31 Aralık 2014

Yeni yıl

İşin ilginç tarafı, bu akşam hiç yazı yazasım yok. Halbuki yılbaşı akşamları herkesin söyleyecek sözü olur. Benim de olurdu. Özellikle yıl sonlarında geride kalmış olan yılın muhasebesini, yok bilmem yeni yılda yapacaklarımı falan filan, muzip bir dille de olsa söylerdim. Fakat bu yıl içimden pek bir şey söylemek gelmedi. Belki yeni yılın başlarında söylerim. 

Çocuklara o ünlü şakayı yapacaktım güya, inandırıcı bir modda yapacaktım üstelik, inanacaklardı da, buna emindim, fakat unuttum iyi mi. Çocuklar, diyecektim, bu yıl önemli bir işim çıktığı için bırakıyorum, seneye görüşürüz inşallah. 

Diğer akşamlardan hiçbir farkı yok bu akşamın. Oturmuş müzik dinliyor, kelime oyunu oynuyorum. 

Eski yılbaşı akşamları güzeldi, bayramlardan daha fazla etkileri vardı. İnsanlara moral kaynağı olurdu, bir günlüğüne de olsa elâlem derdini tasasını bir kenara bırakırdı filan. Herkes televizyon başına kilitlenirdi doğal olarak. Komşumuz olan iki kardeşi yolda görüşüm hiç aklımdan gitmiyor, biri arkadaşımdı, hava kararmak üzereyken görmüştüm, nereye, diye sorunca, amcamlara televizyon izlemeye, diye yanıtlamışlardı. 

Yılbaşını kutlama taraftarı olmayanlar da her zaman oldu. Şu bilindik gâvur âdeti söylentileri işte. Öyle bir şey yok tabii. Ben hayatımda hiç Noel Baba görmedim mesela, eğer gerçekten gâvur âdeti olsaydı bir kez olsun bana hediye getirirdi Noel Baba da ben de anlardım bunun gâvur âdeti olduğunu. Hindi yemeyeliyse hayli bir zaman oluyor, şayet bu sahiden gâvur geleneği olsaydı benim şu an yemiş olduğum hindinin üzerine çayımı yudumluyor olmam lazımdı. Benim tuzum kuru kardeşim, benden yana gâvur âdeti değil, Noel Baba kime hediye getiriyorsa varsın o düşünsün. 

Şaka bir yana, yeni yıl gönlünüzce olsun.

31 Aralık 2013

Akıyor...

2009'da bunu, 2010'da bunu, 2012'de bunu, 2013'te de bunu paylaşmışım yeni yıla dair. 

Eskiden "Su gibi akıp geçiyor" derlerdi, zaman sudan da hızlı akıyor artık. Zaman su olup akarken köprünün üstünde durup onu izlemek istiyorum. Evet, yalnızca bunu istiyorum.

Yeni yılınız gönlünüzce olsun!




25 Aralık 2013

2014'te yapacaklarım

Üç gün önce bu listeyi yapacağımı söylemiştim. İşte yapıyorum.
  1. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da her gün yemek yiyeceğim,
  2. Her gün pencereden dışarıya bakacağım, gökyüzüne daha çok bakacağım,
  3. Yeni arkadaşlar bulacağım, arkadaşlarımı arayacağım,
  4. Daha fazla şiir okuyacağım, yeni şairler keşfedeceğim,
  5. Daha fazla fotoğraf çekeceğim, yeterli parayı bulur bulmaz iyi bir SLR makine alacağım,
  6. Artık evlenmeyi düşüneceğim, ama bunun için önce bir sevgili bulmalıyım, bulacağım,
  7. Yıllar oldu paraşüte binmeyeli, bu yıl iki elim kanda da olsa bineceğim, ayrıca yeğenim Rengin'i de bindirecek, böylece ona verdiğim sözü tutmuş olacağım,
  8. Yıllar oldu bir dergiye abone olmayalı, bu yıl birine olacağım, bu dergi büyük ihtimalle bir edebiyat dergisi olacak,
  9. Yıllar oldu tiyatroya gitmeyeli, bu yıl ilk fırsatta hangi oyun olduğuna bakmadan gideceğim,
  10. Yeni kelimeleri sevmeye devam edeceğim, kullanacağım da, ama yazın yerine edebiyat demeyi sürdüreceğim,
  11. Kahve içmeye devam edeceğim,
  12. İlk fırsatta Mardin'e gidip o teras katındaki kafede Mezopotamya Ovası'na bakıp bir öykü yazacağım,
  13. Mardin dönüşü Diyarbakır'da surlara çıkacağım, Keçi Burcu'nda kaçak çay içeceğim,
  14. Yaşar Kemal'e, "Ne olur Ustam, bunca roman yazdın, bir de şiir yaz" konulu bir e-posta göndereceğim,
  15. Halihazırda en çok sarf ettiğim küfürler "öküz herif", "kazma herif" olup, öküz'ü bir daha hiç kullanmamak üzere bırakacağım, kazma'yı kullanmaya devam edeceğim, hepsinden önemlisi, hiç kimsede olmayan yepyeni, tamamen kendime ait küfürler bulacağım,
  16. Art arda olmamak kaydıyla üç gün telefonumu kapatacağım, ulaşılmaz olacağım,
  17. Facebook hesabımı elden geçireceğim. Bugüne dek paylaştığım her şeyi gözden geçirip büyük bölümünü sileceğim,
  18. Photoshop ve Illustrator öğreneceğim,
  19. Bir hafta boyunca hiç internete girmeyeceğim,
  20. Yazın yine denize gideceğim.

