17 Ağustos 2014

Kediler, kirpiler, tilkiler vesaire

Ablam göndermiş bunu bugün. Çok güldüm, tam benim kafamda bir karikatür. Sahiden de çekilen kedi fotoğraflarının haddi hesabı yok. Facebook'ta paylaşılan on tane hayvan fotoğrafı varsa beşi kedilere ait. O bir, bir de kedili karikatürleri ayrı bir seviyorum. Erdil Yaşaroğlu'nunkiler harika. Bu onun değil ama, çünkü Erdil'in yazısı tanıdık. Bunun kime ait olduğunu bilmediğim için altına isim yazamıyorum ne yazık ki.
*
İnternette her şey elimizin altında olduğu için pek çok kimse başkalarına ait yazıları, fotoğrafları ve bilumum fikri malzemeyi alıp hiç isim belirtme gereği duymadan gönül rahatlığıyla kullanıyor. Halbuki, bu da en az eşya çalmak kadar hırsızlık. Kullanıyorsun, bari isim ver. İşin vahim tarafı, çokluk insanlar bu konuda özenli davranmak şöyle dursun, bunu akıllarına bile getirmiyorlar. Neresinden tutsan elinde kalır türden bir mesele bu.
*
Kedi doğru söylüyor, ben de Canon'u pek beğenmiyorum. Fena değil ama harika da denemez hani. Hiç Nikon kullanmadığım için malzemesinin dandik olup olmadığını bilmiyorum.
*
Bugün bir arkadaşı ziyarete gittik. Kahve ikram ettiler. Fincanla içindeki köpük o kadar ahenkli duruyorlardı ki fotoğrafını çekmek istedim. Tam davranıp makineyi çıkarıyordum, yanlış anlaşılabilirim diye vazgeçtim. En azından biz gittikten sonra, niçin kahvemizin fotoğrafını çekti acaba, diye meraklanabilirlerdi.
*
Via
Şunu da dün facebook'ta gördüm, muz dilimleyici. Yahu, insan bunu yapmaktan utanır. Muz dilimlemek sanki çok zor bir şey de aletini yapıyorlar. Bunun temizliğine değmez be. Baksanıza, sürüyle ağzı var. Patates dilimleyici yap, turp dilimleyici yap, ne bileyim, hıyar dilimleyici yap, esasında en gereklisi limon dilimleyici, asıl onu yap, ne uğraşıyorsun muzla filan. İşte her şeyin üretilebildiği bir devirde yaşıyoruz, neylersin. Gerekli gereksiz ne ararsan var. İnsanlar da kolay alışıyorlar tabii her bir şeye, deyiş yerindeyse kanıksamak moda oldu. Saçma şeyleri bile kanıksayıp saçma olmaktan çıkarabiliyor toplumlar. Bu muz dilimleyiciyi yalnızca örnek olarak veriyorum.

Her bir şeyin üretilmesi sinsi bir tehlikenin yolunu da açıyor. İnsanlar kendi yetilerini kullanmayıp yerine alet edevat kullanıyorlar. İğneden iplik geçirici diye bir şey çıksa hiç şaşırmamak gerek. Oysaki insan kendi yetilerini sonuna kadar kullanmalı, çünkü kullanmadı mı o yetiler zayıflar, zamanla da ortadan kalkar. Mesela ilkokul öğrencisiyken kırk kadar telefon numarasını ezberden biliyordum. Bugünse bazen birilerine kendi numaramı verecek olduğumda bile takıldığım oluyor. Çünkü artık ezberleme gereği duymadan her numarayı telefon rehberine kaydediyoruz. Geçelim... Yaz günü bu meselelerle uğraşmaya gelmez. Hayvan fotoğraflarına geri dönelim.
*
Bizim bahçede yaşayan kirpilerden daha önce bahsetmiştim. Yalnızca bizim bahçede de değil, civarda çok kirpi var. Gündüz gözüyle bir insanın kirpi gördüğüne daha rastlanmış değil. Ama gece oldu mu dileyen herkes görebilir. Yeter ki bir bahçede oturup sessizce biraz beklesin. Dün akşam buyla yavrusu gelmişlerdi. Ben bahçeye çıkana kadar yavru ortalıktan kayboldu. İnsan gördüler mi pusup kalıyor, hiç hareket etmiyorlar. Çok sıcak kanlı bir hayvandır kirpi, elinize aldınız mı öyle korkar ki kalp atışlarını hissedersiniz. Bugün bir arkadaşım kirpilerin yılan yediğini söyledi. Hiç duymamıştım. Onların kasabasında da çok kirpi varmış şimdilerde, eskiden hiç yokmuş, dediğine göre kirpiler arttığından beri yılanlar neredeyse tükenmiş. Dedim ya, hiç bir bilgim yok bu konuda. Benim bildiğim, kirpi ağaçlardan düşen meyveleri yer, kavun-karpuz kabuğu yer, ot yer vs.
*
Bugün hava çok sıcaktı. Açıkta yürümek işkenceydi. Gene de daha kötüsü var. Gerçi şunun şurasında eylüle ne kaldı, tam iki hafta. Ne çabuk geçti sahi koca yaz! Ya bu mevsimler çok kısa, ya da biz çok şey istiyoruz, ikisinden biri.
*
Kirpi ilk elde masum, kendi halinde bir hayvan gibi gözükür ama aslında gözüaçık, zeki bir hayvandır. Az biraz gözlemlediniz mi bunun farkına varırsınız. Örneğin, dediğim gibi, yanına yaklaştınız mı durur, hiçbir tepki vermez. Amerikan filmlerinde polis zanlıya, "Yapacağın her hareket, söyleyeceğin her söz aleyhinde delil olarak kullanılabilir," diyor ya, kirpinin de o hesap, sanki yapacağı en ufak hareketin kendi aleyhinde olabileceği ihtimalini biliyor da ona göre davranıyor.
*
Isaiah Berlin'in seçme makalelerinden oluşan Kirpi ile Tilki adlı kitabı birkaç yıldır kitaplığımda duruyor. Tamamını okumuş değilim, içinden sadece bir makaleyi okumuştum. Kitabın adının neden Kirpi ile Tilki olduğu merak edilebilir. Ben de merak etmiştim. Kitaptaki sekiz makaleden birinin adı bu aslında, "Tolstoy'un Tarihe Bakışı Üzerine Bir Deneme" alt başlığını taşıyor. Şöyle başlıyor: 
Yunanlı şair Archilochus'un dörtlükleri arasında şöyle bir dize yer alır: 'Tilki pek çok şey bilir, ancak kirpi büyük, tek bir şey bilir.' Bilginler, tilkinin, tüm kurnazlığına rağmen, kirpinin tek bir savunması ile tilkinin yenilmesinden başka anlama gelmeyen bu karanlık kelimelerin doğru yorumu konusunda farklı düşünürler. 
Yarım saat kadardır yazıya ara vermiş, Archilochus'un söz konusu dörtlüğünü arıyorum internette, ancak bulamadım maalesef. Gutenberg'de bile yok. Wikipedia'nın dediğine göre uzun zamandır özlü söz olarak kullanılıyormuş, zaten Erasmus'un 1500 yılında yayımlanan özlü sözler koleksiyonu Adagia'sında da yer almış: Multa novit vulpes, verum echinus unum magnum. Demek istediği şey şu: Kirpinin bildiği tek bir şey, günü gelir işine yarar, belki hayatını kurtarır örneğin, halbuki tilkinin bilmekle böbürlenip durduğu pek çok şey –tam da pek çok olduklarından ötürü– hangisini kullanacağını bilmeyeceği için hiçbir işe yaramazlar. Demek ki neymiş, kurnazlık her zaman işe yaramazmış. Hele hele günümüzde çokça rastlanılan şark kurnazlığı.

