20 Aralık 2014

Bir demlik tarçınlı çay gibidir

Bir demlik tarçınlı çay yanı başımda duruyor.

Demliğin içinde ne kadar çay olduğunu siz bilemeyeceksiniz; bunun için üzgün müyüm, değil miyim, kendim de bilmiyorum.

Kuşkusuz, demlikten hiç olmazsa bir-iki bardak içtiğimi tahmin edeceksiniz. Lakin demlik şu an bomboş da duruyor olabilir burada. Her şeyi bilemez insan. 

(Cesare Pavese'nin herhangi bir kitabını henüz okumuş değilim. Adını bilip de kitabını okumadığım o kadar çok adam ve kadın var ki... Şöyle hissediyorum bazen: Madem okumadın, okumuyorsun –ve ihtimal odur ki bazısını hiç okumayacaksın– a adam, ne demelere adını hafızanda tutuyorsun bunların? Hani sanki onların kitabını okumadan geçen her gün adları hafızamda giderek ağırlaşıyor. Hayat ilginç bir trene benziyor tabii.)

Yanı başımda duruyor bir demlik tarçınlı çay. 

Söz oyunlarına da başvurulabilir burada. Kelimelerden medet umulabilir. Mesela, bir demlik çay yanımda duruyorsa eğer, henüz bitirmemiş olduğum anlamı çıkarılabilir gayet tabii. Bitmiş olan çay demliğin içinde ne arasın? Gene de benim bu hezeyanlı tavrımı hoş göreceğinizi umuyorum. Hezeyan saçmalama demektir. Bazıları bilmiyor, ne yapayım.

(Tezer Özlü diye bir kadın var. İyi bir kadın. İyi olduğu kitaplarının üstündeki resminden belli. Gülümseyen resminden. Fakat o gülümseyişin altında sanki bir tutam keder de gizli, ne dersiniz? Ben bilmiyorum. Kadıncağızın bir kitabını olsun okumuşluğum yok ki.)

Tarçınlı çay güzeldir. Mevsim kışsa daha da güzeldir. Boğaza da iyi gelir, nezleye, gribe karşı içilse iyi olur. Öyle hissediyorum. Tarçın demiyorum, dikkat edin, tarçınlı çay diyorum. Böyle yapar annem. Öteden beri böyle yapar. Çocukluğumda tarçınlı çayı hiç sevmediğimi söylemeliyim.

(Tezer Özlü'nün Kafka'nın mezarını ziyaret ettiğini insan bazen bir radyo programından öğreniyor. Dahası da var, sevdiği bir yazarın kızıyla gidip görüşmüş. Üstüne bir de, pek sevdiği, intihar etmiş bir yazarın, gidip intihar ettiği odayı görmüş.)

Tarçınlı çaya yabancı değilim. Değerli bir şeydi eskiden. Her evde bulunmazdı. Annem bazan yaptığı zaman bunu anlardım. Yalnızca oyla babam içerlerdi, biz hiç mi hiç sevmezdik kardeşlerimle. Çay çaydı, tarçın da neydi?.. İnsan yabancısı olduğu şeyi sevmez çünkü. İnsanların çoğu tanımadığı bilmediği nesnelere karşı ürkektir. Söylemezlerdi, bildiğin öbür çaydan değerli olduğunu, ama ben bunu hissederdim. Kadınlar severdi tarçınlı çayı. Kadınlar bir şeyi severse o şey değerlidir. Bunu da zaman içinde öğrendim. Fakat her kadın değil, eski kadınlar.

(Cesare Pavese diye yazılır, Çezare Paveze diye okunur. Yine de o kadar basitleştirmemek lazım; herhangi bir dilin hiçbir kelimesi yabancılar tarafından adamakıllı okunmaz. Okunamaz. Senin ç dediğine adamlar ts diyorsa ne yapıp edeceksin, elinden bir şey gelmez. Dediğim odur ki, harf almak kolaydır, bir dile dilediğin kadar harf, şekil filan koyabilirsin, fakat ses alamazsın ki. Neyse o; bir dildeki seslerin sayısı üç aşağı beş yukarı bellidir.) 

Tarçın istemişti bir kadın benden. Yılda bir gidiyordum evlerine. Hadi bilemedin iki. Anana söyle, bana biraz tarçın göndersin, demişti. Eskiden öyle şeyler de vardı, evet. Şimdiki gibi internet yoktu. 

(Tezer özlü gençken çok güzelmiş. İnsan bazen neredeyse otuz yıl önce ölmüş bir kadına da âşık olabiliyor. Üstelik de fotoğrafından görerek. Edebiyatla ilgilenen kadınlar; yazar kadınlar, şair kadınlar güzel oluyorlar, neyden acaba?)

8 yorum:

  1. düşünen kadını seven erkekler az,o nedenle kadınlar çoğu zaman kafasının içinde evirip çevirip düşünür,çok düşünür.bazıları çok güzel düşünüp yazıya aktarır,o kadınlara diğer kadınlar da aşıktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin Havva. Öyle kadınlara bazen elimde olmadan üzülüyorum. Çok yazar/şair de var sözünü ettiğin türden. Hayat adil değil, kadınlara hiç değil.
      Sevgiler...

      Sil
  2. Ne güzel yazmışsın. Zihinden kopmayan o adlar sürekli benimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim blogdaş. Hoş geldin.

      Sil
  3. Tezer özlü, Pavase edebiyatın üzüntülü yazarları, okumamak olmaz. şu
    soğuk günlerde çay içimizi ısıtırken hüzünlenmekte güzel..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Buket. Biliyor musun, Pavese'nin Ay ve Şenlik Ateşleri nereden baksan beş yıldır okunacaklar listemde duruyor. Umarım bu kış...

      Hüzünlenmenin güzel bir yanı vardır elbette.

      Sevgiler...

      Sil
  4. 'Çay çaydır, tarçın da ne ki? ' Ben sevmem, muhtemelen. İnsan tanımadığını sevemez zaten. Ben demli çaydan vaz geçmeyim en iyisi mi? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam dr blue. Profil resmini değiştirmişsin, yakışmış. :)
      Tarçınlı çayı denemeni tavsiye ederim. Evet, insan tanımadığını sevmez ama çoğunluğa her zaman uymamak da lazım. Baktın olmuyor, yine bildiğin demli çaya devam. :)
      Sevgiler...

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git