8 Temmuz 2014

Düş'eriz, kalkarız...

Birkaç kişi bir yerdeyiz. Neresi olduğunu bilmiyorum. Niçin orada olduğumuzu da bilmiyorum. Biraz sonra gideceğiz buradan. Eve gideceğiz herhalde. Araba var yanımızda, Yunus'un arabası galiba. Tam binip ayrılacağımız sırada yolcu sayısının birden arttığını görüyoruz. Nereden çıktılar, hiç anlamıyorum. İki kişiyi tanımıyorum. Aslında sanki tanıyorum ama gerçek hayatta değil. Araba küçük, hepimiz sığamayız. Ne yapabiliriz? Birbirimizin yüzüne bakıyoruz.

Ben, yakın arkadaşım Yunus, kardeşim, arkadaşım Mehmet, bir de tanımadığım diğerleri. 

Yunus bu sorunu çözmek için bir şeyler söylüyor ve söyledikleri derhal kabul görüyor. Zaten uzun uzadıya bekleyecek durumda da değiliz. Direksiyona geçmiş olan Mehmet de onu destekliyor. Bu arada, daha önce görmediğim kırmızı bir araba bu. O anda öğreniyorum ki Norveç’e gidiyoruz. Niye gidiyoruz peki, onu da bilmiyorum. Turistik bir geziye benziyor ama. Ne var ki her şey karmakarışık. Bu yanımızdakiler kim? Ne işleri var bizimle?

Yola çıkıyoruz. Çıkar çıkmaz kendimizi Norveç yollarında buluyoruz. Gerçekte hiç Norveç’e gitmişliğim yok ama fotoğraflardan görmüşlüğüm çoktur tabii, kıvrıla kıvrıla giden o yüksek standartlı yollardan birindeyiz. O sırada fark ediyorum ki arabada altı kişiyiz. Direksiyonda Mehmet, yanında ben, arkada kardeşim, o iki yabancı ve bir de benim tam arkamda başka biri. Fakat kim olduğunu bilmiyorum. Gerçek hayatta olsa, henüz arabaya biniş esnasında dönüp bakmam lazım. Sadece ben mi, kim olsa bakar. Hadi biniş esnasında bakmadın, bari yolda dön bir bak, kimdir bu, diye. Ama yok, dönüp bakmıyorum. Çünkü galiba merak da diğer pek çok şey gibi gerçek hayata ait bir kavram, ne var ki bu bir rüya, rüyada gerçek hayata ait kavramlarımızın bir değeri olmuyor, çoğumuz bu deneyimi yaşamışızdır. 

Sözün kısası, arabaya beş kişi binmemiz gerekirken altı kişi binmiş Norveç'e gidiyoruz. Gelgelelim bir anda bambaşka bir yolda olduğumuzu fark ediyorum. Hayır hayır, bir anda değil aslında, nasıl olduğunu bir türlü anlatamayacağım bir biçimde, sanki baştan beri bu yoldaymışız gibi geliyor bana. Nasıl denir ki, Norveç yolundan bu yola o kadar esnek bir geçiş olmuş ki ben farkına varamamışım. Bu yol dediğim de, Çaldıran'dan Doğubayazıt'a giden yol. Norveç'e değil, Doğubayazıt'tan sonra İran'a gidiyor. Ama ben artık nereye gideceğimizi de bilmiyorum artık. Mehmet'le de yol boyunca konuşuyoruz ancak ne konuştuğumuzu hiç mi hiç hatırlamıyorum. Havadan sudan şeyler sanırım. Koltuğum da çok rahat bu arada. Arkadaki dört kişi ise olabildiğince sıkışık bir haldeler.

Yol o kadar dar ki anlatamam. Bizim dağ köyünün yolu bile bundan daha geniş. Mehmet'e, "Şimdi karşıdan bir tır gelse nasıl yol vereceksiniz birbirinize?" diye soruyorum. Susuyor. Ama ilginç bir biçimde cevap içime doğuyor. Biz bu yoldayken herhangi bir aracın gelmeyeceğini biliyorum. Garip. Araba da bu daracık yolda öyle hızlı gidiyor ki...

Karşımıza martılar çıkıyor birden. Yoldaki balıkları yiyorlar. İhtimal ki balık taşıyan bir araçtan düşmüşler. Ama büyük balık bunlar. Bizim denizdekilerin üç-dört katı büyüklükteler. Arabamız hızla üstlerinden geçiyor ama martılara bir şey olmuyor. Rüyamın son sahnesi oluyor bu aynı zamanda. Uyanıyorum.