3 Ocak 2013

1 Ocak 2013

Yeni Yılda Yapacaklarım

Baktım, elalem oturup yeni yılda yapacaklarının listesini yapıyor. Kim ne halt yemeyi düşünüyorsa kaydını kuydunu tutuyor. "Yeni yılda sigarayı bırakacağım," falan filan. Sonuç malum.


Benim kafam kel mi, ben de oturup listemi yaptım. Ama inanın ben öyle, iş olsun torba dolsun türünden gevezeliklerle uğraşmıyorum. Çok gerçekçi bir liste yaptım. Buyurun bakın:
  1. En az 365 kere yemek yiyeceğim,
  2. Her gün dışarı çıkacağım. Dışarıda hiçbir işimin olmadığı günlerde de en azından balkona çıkacağım,
  3. E-Okul'a çocukların notlarını gireceğim,
  4. Blogumda yazmaya devam edeceğim,
  5. Müzik dinleyeceğim,
  6. Yeni bir telefon almayacağım,
  7. Bir kere televizyon izleyeceğim,
  8. Çokça kahve içeceğim,
  9. Karıncaları çok seveceğim, 
  10. Yaşlı kedimiz Ramazan ölmezse baharda fotoğrafını çekeceğim,
  11. Yazın denize gideceğim,
  12. Kendime yeni bir çift çorap alacağım,
  13. Kitap okuyacağım,
  14. İnşallah bilgisayarım emekli olmaz,
  15. Şu an dışarıda hem güneş var hem kar.

1 Ocak 2010

Yeni Yıl

Yeni bir yıl demek, yeni bir dünya demek değil kuşkusuz. 2010'a girdik ya bugün, büyük değişimler falan beklemek akıl kârı değil, en azından benim için. Dün gece, yani geçen sene başımı yastığa koydum, işte bu sabah uyandığımda geçen yıldan beri uyuyan biri olarak uyanmış oldum. Ve işte dünya yine aynı dünya. Bir yıldan bir sonraki yıla kadar uyumak... Yedi Uyurlar misali kitaplara, tarihlere geçecek kadar dişe dokunur bir tarafı yoksa bile en azından kulağa hoş geliyor. Geçen yıl uyudum, bu yıl uyandım...

Galiba biraz fazla gerçekçiyim. Son zamanlar kendimle bunun muhasebesini yapar oldum. Gerçekçi bir hayat hoş bir hayat değil bunu baştan söyleyeyim. Biraz palavra, biraz görmezden gelme, biraz öyleymiş gibi gösterme, mizansen, hayal, meyal, şu bu olmalı hayatta. Olmalı ama işte yine çok gerçekçi bir hayatı sürdürüp gidiyorsun be adam!

Neyse, yalandan kim ölmüş? E peki gerçekten kim ölmüş? O zaman yeni yılın bu ilk yazısını da gerçekçi birkaç satırla bitireyim.

Yıllık  to do listeleri yapılıyor ya. Bu sene şunu bunu yapacağım falan filan. Hepsi palavra, bunu hepimiz biliyoruz artık. Büyük bir iddia gibi gelebilir; Dünya değişmeden biz değişemeyiz, dünya değişti miydi biz de kendiliğimizden değişiriz zaten. Bu bir yana, hayatımızda bir değişim ihtiyacı o derece kendini hissettiriyorsa bunu neden yeni yıla bırakıyoruz ki? Yeni yılda hayatımdaki birçok şeyi değiştireceğim, diyen biri aslında, hiçbir şeyin değişeceği falan yok, sadece kendimi avutuyorum, demek istemiyor mu? Yeni yılda sigarayı bırakacağım! Yeni yılı beklemeden bıraksana, sıkıyor mu?

Off! Harbi çok gerçekçiyim yahu! Enseyi karartmayalım...

