30 Ocak 2013

Uykusuzluk Masalları

Tarihin derinliklerinde bir yerde, uyumayı çok seven bir halk vardı. Gelgelelim, bu halkın yaşadığı topraklarda, sevenin sevilene muhabbet beslemesi, hele hele bu muhabbeti dile getirmesi görülmemiş duyulmamış bir şeydi. Böylelikle, uyumayı çok seven bu halkın, uyuma sevgisini dile getirmesi de yasaktı.

Hal böyle olunca, türlü çeşitli kılıklarda, uyuma eylemi ayaklar altına alınır, uyumanın hiç mi hiç sevilmediği dile getirilmiş olurdu güya. Oysa herkes içten içe uyumanın lezzetine ermeyi tasarlardı.

via
Çok ilginç bir gelenek olarak, bu halk uyumayı bu kadar sevmesine rağmen, gece oldu mu kimseyi uyku tutmaz, herkes kabuğuna çekilir ve uykusuzluk acıları içinde kıvranmaya başlardı. Her gece evlerin içinden uykusuzluğa yakılıp da bacalardan dışarıya salınan ağıtlar köpek ulumalarına karışır, sabahın ilk ışıklarıyla beraber acılar dinmeye yüz tutardı nihayet. Gündüzleriyse herkes hep beraber uyanıkmış gibi görünerek uzuun uzuun "uyurdu." 

Günlerden bir gün, o halkın yaşadığı topraklara bir koyun çıkageldi. "Ben," dedi, "sizi uyutabilirim.

Ora halkından kimileri, "hadi oradan sen de, biz hiç uyumayız ki!" dediler. Bunu böyle derken içlerine de tarif edilmez bir coşku doğuyordu: "işte, yüzyıllardır beklediğimiz o ses nihayet çıktı, bir koyundan bile olsa." Tekmil halk, sevincini her an dışarıya fırlatacakmış gibi duruyordu. Ne var ki kimseden ses çıkmadı. Neden sonra köyün delisi çıktı ortaya, vakitlerden bir vakitte, "kral çıplaaak!" diye bağıran çocuktu bu, gelip meydanda durdu ve şöyle dedi: "Evet, bu koyun elbette bizi uyutabilir, ancak o bizi uyutabilir!"

Delinin birine arka çıkmaya oradakilerden hiçbiri cesaret edemedi. Koyun da deliye, "gidelim buradan, ben seni her nerede istersen uyutabilirim," dedi ve alıp başlarını gittiler. Kalan halk meydanda öyle bir pişmanlığa daldı ki, içlerinden biri kendini tutamayıp, "bir koyun kadar olamadık," deyiverdi.

Yıllar geçti. Koyunun gelişi gidişi masal diye çocuklara anlatıldı. Efsane oldu, dilden dile dolaştı. O halk hep uyumayı çok sevdi ve bu sevgisini içine gizledi. Geceleri uykusuzluk da enikonu bir töre halini aldı. Her bir kimse her gece kendi içinde uykusuzluk ritüelleri düzenledi.

via
Günün birinde uyumayı çok sevdiği halde geceleri bir türlü uyuyamayan o halkın yaşadığı diyarlara bir keçi çıkageldi. "Ben," dedi, "sizi uyutabilirim."

Başta hiç kimse ağzını açıp tek söz etmeye cesaret edemedi. Ancak, keçinin söyledikleri üzerine içlerinde o denli büyük bir sevinç yer etti ki, aralarından en azından bir tanesi çıkıp bir iki söz etmese, oradakilerin neredeyse hepsi heyecandan olduğu yere yığılıverecekti. Neden sonra köyün görmüş geçirmiş bilgesi çıktı ortaya, geldi meydanda durdu ve şöyle dedi: "Evet, bu keçi elbette sizi uyutabilir, zaten ancak o sizi uyutabilir!"


Bilge diye bellenen adamın sözü üstüne söz mü söylenir. Herkes onayladı onu, "evet, doğru söylüyor," sözleri yükselmeye başladı kalabalıktan. Aralarından biri de, atalarının yıllar önce yaptıkları hatayı tekrarlamadıkları için ne kadar ileri, ne kadar çağdaş olduklarından dem vurdu. 


O günden sonra o diyarda çağdaşlık, esneklik türküleri söylenmeye başladı. Uyumak ayıp olmaktan çıktı. Hatta, kimi çevrelerde kutsandı. İnsanlar diledikleri gibi uyudular, istedikleri vakit uyudular. Kimse de gıkını çıkaramadı buna. 


O memleketin halkı uzuun uzuun uyudu ama gece uykusuzluğuna da kimse çare bulamadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git