29 Nisan 2015

Ne oldu?

Tiyatroya gittik dün. Bendeniz Sokrates'in Yeğeni, Büyülü Gerçeklik ve Eee? bloglarının kıymetli sahibeleri Aze ile Jardzy. İnternetin hayatımıza iyiden iyiye yerleştiğinin, istesek de istemesek de sanal bir gerçekliğin enikonu içine oturmuş olduğumuzun göstergesidir bu. Kim derdi ki günün birinde birbiriyle hiç ilgisi alâkası olmayan insanlar önce sanal bir dünyada tanışacaklar, sonra da zaman gelecek, bu sanal tanışıklık gerçeğe dönüşecek ve bu önce-sanal-sonra-gerçek arkadaşlar beraber tiyatroya neyim gidecekler? Hayat ilginç bir trene benzer dediğimde sanırım hakkımı teslim etmek zorundasınız.
***
Mek'an Sahne diye bir yer. Konur Sokak'ta. Adını duymuştum. Dün ilk gidişimdi. Son gidişim oldu. Zira iki gün sonra başka bir yere taşınıyorlarmış. Oraya da gideriz umarım. Burası küçücük bir yer. Yirmi koltuklu küçük bir sahne. Amatör ruhlu insanlar çekip çeviriyorlar, belli. Ruh amatör ama işlerini profesyoneller kadar iyi yapıyorlar, bu da belli. "Anlatı mekânda bir andır," diye bir sloganları çarptı gözüme, sevdim.

Artık Hiçbi'şii Eskisi Gibi Olmayacak! Sil Gözyaşlarını oyunun adı. Tek kişilik. Ahmet Melih Yılmaz adında bir arkadaş oynuyor. Oyunculuğuna şapka çıkardım. Bir saat boyunca konuştu durdu. Her babayiğidin harcı değil. 


Yirmili yaşlarının başında Ankaralı bir sokak çocuğu, İstanbul'da Gezi olayları patlayıp da pek çok kente, tabii Ankara'ya da sıçrayınca ne olup bittiğini anlamadan kendini olayların ortasında bulur. İlkin biraz kafası bulanır, çünkü o güne dek hiç yan yana gelmemiş insanların bir arada, el ele, kol kola polisle çatıştığını görür. Çok kurcalamaz ama, neticede o bir sokak çocuğudur ve bana ne deme hakkına herkesten çok sahiptir. Bir gün olayların tam ortasında birden iki kişinin kendisine baktığını fark eder; bir kız bir erkek. Merak etmeye başlar haliyle, ona niye bakıyorlardır acaba? Bu merakında da sonuna kadar haklıdır, çünkü kimse kolay kolay bakmaz bir sokak çocuğuna, bilirsiniz. Sokak bir tür metafordur. Sokak; özeli, mahremi olmayan, en göz önünde, en açık, en perdesiz yer. İşin içine sokak'ın çocuğunu kattığımızda olabildiğince belirgin bir paradoks gelip önümüzde durur. Bu en açık yerde yaşayan çocuk, kendisine en az bakılan, hatta hiç bakılmayan çocuk değil midir? 

Ama işte, ne olmuşsa, orada iki kişi bu sokak çocuğuna bakmışlardır. Ve o da pek tabii merak etmeye başlamıştır bunun nedenini. İlkin kaybeder, gözden yitirir onları fakat bir-iki gün geçmeden tekrar karşılaşır onlarla. Aralarında enteresan bir dostluk oluşur. Bizim sokak çocuğu bir tür sarhoşluk havası içinde, onlarla beraber oradan oraya savrulur. Normalde insanın genzini yakan biber gazı bile hoş kokmaya başlar. Çünkü gaz da bu olayların, bu olağanüstü günlerin bir parçasıdır ve bu olağanüstü günler de sokak çocuğunu bir rüyaya daldırmıştır, güzel bir rüyaya. Üç-beş gün içinde hayatı değişmiştir. Adı bile değişmiştir, Mustafa'yken Avzer olmuştur. Başlangıçta biraz direnmesine direnmiştir ama sokak çocukluğunun verdiği o oluruna bırakırcı tavırla benimsemekte zorlanmamıştır bu yeni adını. 


