
Serçe, Kanatlı Uygarlık'ta kendi halindeliğin sembolüdür. Kimseye karışmaz etmez. 
Eğer bir çocuk bir kuşa benzetilecekse 
bu kuş serçe olmalıdır; o denli çocuk
ruhludur serçe. Hayatı olduğu gibi kabul 
eder bir de. Çok üşüse de kışın göçmez.

Kartal da dağların hâkimidir. Onu dağlardan başka yerde yaşatmak çok zordur. Kanatlı Uygarlık'ta yerine yurduna bu kadar bağlı bir kuş daha yoktur. Bu nedenle çevresine hep korku salmıştır, çünkü yaşadığı yerin sahibidir, dağlar onundur bir kere, daha ne söylenir.























Copyright ©: The owl, the crow, the seagull, the parrots, the sparrow, the eagle.

25 Haziran 2013

Bay Kuş

via

"Düşünen" hayvanları öteden beri sevmişimdir.
Kedi, Karınca, Arı, At, Eşek, Baykuş... Adlarını bilerek büyük harfle başlattım. Hak ediyorlar. Ama ne yazık ki insan denen o yüce yaratığın yazdığı tarih onlara da hak ettikleri yerin çok uzağında yerler uygun görmüş. Binlerce yıldır hizmetinde çalıştırdığı Eşek'e bu denli aşağılarda bir yer reva görmüş olması, onu bu denli aşağılaması, adını hakaret olarak kullanması insanın değerini de açık seçik ortaya koyuyor. Hayvanları bu hale sokmak ancak insanın yapabileceği bir şeydi doğrusu.

Şu güzelim Baykuş'a da uğursuzluk yaftası yapıştırmıştır insan. Ne uğursuzluğunu gördüyse... Bana kalırsa insanoğlu ve insankızı bu yeryüzünde yaşamaya başladığı ilk günden beri bütün sıkıntılarını doğaya yüklemek gibi bir kolaycılığa kaçtı, böylece onlardan kurtulabileceğini sandı, oysaki hiç hesap etmediği bir şey vardı, insanın kendisi küçük evrendi, yani içinde yaşadığı doğanın küçük bir yansımasıydı, mikrokosmos'tu. Doğada, yani makrokosmos'ta olup biten her şeyin kendilerine yansıyacağını, doğaya yüklenen tüm sıkıntıların kendilerine döneceğini öngöremedi zavallı atalarımız. Galiba bugün dalgalarıyla boğuştuğumuz bu koca sıkıntılar okyanusuna düşüşümüz de o gün oldu.

Yine de Bay Kuş iyi bir fikirdir.
Aynaya bakmasını bilene.     

Sayfa başına git