20 Ocak 2015

Ev alma komşu al, yanına da bir tencere al

Oturduğu apartmanın yöneticisi dün bizim arkadaşı arayıp yan dairenin kendilerinden şikâyetçi olduğunu bildirdi. Arkadaşım afalladı, "Nasıl yani," dedi, "şu an ben tek kalıyorum evde, gürültü yapmak gibi bir lüksüm yok?" Adam da, "Vallahi ben bilmiyorum hocam, bana iletileni size bildiriyorum," yollu bir şeyler söyledi. Telefonu kapattıktan sonra bize meseleyi bildirdi arkadaşım. Biz de tam muhasebesine girişecektik ki yeniden telefonu çaldı, bu kez arayan ev sahibiydi. "Hayda," dedi, "ev sahibine de haber vermişler." Telefonun sesini kısarak oraya koydu. "Üç yıldır bu adamın evindeyim, ilk kez arıyor, neye açacağım," diye de ekledi. Daha sonra da ne ev sahibi bir daha aradı, ne de bizimki ona geri döndü. 

Şikâyetin olası nedenleri üzerinde konuşmaya başladık. İşin kötüsü, ortada şikâyet konusu olabilecek bir davranış görünmüyordu. Düşündük taşındık, şikâyetin olsa olsa gece geç saatte yapılan banyodan kaynaklanmış olduğu sonucunda birleştik. Fakat mesele sona ermedi. Arkadaşımız önce, "Bizim banyo galiba yan tarafın yatak odasına bitişik, su filan dökülünce muhtemelen ses gidip bunları rahatsız etmiştir, uyuyamamışlardır," dedi. Fakat ben hemen oradan atılıp itiraz ettim, "Banyo yatak odasına bitişik olmaz ki, banyo banyoya bitişik olur, çünkü banyoların pencere bacası bir," dedim. Evet, sık sık ziyaret ettiğim, hatta kendi evim bellediğim bu evde, yan tarafın banyosundan, hatta salonundan filan bağıran çocuk seslerini net olarak duymuşluğum vardır birkaç kez. 

Bizim bu arkadaş bir başka arkadaşla beraber kalıyor bu evde. Geçenlerde bunlara bu yan dairedekiler yemek getirmiş. Bekâr oldukları için acıdıklarından mıdır nedir, sık sık getirirler zaten. Efendime söyleyeyim, arkadaşım yılbaşı tatilini fırsat bilip memlekete gidince, öbürünü tembih etmiş, "Komşunun tenceresini vermeyi unutma," demiş. Fakat o unutmuş. Tatilden dönünce arkadaş bakmış ki tencere hâlâ duruyor. Ben de geçen gün gelişimde gördüm, içindeki yemeği bile yememiş eleman, yemek bozulmuş haliyle, bizimki de alıp balkona koymuş. On gün, belki de daha fazla süre durunca tencere, ayıp olmasın diye, bari bir tatlı filan alıp öyle götüreyim, demiş. Ertesi gün almış tatlıyı, getirip eve koymuş, yemek yapıp yiyeyim, bu arada tencerelerini de yıkayayım da öyle götüreyim, diye düşünmüş. Düşünüş o düşünüş. Unutmuş. Sabah olunca farkına varmış tatlının, bayatlamıştır bu, götürülmez artık, ayıp olur, diyerek yeni bir tatlı almaya karar vermiş. O bayatladığını düşündüğü tatlıyı da götürür arkadaşlara ikram ederim, demiş. Arkadaşları biz oluyoruz tabii. Önceki sabah serviste açıp ayaküstü dağıttı bize. Biz de, kimimiz aç karına, sabah sabah yedik baklavaları. Artık bu işten kârlı mı çıktık, zararlı mı, onu size bırakıyorum. 

Böyle böyle, bugün arkadaş, "Okuldan sonra hatırlat da tatlı alacağım," dedi. Okul bitti, köyden şehre döndük, oturduk çay may içtik, sonra tatlı alıp eve döndük. Hemen tencereyle tatlıyı alıp gitti, yan tarafın zilini çaldı. Elindekileri verip, "Kusura bakmayın, galiba bizden rahatsız olmuşsunuz," deyince kadın, "Yok estağfurullah, sizden yana bir rahatsızlığımız yok," demez mi. "Bir şikâyet olmuş galiba," diye sürdürdü bizimki. Kadın da, "Yok, biz kimseyi şikâyet etmedik," dedi gayet saygılı bir sesle. Karşılıklı teşekkürlerden sonra çıkıp geldi.

Neydi, ne değildi, vallahi ne ben bir şey anladım, ne de arkadaşım. İşin tuhaf yönü de neydi biliyor musunuz, şaşırmamıza rağmen ikimiz de meraklanmadık. Hani, en azından yöneticiyi arayıp bir daha sorabilirdik, kimdi bizi şikâyet eden, mesele neymiş filan?.. Yok, ikimiz de, "Amaaan, ne uğraşacaksın," modunda karşıladık durumu. Böyledir, bazen hiç meraklanmaz insan.

6 yorum:

  1. ooo muhteşem bir anlatım olmuş eee komşu komşunun külüne muhtaç atasözü geldi aklıma. benimde 'U' ismindeki arkadaşım komşu komşunun külüne muhtaçtır diyerek sigaranın külünü alt komşusuna döküyomuş.komşusu çok geçmeden fark etmiş ve u yu balkonda sigaranın külünü dökereken yakalınca anında lafı çakmış : hani komşu komşunun külüne muhtaçtı ;)

    YanıtlayınSil
  2. bu nasıl bir meraksızlık harun:) aslında kendinden emin olmak diyelim:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Zoitsa, hayat nasıl gidiyor?
      Vallahi ben de anlamadım... Meraksızlık mıdır, başka bir şey midir bilmiyorum ama anlamadım. Dediğin gibi olabilir ama, kendimden emin olduğum durumlar olmuştur. :)
      Sevgiler...

      Sil
  3. Hey allahım ya, taaa buralardan ben merak ettim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. N.Narda, ben unuttum bile bu meseleyi, sen bence hiç meraklanma. :))
      Sevgiler...

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git