Ne ki uzun sürmez Avzer'in güzel rüyası. Birkaç güne olaylar durulur, ortalık eski haline döner. Sokaklar gene o "eski sokaklar" oluverir birden bire. Avzer'in rüyadan uyandığı, tekrar Mustafa olduğu andır bu. Damağında güzel rüyanın tadı, durup "Ne oldu?" diye sormaya başlar kendine.



Tiyatro hayatın aynasıdır derler. Sahiden de hepimiz durup durup "Ne oldu?" diye sormaz mıyız kendimize? Hayat hep böyle sürüp gitmez mi? Hayat dediğin zaten ilginç bir trene benzer.

12 yorum:

  1. Harika yazmissiniz Hocam!
    Ben de size sapka cikardim :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Hocam. Teveccühünüz. :))

      Sil
  2. Çok güzel betimlemişsiniz. Sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
  3. Ahmet Melih Yılmaz kısaca ona Ahmedo diyorlar bana göre fazla yetenekli bir oyuncu. Bernarda Alba'nın evindeki bütün karakterleri bir saat boyunca tek başına oynuyor kendine hayran bırakıyor. Aynı şekilde eşcinselliğe farklı bir açıdan bakmayı sağlayan Tevafuk oyunundaki performansı da alkışlanası. Woyzeck masalında ise neredeyse hiç konuşmasız olarak sadece beden hareketleriyle oyunu tamamlıyor. Mek'an Sahne ve Ahmedo İstanbul için çok güzel bir kazanım. Keyifli seyirler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba rebelsea. İlk izleyişimdi. Çok beğendim oyunculuğunu.
      Mek'an Sahne İstanbul'da da mı var? :)
      Selamlar...

      Sil
  4. Ahh olur ya denk gelinir mutlaka izlenilesi oyunlar . Woyzeck bana pek hitap etmiyordu ki konusunu bilmeme rağmen bir rock müzikali havası olmasından ve konunun tam verilmemesinden dolayı biraz keyifsiz izledim tek güzel şey Ahmedo'nun olmasıydı =) Mek'an Sahne Ankara sahnesini kapatıyor ve İstanbul - Ankara arasında mekik dokuyor olacak. Oyunlarını Farabi Sahnesi'nde oynayacakmış. Tanıtımcı gibi oldum ama şimdi buldum oyun tarihlerini paylaşıyorum .
    5 Mayıs Salı: "Tevâfuk."
    13 Mayıs Çarşamba: "Othello! Bir İntikam Provası."
    19 Mayıs Salı: "Kadınlar Aşklar Şarkılar"
    20 Mayıs Çarşamba: "Bernarda Alba'nın Evi."
    26 Mayıs Salı: "Artık hicbi' şii eskisi gibi olmayacak! Sil gözyaşlarını!"
    27 Mayıs Çarşamba: "Othello! Bir İntikam Provası"
    Bundan sonra Farabi Sokak, 17/A'da olacağız.
    Yeni rezervasyon numaramız da şöyle: 0 (312) 468 00 58

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, söylediler zaten Farabi'ye taşınacaklarını. Arkadaşlar da gene gelelim dedilerdi zaten. :)

      Sil
  5. Hemen hemen her akşam oyun izleyen biri olaraktan Tevafuk ve Bernarda Alba'nın evini şiddetle tavsiye ediyorum. Pek hoş bir tabir olmayabilir ama =) Ayrıca Kadınlar Aşklar ve Şarkılar ' da Ahmedo'nun oyunu ama izleyemedim =( Othello ! Bir intikam Provası kadın şiddetine değinen değindiğiyle kalmayıp düşünmeye sevk eden oyunlardan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seni tebrik ederim. Hemen her gün film izleyeni çok gördüm de her gün oyun izleyeni ilk kez görüyorum. :) Bu söylediğin oyunları hep gördüm, göz gezdirdim. Gönül hepsine gitmek istiyor elbette de zaman bulmak mesele oluyor.
      Sevgiler...

      Sil
  6. "Artık hiç bişi eskisi gibi olmayacak, sil göz yaşlarını" Birine ağlama diyebilmek güzel olmalı.
    Oyunun ismi tam oturmuyor gibi geldi sadece. Yani, oyuna fazlaydı ismi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orasını hiç düşünmedim doğrusu. Biraz "yağlı" bir isim gibi duruyor evet, fakat ne çıkar ki, oyun güzeldi neticede. İzlemeyenler düşünsün. :)

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git