Bu yeni yılda kim olursanız olun, nerede, nasıl, hangi koşullarda yaşıyor olursanız olun, mutlaka ama mutlaka sizi mutlu edecek birşeyler de çıkacaktır, üzecek bir şeyler de. Kısacası dünya dünkü dünya işte. 2010'da da her şey "normal" akışında devam edip gidecek vesselam.

1 Ocak 2009

Yeni bir yıl

2008 de diğerleri gibi bir hışımla geldi geçti. Tabii, kimilerine göre çok ağır da geçmiş olabilir. Artık hangi hızla geçtiyse geçti.

Yeni yılla ilgili kişisel fikrimi sorarsanız, pek de bir şey ifade etmiyor derim. Sadece 2009 için de geçerli değil bu. Herhangi bir yeni yıl için genel anlamdaki fikrim bu. O kadar önemli bir nedeni de yok. Bunun benim için bir ifadesinin olmadığını fark ettiğim zaman kendime nedenini sordum, cevabı bulmam zor olmadı. Değişen ne? Hiçbir şey. Aslında hiçbir şey değil, tek bir şey. Evet, yeni yılla beraber tek bir şey değişiyor. O da takvim. Siz de isterseniz sorun kendinize, şayet yeni yılla beraber hayatınızda masanızdaki takvimden başka bir şey değişiyorsa lütfen benimle de paylaşın.

Bir arkadaşımla bunu konuşurken, "İyi ama her yeni yıl biraz daha yaşlandığımızı fark ediyoruz. Eğer dediğin gibi hiç bir şey değişmiyorsa, o zaman yaşlılık niye? Bazı şeyler neden eskiyor?" yollu sorular sordu. Dikkat çekmek istediğim bir şey var. Zaman kavramı elbette ki mutlak bir kavram. Çoğu filozof bunu tartıştı da zaten. Ben burada zamanı değil, yeni yılı tartışıyorum.
İnsan elbette yaşlanıyor. Ama insan her geçen an zaten yaşlanmıyor mu? Misal, 18 Haziranda 17 Hazirana göre yaşlanmış olmuyor muyuz? Kısacası, iddiamı yenileyerek söyleyecek olursam, yeni bir yılın gelmesiyle değişen tek şey takvimler. Hem zaten bütün insanlık aynı takvimi kullanmıyor da. Dolayısıyla dün bir bakıma bütün dünya yeni yıla girmedi.

Bu konuda hep verdiğim bir Mario örneği var. Yeri gelmişken burada da vereyim. Kiminiz belki çokça oynamışsınızdır, Mario diye bir bilgisayar oyunu var. Başlıca üç aşamadan oluşur. Mario'yu, önünüze çıkan tüm engelleri atlatmayı başararak belli bir süre yürüttükten sonra o aşamanın sonuna gelmiş olursunuz. Ondan sonra başka bir mekâna geçersiniz ve her şey yeniden başlar. İşte insanlar yeni yıla da bu gözle bakıyorlar. Sanki her şey bir anda değişiverecekmiş de yepyeni bir zamanda, yepyeni bir mekânda hayata devam edeceklermiş gibi bir ruh haline bürünüyorlar. Bense bunun böyle olmadığını savunuyorum. Yeni yıl, normal seyrinde devam eden yaşamın, üzerinde yer aldığı düzleme çizilen bir bölümleme çizgisi olabilir ancak. Ve bu çizgi de ancak görsel bir öğe görevi görür. Yani hayatın akışını değiştirmez veya engellemez.

Şöyle bir soru da doğuyor ister istemez. Milyonlarca, hatta milyarlarca insan neden bu kadar coşkulu bir biçimde kutluyor yeni yılın gelişini. Bu bile bir değişimin göstergesi değil midir? Bana göre bunun da bir tek nedeni var. İnsanlar bunu bilinçaltlarını bir biçimde boşaltmak amaçlı bir bahane olarak değerlendiriyorlar. Freud'un da zamanında isabet ettiği gibi, insan bilinçaltında o kadar çok şey taşıyor ki, onu zaman zaman boşaltmak kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geliyor. Bilgisayara format atmak gibi bir şey bu. İnsanın kendine de format atması gerekiyor. Hiç olmazsa yılda iki kez. Ben bu ihtiyacımı karşılamak için yeni yılın gelişini değil, Fenerbahçe-Galatasaray maçlarını kullanıyorum. Hele Fenerbahçe iyi oynuyor ve kazanıyorsa inanılmaz derecede deşarj oluyorum. Şükür ki geride bıraktığımız ilkyarıda da Fener yendi. İkincisine Allah kerim...

Benim için bir anlamı olmasa da hepinizin yeni yılını en içten (klasik) duygularımla kutlarım.
Sayfa başına git