18 Ocak 2016

Kitap fuarı, kitaplar vs.

Ankara Kitap Fuarı'na gittik geçen gün. Beklentilerime hiç de uyan bir fuar değildi. Beklentilerin neler ki, diye soracak olursanız, önce indirim derim, sonra da daha çok indirim. Eh, bir kitap fuarından başka ne bekler ki insan?

Büyülü Gerçeklik'le birlikte gittik fuara. Bunu ona da söyledim. "Kitap fuarı dediğin salt indirim demek değildir," dedi. "Ya nedir?" diye sordum. "Bütün yayınevlerini bir arada görüyorsun," diye yanıtladı. "Doğru," diye sürdürdüm ben de, "fakat bütün yayınevlerini İdefiks-nokta-kom'da da bir arada görüyoruz." Öyle değil mi? Yetmişlerde, seksen-doksanlarda kitap fuarlarının o tür bir işlevi vardı kuşkusuz, tüm yayınevlerini bir arada görebiliyordu insanlar, fakat bugün, 2016 yılında, kitaba ulaşma gibi bir sorunla herhalde çok ender karşılaşılır. Ben şahsen, ilki 2002 ya da 2003'te olmak üzere, bugüne kadar yüzden fazla kitap aldım internetten, bir-ikisi dışında hepsi en fazla bir hafta içinde elime ulaştı. Şayet muhatabınız olan site kıytırık bir şey değilse herhangi bir sorun yaşamıyorsunuz, bunu bizzat tecrübe ettim. Çok çok, yayınevinin basımını artık yapmadığı kitapları bulamıyorsunuz. İşin internet boyutu bir yana, ben neredeyse haftanın yeni günü Kızılay'a gidiyor ve Dost Kitabevi'nin önünden geçiyorum. Çoğu kez de içine giriyorum. Orada da bütün yayınevleri bir arada duruyor. Bunun yanı sıra, Kızılay'da YKY, İş Kültür, Evrensel, İmge kitabevleri de bulunuyor. Hal böyleyken, filanca kitabın Dost Kitabevi'ndeki fiyatıyla Ankara Kitap Fuarı'ndaki fiyatı arasında bir fark olmayacaksa ben ne anladım bu fuardan? Üstelik, fuarın girişinde 2₺ de ayakbastı parası alıyorlar utanmadan. Kitabevlerinde hiç olmazsa bu yok. İnternet siteleriyle kitap fuarları bir mi be adam, fuarda kitaba dokunuyorsun, öpüp kokluyorsun, üstüne, oranın atmosferini soluyorsun, diyeceklere de gene kitabevleri örneğini veriyorum.

Meramımı anlatabildim galiba. Kitap fuarlarının adamakıllı kitapçısı olmayan Anadolu kentlerinde kurulmasına bir diyeceğim yok –gerçi Anadolu'da da okuyan insan yok, o da işin başka bir boyutu– fakat bir İstanbul'da, bir Ankara'da kitap fuarı kurdunuz mu insanların kitabevine mi yoksa fuara mı geldiklerini ayırt etmelerini sağlamalısınız. Eh, bunu da salonun büyüklüğüyle değil, fiyatların düşüklüğüyle sağlarsınız. Böyle düşünüyorum, naçizane.
*
Ben bir yayıncı, kitapçı vs. olsaydım bu yazıyı okuyunca yazana sövüp sayardım herhalde. Bunu yapmakla kendime epey bir hak da verirdim. Bre adam, serbest piyasa dünyasında yaşıyoruz, Ankara metrosunda tuvalete girip işemek bile 1,25₺, eleştireceğin başka fiyat mı kalmadı da kitap fiyatlarından söz ediyorsun? Böyle bir düşünceye kesinlikle hak veriyorum. Fakat bana da hak verilmesini bekliyorum. Bu da işin çelişkisi işte.

Şunu da söyleyeyim ki haksızlık olmasın, fiyatlarını çok indiren yayınevleri de var. Yüzde ellili, altmışlı indirimlere de rastlanabiliyor. Fakat böyleleri de damak tadına uyan yayınevleri değil. Çoğu adı sanı duyulmayan, duyulsa bile yayımladıklarının arasında nitelikli bir şeyler bulunmayan yayınevleri. Benim sevip saydığım yayınevleri arasında en fazla yüzde otuz indirime rastlanıyor. Kaldı ki bunlar zaten hep söz konusu olan indirimler. Örneğin, fuara girer girmez kapının önündeki YKY standına yanaşıp ne kadar indirim olduğunu sordum. Yüzde yirmi dediler. "E Kızılay'da da yüzde yirmi var," dedim, "hem de yılın on iki ayı." Gülümsediler. 
*
Tahmin edebileceğiniz gibi, fuardan hiç kitap almadım. Büyülü Gerçeklik birkaç tane aldı. Benim zaten şimdilik okuyacağım birkaç kitap var elimde. Bir de, daha önce de yazmıştım, Ankara'daki kütüphaneler sağ olsun, sayelerinde pek sıkıntı çekmiyorum. Gene de insan satın almak da istiyor.
***
Bir süredir Dost Kitabevi'nde inşaat çalışması vardı. Dükkânın arka kısmındaki duvarı yıkmış, yerine bir perde neyim çekmişlerdi. Perdenin arkasında işçiler çalışıyordu. Kafe yapacaklar diye tahmin etmiştim ben. Kafeyle kitabevi bir arada güzel olur diye de düşünmüştüm. Meğer dükkânı büyütüyorlarmış. Dün gördüm, bir hayli genişlemiş. Karşıdaki dükkân da kapanmış, yani kitap-dergi satan Dost'la kalem-defter satan Dost birleşmişler. (Millet şimdi beni Dost'un reklamcısı sanacak, valla yok öyle bir şey, tanımam etmem.) Velhasıl, kitabevleri iyidir hoştur. Kütüphaneler de hoştur. 

Bu yazıda internet kütüphanelerinden de söz edecektim de, fazla uzamasın, o da başka bir güne kalsın. Selamlar...

4 yorum:

  1. Hic kitap fuarina gitmedim (ay bu itiraf beni cok mu cahil gosterir bilmiyorum:) ) ama gitsem 1-Indirim beklerim; 2-Yazarlarla canli canli tanisma olanagi beklerim. Baska ne beklerim bilmiyorum... Sonucta kitap teknolojisi cok fazla degisen bir sey degil, yuzen-kitap, ucan-kitap, yanmayan-kitap falan yapmiyorlar... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Ayça. Bunun cehaletle ne ilgisi olur? :) Benim de gittiğim ikinci kitap fuarıydı bu.

      Bir yazarla ayak üstü tanışmak bana pek çekici gelmiyor doğrusu. Merhaba, merhaba. Katılımcısı az olan sakin ortamlardaki söyleşiler vs. iyi olur.

      Selamlar...

      Sil
  2. O zamann seni de haberdar etmeliyim yeni gelişmelerimden..Bu posttan sonra söylemezsem olmazdı :)
    Okuduğum kitapları ve sıfır kitapları çok çok indirimli satmaya başladığım bir instagram sayfam var artık kitapci_lady olarak. Bir göz atmanı tavsiye ederim :)
    https://www.instagram.com/kitapci_lady/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Gri Lady. Bir ara bir Instagram hesabı açtım, sonra kapattım, çünkü ben telefondan hiç fotoğraf çekmiyorum. Ama gene de aklımda bulunsun. Selamlar...

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git