25 Ekim 2014
16 Temmuz 2013
25 Haziran 2013
Bay Kuş
![]() |
| via "Düşünen" hayvanları öteden beri sevmişimdir. Kedi, Karınca, Arı, At, Eşek, Baykuş... Adlarını bilerek büyük harfle başlattım. Hak ediyorlar. Ama ne yazık ki insan denen o yüce yaratığın yazdığı tarih onlara da hak ettikleri yerin çok uzağında yerler uygun görmüş. Binlerce yıldır hizmetinde çalıştırdığı Eşek'e bu denli aşağılarda bir yer reva görmüş olması, onu bu denli aşağılaması, adını hakaret olarak kullanması insanın değerini de açık seçik ortaya koyuyor. Hayvanları bu hale sokmak ancak insanın yapabileceği bir şeydi doğrusu. Şu güzelim Baykuş'a da uğursuzluk yaftası yapıştırmıştır insan. Ne uğursuzluğunu gördüyse... Bana kalırsa insanoğlu ve insankızı bu yeryüzünde yaşamaya başladığı ilk günden beri bütün sıkıntılarını doğaya yüklemek gibi bir kolaycılığa kaçtı, böylece onlardan kurtulabileceğini sandı, oysaki hiç hesap etmediği bir şey vardı, insanın kendisi küçük evrendi, yani içinde yaşadığı doğanın küçük bir yansımasıydı, mikrokosmos'tu. Doğada, yani makrokosmos'ta olup biten her şeyin kendilerine yansıyacağını, doğaya yüklenen tüm sıkıntıların kendilerine döneceğini öngöremedi zavallı atalarımız. Galiba bugün dalgalarıyla boğuştuğumuz bu koca sıkıntılar okyanusuna düşüşümüz de o gün oldu. Yine de Bay Kuş iyi bir fikirdir. Aynaya bakmasını bilene. |
22 Haziran 2013
26 Mart 2013
21 Şubat 2013
Aşk*
![]() |
| © Copyright *bu değilse nedir? (İnsanlar aşk'ı dillerine pelesenk ededursunlar, onun ne olduğunu tam anlamıyla bilen ve yaşayan hayvanlardır.) |
25 Ağustos 2011
İkisi gitti biri kaldı, nedir?
Merak kediyi öldürdü, derler. Vallahi ben kefilim, zavallı kedinin suçu günahı yok. Bir şeyi merak etmeye gör, sen de ölürsün ey ademoğlu. Bendeniz uzun süredir iki bitkiyle bir böceğin adlarını merak eder dururdum. Nihayet ikisinin adını öğrenebildim, biriyse hâlâ merak konusu.
Canlı ve solgun halini gördüğünüz bu çiçek hayatımda tanıdığım ilk çiçeklerden biridir. Zira her bahar köyümüzün meraları, kırları, bağ bahçeleri bunlarla dolup taşardı. Ne var ki üç ay öncesine kadar bile adını bilmiyordum. Kürtçede de bunların adını doğru bilen pek kimse yok galiba, öyle ki kısaca ew kulîlkên zer (o sarı çiçekler) der geçeriz. Karahindiba'yı elbet duymuştum, gelgelelim kırk yıl düşünsem bu sarı çiçeğin kara-hindiba olacağı aklımın ucundan geçmezdi. Buz Devri'ni çoğunluk izlemiştir. Yanlış hatırlamıyorsam mamut, kaç zamandır bir karahindibaya hasret olduğundan dem vuruyordu. Sahi niye kara?

Son olarak, şu resmini gördüğünüz, bahar böceği dediğimiz hayvancağızın adını ise daha öğrenebilmiş değilim. (Edit - 17.08.2014: sonunda öğrendim).
![]() |
| via |
![]() |
| via |
Bir kaç ay önce askerdeyken, baharla beraber ortalık yine bunlarla dolup taşmışken Erzurumlu Yakup'a bunların adının ne olduğunu sormuştum. O da mayıs çiçeği demişti. Salladı mı yoksa Erzurum yöresinde sahiden de bu adla mı anılıyor, bilemedim. Askerden geldikten birkaç gün sonra Mehmet dayımla pikniğe gittiydik Van Kalesine. Orada görünce hemen sordum dayıma. Vay anasını, karahindiba dedikleri buymuş!
Bir de bizim yörede bolca bulunan, yine çocukluğumdan beri tanıdığım, su kenarlarında yetişen, suya ziyadesiyle ihtiyaç duyan aşağıdaki otsu bitkinin de adını geçen yıla kadar bilmiyordum. İlginç olan, birçok kez bilebileceğini tahmin ettiğim kimselere de sormuştum ama onlardan da bir maaleseften başka cevap alamamıştım. Yine Mehmet dayım yetişti imdadıma. Kitaplığındaki bir Şifalı Bitkiler kitabında gösterdi. Bizim Kürtçede suh (söh okunur) dediğimiz bu bitkinin adı melek otu'ymuş.
Son olarak, şu resmini gördüğünüz, bahar böceği dediğimiz hayvancağızın adını ise daha öğrenebilmiş değilim. (Edit - 17.08.2014: sonunda öğrendim).
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





.jpg)















