14 Ocak 2015

Gelecek gelecek mi?

2015'i de göreceğimiz varmış. Halbuki çocukken 2015 diye bir yılın olacağını dahi bilmezdim. Memet Amcaya kalsa gerçi, henüz gelmemiş olan bir zaman zaten yoktu. Memet Amca öleli de hayli bir zaman oluyor, nereden baksan on beş yıl. Biz çocukları eğlendirmeyi seven iyi bir adamdı. Bizi eğlendirirken asıl kendi eğlenirdi. Torbasında bir dünya şey vardı bize anlatacak. Tilkilerden, ayılardan neyim söz ettiği de epey olurdu tabii. Filanca tilkiyle konuşmuşluğu bile vardı Memet Amcanın. Şimdi düşünüyorum da, dehşet bir düş gücü varmış. Tabii bizim o çocuk aklımızla bunun farkına varmamız o zamanlar ne mümkün.
*
Şimdi kendime soruyorum: Henüz gelmemiş olan bir zaman var mıdır? Hayır, mantıksal olarak yoktur. Çünkü gelecek dediğin şeyin garantisi yoktur. Binlerce yıldır günlerin birbirini izliyor olması bir şeyi değiştirmez, gelecekte de böyle olacağını garanti etmez. Yarın Güneş'in doğup doğmayacağının garantisi hiçbirimizde yoktur.

Birkaç yıl önce yüzeysel olarak bir-iki Bilim Felsefesi makalesi okumuştum. Efendime söyleyeyim, hani meşhur bir beyaz kuğu - siyah kuğu örneği var, dünyada o güne dek gördüğümüz tekmil kuğular beyazsa, bu gene de bütün kuğular beyazdır anlamına gelmez, diyor. Çünkü bütün kuğuların beyaz olduğunun garantisi yoktur. Günün birinde bir yerlerde bir siyah kuğu gördün mü her şey altüst olur. Bu meşhur örnek Karl Popper'a ait. Avrupalılar, diyor Popper, binlerce yıl boyunca milyonlarca beyaz kuğu gördüler, haliyle de bütün kuğuların beyaz olduğuna kanaat getirdiler. Gelgelelim Avustralya'nın keşfiyle siyah kuğularla tanıştılar. Böylece bütün kuğuların beyaz olduğu kanaati de yıkılmış oldu. Bize göstermek istediği şey basit, kendimizi bildik bileli bir şeyin böyle olduğu, onun hakikaten, gerçekten, kesin olarak böyle olduğunun teminatını vermez. Günü gelir o şeyi şöyle görürsek zihnimiz tepetaklak olur. Fazla uzatıp dağıtmayalım, gelecek aslında yoktur.

Fakat bu öyle kestirilip atılacak bir şey değil tabii. Ne demek yani, gelecek yoktur? O zaman har vurup harman savuralım, keyfimize bakalım, günümüzü gün edelim, canımız neyi istiyorsa onu yapalım, gönlümüzce yaşayalım... Nasıl olsa geleceğin garantisi yok. Yarını görüp görmeyeceğimizin bile yok.

Elbette böyle davranamayız. Davranamayız, çünkü bir tane siyah kuğu gördük diye algılarımız oracıkta değişecek değil. Hele de inançlarımız. İnsanız çünkü, algı ve inançlar içimize işlemiş. Bunları değiştirmek kadar zor bir şey de yok. Demem o ki, bilimsel olarak geleceğin teminatı yoksa da hepimiz geleceğin olduğunu, olacağını adımız gibi biliriz. O yüzdendir ki, hemen hepimiz geleceğe yönelik planlar yaparız. Ne var ki böyle yaparak iyi mi ederiz, kötü mü, o da ayrı bir tartışma konusu. Berrak bir zihinle azıcık düşününce, şu kısacık hayatımızı planlayıp programlamadan yaşamanın daha iyi olduğu sonucuna ulaşıyorum ben. Zaten tarihin her devrinde bunu söyleyen en az bir aklı başında insan da çıkmış. Neyse, bunu tartışmayalım şimdi.
*
Memet Amcanın okuma yazması yoktu. Fakat cahil bir adam sayılmazdı. Bir tür gözü açıklık, hatta kurnazlık vardı onda. Ancak bunu pek belli de etmezdi. Kendi halinde olmayı yeğlerdi. Onun zamanında da internet olsaydı, elbette o da bir okula gitme fırsatı bulabilmiş olsaydı, belki o da kendine bir blog açar, düş gücünü elverdiğince sayıp dökerdi. Kim bilebilir? Ama bir yandan da onun yaptığı daha iyiydi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. O hiç olmazsa biz çocuklara gayet keyifli zamanlar yaşatırdı. Bizi bazen olduğumuz yerden alır, kendi zamanına götürürdü. Bazen de oturduğumuz yerden bize türlü çeşitli badireler atlattırırdı. Kısacası, sosyalliğin hakikisi söz konusuydu onunla bizim aramızda. Şimdiyse adına sosyalleşme dedikleri bir şey var, işte sosyal medya denen bir meret var, ne olduklarını adamakıllı anlamış da değiliz. Her geçen gün adına adalet dedikleri şu şeyden soğuduğumu hissediyorum. Ne bileyim, Memet Amca gibiler daha iyi yaşayabilirler bu dünyada bence.
*
Nereden geldik buraya? 2015. Evet, bu yılı da göreceğimiz varmış. Biraz şaşkınım doğrusu, buraya nasıl bu denli hızlı geldik, aklım almıyor bir türlü. İçimi rahatlatacak bir açıklama da yapamıyorum kendime.

8 yorum:

  1. Harun, birilerinin ölümünün üzerinden on yıl geçtiğini ; bebekliklerini gördüğümüz çocukların liseye başladıklarını gördüysek eğer.
    Diyorum ki bazı zamanlar gelmiş, bazıları yakında.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şenay, Harun bey kusura bakmazsa sana iletmek isterim: Tekrar da hiç bir beis görmüyorum; yorumlarını pek seviyorum:-)

      Sil
    2. Ne güzel bunu duymak :)) Ben de sizin yazılarınıza yorum yapmayı çok seviyorum, yazı bittikten sonra söyleyecek bir şeylerin kalması okur için de pek keyifli :))

      Sil
    3. Şenay, benim bir akrabam var, doğduğu günü bugün gibi hatırlıyorum. Üç-beş yıl önce düğününe gitmiştim. Geçenlerde baktım beni facebook'tan eklemiş, profilinde bir yaşındaki kızının fotoğrafı. Düşün artık...

      Sil
    4. Kızlar, ben ikinizin de yorumlarını pek beğeniyorum. Yalanım varsa ne olayım. :))

      Sil
  2. Ne mesela?! Şaka bir yana, teşekkür ederim. Yazıların yorumu hak ediyor.

    YanıtlayınSil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git