— Bir çay alabilir miyim?
— Demli mi olsun?
— Fark etmez.
Benle Kantinci Kız Arasında Geçen Konuşma'dan.
Bugüne kadar hiç aklıma gelmemişti bu. Gelmek için bugünü bekliyormuş demek. Çayının demini tutturamamış bir toplumdan söz ediyorum. Anlıyor musunuz? Pek çok şeyi gibi milli içeceği üzerinde de henüz mutabakata varamamış bir toplum. Milli içeceği olarak kiminin rakıda, kiminin ayranda, ve hatta kiminin gazozda (bkz. Nuri Alço hayranları) karar kıldığı bir toplum. Boğazından her şeyden, sudan bile çok, çayın geçtiği bir toplum. Rakı, ayran (ve elbette gazoz) meselesinde neden kimse elinde bir bardak çayla iki laf etmemiş bugüne kadar? Etmiş de biz mi duymamışız yoksa?
Zırvalamaya mahal yok. Demek istediğim şey başka. Yedi gün yirmi dört saat çay içen bir toplum nasıl olur da bugüne değin çayının demini tutturamaz? Yani niye mesela kimi demli kimi demsiz, kimi koyu kimi açık içer örneğin böyle? Örnek olarak yani mesela milli içkisinin bira olduğu söylenen Alman toplumu için de böyle midir bu? Orada da, "Biranız şöyle mi olsun böyle mi?" diye soruluyor mudur mesela?
Çayının demini tutturamamış bir toplumda yaşamak, demsiz bir çay içmekten pek de farklı değil sanki yani.