İşte böyle dostlar, neredeyse her gün böylesine karmaşık rüyalar görüyorum. Kaldı ki, bu anlattıklarım rüyanın ana hatları, ufak tefek sürüyle ayrıntıyı da hatırlamıyorum.

Kafamın içi çok dolu galiba. Neyse ki rüya görmek sağlık işaretidir. Çünkü rüyalarla bilinçaltımız boşalıyor. Rüya görmeyen insanlar agresifleşiyor, hatta bir süre sonra çıldıracak düzeye geliyorlarmış.

Bazen hiç bitmesin denen türden rüyalar görüyorum. Her insan görür aslında bu türden rüyaları. Hiç bitmesin, bir ömür boyu uyumaya razıyım, dediğim olmuştur.

Aslına bakarsanız bu yaşadığımız hayat da bir rüya olabilir. Başta Platon olmak üzere, bilge insanlar da tarih boyunca demişler zaten, belki bir gün adına ömür dediğimiz bu kadim rüyadan uyanacağız. Kim bilir?

13 yorum:

  1. Merhaba Sokrates'in Yeğeni,
    Uzun zaman oldu sanırım, görüşmedik. Nasıl gidiyor hayat? Tutabiliyor musun ucundan?
    İyi olmanı canı gönülden diler, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim:-)

    Rüyalar hep ilginç galiba. Bir kere insanın gözünün önüne hiç bilmediği yerlerin, insanların gelebilmesi, ve sanki canlıymış gibi algılayabilmesi bile başlıbaşına ürükütücü geliyor bana.

    Evet, bir ihtimal balıklar bir arabanın arkasından düşmüş olabilirler yola, bir diğer ihtimal belki orası siz gelmeden az önce denizdi ve sular çekildi balıklar kalakaldı. Rüyanda bile gerçekçisin. Olabilecek en makul ihtimali düşünüyorsun. İyi bir şey herhalde bu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Aze.
      Evet, günler birbirine karışıp çok çabuk geçiyor, uzun zaman oldu görüşmeyeli. Hayat gittiği gibi gidiyor. Neresinden tuttuğumun hiç farkında değilim. :) Büyükler de senin gözlerinden, küçükler ellerinden öperler.

      Rüyamı yorumladığın için teşekkür ederim. Sevgilerimle. :)

      Sil
    2. Yorumlamadım ki.Senin kendi rüyanı yorumlamanı yorumladım.
      Ama dünyanın her yerinde balık görmek kısmettir. Sen bir de büyük balıklar görmüşsün. Önüne büyük kısmetler çıkacak denebilir basitçe. İnşallah değerlendirebilme fırsatın olabilir diyelim.

      Sil
    3. Yorumu yorumlamak da her babayiğidin harcı değil Aze. Biz daha rüyaları doğru dürüst yorumlayamazken sen yorumları yorumluyorsun. O yüzden kendinle iftihar edebilirsin. :)

      Teşekkür ederim güzel dileğin için. Hayırlısıyla bir önüme çıksın da fırsatlar, değerlendirmesi sorun değil. :)

      Selamlar...

      Sil
    4. Henüz önüne hiç fırsat çıkmamış gibi görmene üzüldüm açıkçası.

      Peki, hoşça kal...

      Sil
    5. Çıktı da ben mi görmedim acep? :))

      Sil
  2. Harun, fazla ayrıntılı rüyalar görüyorsun bilinçaltında neler var meraklandırıcı :))
    Rüyalarımı çok nadiren hatırlıyorum, rüya görmeyi de pek sevmiyorum sanırım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilinçaltımda birikmiş olanların tam olarak ne kadar tuttuğunu ben bile merak ediyorum Şenay, senin merak etmen çok normal. :)

      Benim de rüyalarımı çok az hatırladığım dönemler oluyor, ama bazı dönemler de oluyor ki hepsini hatırlıyorum. Bu da ilginç.

      Rüya görmeyi pek sevmiyorsan, –yine benim mantığımla gidersek– gerçek hayatı pek seviyorsun sonucuna ulaşılabilir belki. Umarım öyledir. :)
      Selamlar...

      Sil
    2. Ne güzel. Hep böyle olsun. :)

      Sil
  3. sahiden rüyan mı?,ben öykü olarak algıladım,okumak da çok zevkliydi,
    hoşgeldin bana:)
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Havva, sen de bana hoş geldin. :) Bazen öykümsü rüyalar "gördüğüm" de oluyor tabii, örneğin şuradaki ve şuradaki, ama bu bildiğin rüyalardan. Rüyaları yazmayı severim naçizane.
      Yine bekleriz, sevgiler...

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git