24 Eylül 2014

Yağmurlarla Melekler

Efendi, boş durmaktan canı sıkılan iki meleğine gidip yağmuru izlemelerini buyurmuş. Melekler gidip bir ağacın birer yaprağına konup yağmuru izlemeye başlamışlar. O kadar güzel yağıyormuş ki yağmur, melekler sarhoş olmamak için zor tutmuşlar kendilerini. Bu denli güzel yağan bir yağmuru yalnızca ikisinin görüyor olmasını sindirememişler içlerine. Çoğalmaya karar vermişler bunun üzerine. Çoğalmışlar oracıkta. Ağacın her bir yaprağına bir melek düşecek şekilde çoğalmışlar. Binlerce melek yağmuru izlemeye koyulmuş böylece. 

Ağaçta küçücük bir yaprak da varmış. Onun üzerindeki melek tutunmakta zorlanıyormuş. Yağmuru izleyeyim derken düşecek gibi oluyormuş ikide bir.
***
Yağmakta olan yağmurdan ötürü dışarı çıkamayınca içeride canı sıkılan çocuğa, annesi pencereye gidip yağmuru izlemesini söyledi. Çocuk annesinin dediğini yaptı. Gidip pencereye çıktı, bağdaş kurarak oturdu. Küçük yüzünü iki elinin arasına aldı ve yağmuru izlemeye koyuldu. O an birdenbire can sıkıntısının nedeni olan yağmurun aynı zamanda can sıkıntısına çare olduğunun ayırdına vardı. Ne tuhaftı!

Çocuk yağmuru izledikçe can sıkıntısından eser kalmadı. Pencereye pek de uzak sayılmayan ağaçlara takıldı gözü. İçlerinden birinin yaprakları ne kadar farklı görünüyorlardı! Yağmurdan ıslandıkça mutlu oluyor gibiydiler. Kendilerine değen her bir damlayla neşeli birer çocuğa dönüşerek oynuyorlardı sanki. Gözünü o ağacın yapraklarına dikti çocuk. Baktı da baktı. Baktıkça içinde sevinç damlaları birikti, sonra damlalar kocaman bir denize dönüştü küçük yüreğinde.


Ne kadar zamandı yaprakları, yağmuru izliyordu, bunun kendi de farkında değildi artık. Bir ara gözüne ağaçtaki yapraklardan biri çarptı. Küçücük bir yapraktı bu. Ama bir tuhaflığı var gibiydi. Bakışlarını üzerinde yoğunlaştırdı. Sahiden de bir tuhaftı bu yaprak. Ama tuhaflığın ne olduğunu bilemedi. Düşündü durdu. Annesini çağırıp ona sormayı geçirdiyse de aklından hemen vazgeçti bundan. Çünkü daha seslenirken bu ânın büyüsünün yitip gideceğini sezdi. Sustu. Susup yaprağa bakmayı sürdürdü. Yaprakçık yağmurla, çocuğun bakışlarıysa yaprakla bir olmuşlardı. Gelgelelim tuhaflığın ne olduğuna dair merakı giderek büyüyordu. Bir yolu olmalıydı bu merakı gidermenin. Niye bu denli tuhaf görünüyordu bu küçücük yaprak?


Kendini tutamayıp annesine yanına gelmesi için sesleniyordu ki gördü onu. Yaprağın üzerinde bir melek vardı. Yaprağın sapına tutunmuş, düşmemek için çaba harcıyordu. Bir yandan da yağan yağmurla ne denli mutlu olduğunu yüzünden okuyabiliyordu. İşte tuhaflık buydu. Melek yapraktan bile daha küçüktü. Tanrım, nasıl da güzel bir melekti bu!


Çocuğun içine tarif edilemez bir his doğdu. Dayanamadı, annesine seslendi. "Anne," dedi, "gel bak, yaprağın üzerinde bir melek var. O kadar güzel ki..." Annesi, çocuğuna yaklaşan kış için bir kazak örmekteydi. Elindeki örgüden başını kaldırmadan gülümsedi, içinden çocuğunun hayal gücüne şaşırdı, sonra yanıtladı onu: "Yalnızca birinde mi, her yaprağın üzerinde bir melek vardır." Bunu duyan çocuk, "Kimin meleği bunlar?" diye sordu annesine, o da "Hepsi senin," diye cevap verdi. "Ama ben sadece bir melek görüyorum," diye sürdürdü. Annesi de, "Sen görmesen de vardır," dedi.

Çocuk dışarıya döndü yine. "Bu büyükler de hep böyle anlaşılmaz," diye geçirdi içinden.

6 yorum:

  1. Sıcacık bişi bu...
    Öyle sıcak ki, başka şeylere benzetmek geçse de aklımdan büyüsünü bozmak istemiyorum. Sanki ancak kendine benzetilmeli gibi... Ya da, mesela, sevgiyle atan bir yüreği avuçlarında tutmak gibi sıcak...
    Çok beğendim. Tebrik ederim...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Azeciğim. Sıcak bir öykümsü yazmış olduğuma sevindim.
      Sıcak sevgiler...

      Sil
  2. Ben de çok beğendim, kızıma da okutacağım...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba derin. Teşekkür ederim, umarım kızın da beğenir, gözlerinden öperim.
      Selamlar…

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git