25 Şubat 2013

En güzel fotoğraf henüz çekilmemiş olandır

© via


Eskiden, benim bildiğim her köyde, her mahallede bir tane fotoğraf makinesi ya bulunur ya bulunmazdı. Hatta, daha da eskiden her şehirde bir tane ancak bulunurdu.

O eski makinelerin de yaradığı işler belliydi. Makinesi olan vatandaş eğer fotoğrafçılık yapıyorsa, insanlar dükkanına gider, vesikalık falan çektirirlerdi. Çok çok düğüne derneğe falan çağrılırlardı. 

Bir de, bazı zengin evlerde tek tük bulunan bir şeydi fotoğraf makinesi. O da her zaman değil ama bazı özel günlerde çıkardı ortaya. Öbür türlü sandıkta mandıkta en değerli bir eşya olarak saklanırdı ki, o eski makinelerle öyle istediğin yerde, istediğin kadar resim çekmek de pek olası değildi. Filmliydi o eski makineler, ya da halk arasında daha çok kullanılan biçimiyle "pozlu"ydu. Pozunu takıp çıkarmak bile her babayiğidin harcı değildi, bayağı ustalık, hatta uzmanlık isteyen bir şeydi.

Makine pozlu olunca, çekilecek fotoğrafların sayısı da belliydi önceden. Eğer dikkatli bir kullanıcının elindeyse makine, biraz da şanslıysa o kişi, 36 tane fotoğraf çekmeyi becerirdi. Çekildikten sonra da iş bitmezdi elbette. Çekilmiş olan filmin fotoğrafçıya götürülüp banyo ettirilmesi, halkın deyişiyle fotoğrafların çıkarılması bazen aylar alabiliyordu. Eee, bütün aşamalar bu kadar meşakkatli olunca, çıkan fotoğrafların ne denli değerli olduğu da herkesçe bilinirdi. Fotoğraflar albümlere konur, yıllar yılı saklanırdı. O albümler de her zaman elinin altında olmazdı zaten. Makineden bile daha değerli olurlar, sandığın veya dolabın en iyi yerinde saklanırdı. Yılda bir, bilemedin iki kere, o da bir misafir falan gelmişse, albüm çıkarılır ve herkes sırayla fotoğraflara bakardı.

Eskiden bir de, bugün "profesyonel" dediğimiz fotoğrafçılar vardı ki, onları neredeyse tüm Türkiye tanırdı. Misal, Ara Güler. Fotoğraf çekme işini, bildiğin sanat olarak yapıyorlardı, neredeyse her çektikleriyse birer sanat eseri olarak ortaya çıkıyordu.  

Gelelim bugüne...

Efendim, bugün her bir şey bombok olup çıkmış affedersiniz. Türkiye'nin nüfusu 75 milyonsa, siz ona rahatlıkla, bu memlekette 40 milyon fotoğrafçı var, diyebilirsiniz. "Fotoğrafçı"

Bugün artık fotoğraf makineleri 100 lira. E, cep telefonları zaten fotoğraf çekiyor. Kısacası, herkes fotoğrafçı. 


7 yorum:

  1. He valla, bu yüzden gıcık olup elimdeki D90'ı kullanamadım :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eh be hocam, ne diyeyim ben şimdi size? Bulmuşsunuz D90'ı kullanmaya üşeniyorsunuz. :):):)

      Sil
  2. o pozlu fotoğraf makinalarının en kötü tarafı çektiğiniz her pozu çıkartmak ve çıkarılan her pozu almak zorunda oluşunuzdu :)

    öyle bilgisayardan tıklayarak ya da slayt olarak ayarlayıp saniyelik görüntülerle fotoğrafa bakmak kesmez beni...illa albümde olacak fotoğraf dediğin...
    böyle çevirirken yapraklarını teker teker her bir fotoğrafa uzun uzun bakmalıyım, yaşamalıyım o zamanları...parmaklarım gezinirken üzerinde canlısını görmüş gibi olmayım karede yer alan her bir kişinin...

    profesyonel değilim ama eskiden beri fotoğraf çekmeyi çok sevenlerdenim...hatta günümüzde daha iyi bu durum malum dijital makinalardan dolayı :)
    makinam her daim yanımdadır, onlarca fotoyu çek, beğenmediklerini sil, büyük kolaylık

    bugünümüzle ilgili düşüncelerini yazarken birşeye kızmış olabileceğini düşünüyorum...yoksa fotoğraf çekmenin nesi kötü olabilir ki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Aynur, hoş geldin.

      Bugünle ilgili düşüncelerim maalesef pek olumlu değil. Yazıp çizdiklerimde de belli oluyordur bu. Blogun adının Bizim Zamanımız oluşu da bu bağlamda tesadüf değil. Özel anlamda kızmış olduğum bir şey yok ama genel anlamda dünyanın bu çivisi çıkmış düzenine kızıyorum tabii ki.

      Sen biraz uzatmışsın :) ben uzatmayayım. Sağlıkla kal.

      Sil
  3. bu arada ne kadar uzun bir yorum yazdığımın farkındayım Sevgili Harun :) idare et :)
    fotoğraflar çok önemlidir benim için...albümlerimde

    YanıtlaSil
  4. Fotoğraf bir sanat mıdır peki? Yani "fotoğrafçı" ile fotoğraf sanatçısı ayrımı mı vardır, olmalı mıdır...Fotoğraf çekme isteğinin arkasında çok fazla psikolojik şey var bence. Japon turistler gibi her taşın fotoğrafını çekmekten bahsetmiyorum gerçi...fotoğrafla konsept olarak derdim var da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam N.Narda. Bana sorarsan yalnızca fotoğraf çekme değil, herhangi bir iş estetik kaygılarla yapılıyorsa ve o işin sonunda da ortaya çıkan şey insanlar tarafından beğeniliyorsa, ona sanat denebilir.

      Tabii ki bir yapıtı bütün insanların beğenmesi mümkün değildir. Sen Picasso'nun bir resmine bayılırsın, ben Van Gogh'un.

      Bir sanat eseri için kalıcılık da önemlidir elbette. Modayla sanatı birbirinden ayırmak gerek. İki gün beğenilen şey üçüncü gün unutulup gidiyorsa, ona sanat denemez.

      Söz konusu fotoğraf gibi, görece daha modern bir uğraş olunca, söylenebilecek bir iki söz daha vardır belki. Fotoğrafçıyla fotoğraf sanatçısı bana kalırsa ayrı şeyler. Fotoğrafla hem amatör hem de mesleki düzeyde ilgilenen herkese fotoğrafçı diyoruz madem, o zaman fotoğrafı Ara Güler gibi, İzzet Keribar gibi, İbrahim Zaman gibi sanat olarak çeken insanlara da fotoğraf sanatçısı diyelim. Hem fotoğraf, ışık ile yazmak değil midir? E, en basit ışık bilgilerine bile sahip olmayan birine biz nasıl sanatçı diyebiliriz?

      Sözünü ettiğin psikolojik nedenler üzerine de uzun uzadıya konuşulabilir. Belki başka bir yazı olarak ben de bir iki laf ederim bu konuda. Ama şimdi kafanı fazla şişirmeyeyim. :)

      Sağlıkla kal.

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git