30 Kasım 2014

Tıraş

Bazı insanlar tıraş sesini çok sever. Küçükken ben de çok severdim, hatta bayılırdım. Babam her tıraş oluşunda yanına kurulur, sonuna dek dikkatlice ve büyük bir keyifle onu izlerdim. Babam bunun yalnızca seyirlik bir şey olduğunu, ondan ötürü onu tıraş olurken izlediğimi sanıyordu doğal olarak; evet, öyleydi öyle olmasına ama bir de tıraşın sesi vardı beni oraya oturtup izleten. Bıçağın ağzı sakalla buluşunca çıkan seste bir tür gizem mi buluyordum ne, çok seviyordum işte. Halbuki kendim tıraş olurken bir kez olsun duymuş değilim o sesi. Belki de eski tıraş bıçaklarının maharetiydi o ses. 
*
Tıraş olmak esasında bir ritüeldir. Yani ibadet. İbadetlerin Tanrısal yönünü bir yana bırakırsak, sürekli olmaları en önemli özellikleridir. Tıraş olmak da pek çok erkeğin yıllar yılı sürekli olarak yaptığı bir şeydir. Böylece bir yerden itibaren ibadete dönüşür.
*
De Wikipedia
Eski tıraş bıçakları da artık tarih oldular. Gerçi ben bazı yaşlıların hâlâ kullandıklarını görüyorum. Ama birkaç yıla kalmaz bütünüyle piyasayı terk ederler. Tarih olmak böyle bir şeydir işte. Bir şeye duyulan ihtiyaç ortadan kalktı mı o şey tarih oldu demektir. Pabucu dama meselesi... Fikirler de böyledir. Peki ya insanlar? Galiba insanlarda durum biraz farklı. Ama inanın şimdi hiç insanların tarihinden konuşmak istemiyorum. Tarihteki her bir bokun altından insan çıkıyor zaten. Eski bıçaklar diyorduk, saplarıyla başları birbirinden ayrılır, başa bir jilet geçirilir, sap tekrar takılırdı da öyle bıçak olurdu. Jilet çıktığı zaman herhalde devrim etkisi yaratmıştır. Eskiden insanlar kör usturalarla filan tıraş olurlarmış. Ne yapalım, herkes kendi zamanını yaşar. 

Bir de tıraş sabunları vardı tabii. Hâlâ da var gerçi, berberlerde görüyorum. Babamsa krem kullanırdı. Diş macunu tüpüne benzer bir tüpte, yine diş macununa benzer bir kremi yüzünün birkaç noktasına sürer, sonra küçük tastaki sıcak suya fırçasını batırır ve yüzünü köpürtürdü. Şimdiyse daha kısa sürüyor tıraş, çünkü fırça mırça kullanmıyoruz artık. Tıraş köpüğünü eline sık, sonra yüzüne sür, bir dakika bile almıyor.
*
Başkalarını bilmiyorum ama, tıraş eğer gerçekten bir ibadet olsaydı, benim tıraşlarımdan sevap filan alacağım yoktu. Hızlı hızlı olup geçiyorum. Çok da umursamıyorum doğrusu.
*
Hz. Adem Babamız da tıraş olur muydu acaba? Evetse, nasıl olurdu? O zamanlar tıraş bıçağı var mıydı? Varsa nasıldı? Havva anamız tıraşsız yüzüne kızar mıydı? Habil ile Kabil, ve dahi diğer çocukları tıraş olurken babalarını izlerler miydi? Kimsenin aklına gelmeyen sorular bunlar.
*
Ya, işte böyle. Kafa darmadağınık olunca içinden böyle şeyler çıkıyor. Demek ki, müziğin sesini ve pek çok güzel sesi doğal olarak severiz ama arada sevdiğimiz başka sesler de varmış, tıraş sesi gibi. Tıraşın da sesi mi olurmuş, dememeli insan, işin özünde hiçbir şeye önyargıyla yaklaşmamalı.
*
Dışarıda delice bir kar yağıyor şu an.

2 yorum:

  1. Uzun zaman oldu delice bir kar yağışı izlemeyeli. Üşütmeden izlemek kısmet olsun umarım.
    Dedemin de vardı böyle tıraş bıçağı,öyle tası ve fırçası.:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yıl bol karlı geçeceğe benziyor, sen de doya doya izlersin gibime geliyor.
      Sevgiler...

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git