12 yorum:

  1. Yazını çok beğendim :))
    Diyoruz ya artık bu zamanda istenilen şeye ulaşmak çok kolay. Okunacak, görülecek, gezilecek çok şey var artık insanlar seçim yapmalılar yoksa ne okunacak kitaplar bitirilebilir, ne de gezilecek yerler sonlanır. Eşyalar da böyle bence. Söylediğin gibi o kadar şey var ki alabileceğimiz şaşırıp kalıyoruz bazen. Ve biraz durup düşünmek gerekiyor gerçekten ihtiyacım var mı diye. Oraya aktardığımız paraya ve evde daralan yaşamlarımıza üzülüyorum ben.
    Allah hepimize akıl fikir versin :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Şenay. Televizyonun tek kanallı olduğu doksanların başında izlenecek çok şey vardı ama bana kalırsa yüzlerce kanalın olduğu bugün izlenecek pek bir şey yok. Bu mesele her zaman olduğu gibi yine "Nicelik değil nitelik" noktasına geliyor. Herhangi bir şeyde nitelik olmadıktan sonra nicelik istediği kadar olsun, neye yarar. Halbuki nicelik zamanında yaşıyoruz. Alışveriş yaparak rahatlayan insanlar var. Âmin, Allah akıl fikir versin, demekten başka da elimizden bir şey gelmiyor zaten.
      Sevgiler...

      Sil
  2. Yazınızı keyifle okudum elinize sağlık:)

    YanıtlaSil
  3. Karikatüre bayıldım :) Kediler, estetik açıdan mükemmeller gerçekten. Evde bir kediniz olunca durup durup fotoğraflamamak imkansız gibi bir şey. Her hareketleri izlenesi :)
    Muz dilimleme aparatına çok güldüm, böyle bir alet kullanan var mıdır acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Kitapsız Kedi. Amerika'da ünlü alışveriş sitelerinde satılıyormuş bu alet, demek ki kullananı var. Allah yardımcıları olsun, ne diyelim, muz dilimlemek onları bezdirmiş olmalı ki bunu kullanıyorlar. O değil de, muzu soymak da başka bir dert, onun için de bir şey yapsalar tam olacak.
      *
      Karikatüre ben de bayıldım. :)
      Sevgiler...

      Sil
  4. Tübitak yayını Hayvanların Sessiz Dünyası adlı bir kitap okumuştum. Denk gelirse tavsiye ederim. Neyi neden yaptıkları, nasıl hissettikleri üzerine çok güzel deneyler, tespitler vardı. Mesela; kuşların yem yerken sürekli başlarını oynatmaları etraflarını kontrol etme ihtiyaçlarından geliyor. Bu, tahminde edilebilir ama orada da belirlenmişti.
    Bir de Peyami Safa'nın kedisi ile ilgili ilginç bir makale okumuştum çok hoştu. Alıntıların çoğuna şuradan bakabilirsin istersen. peyami safa-kediler
    Kedisi ile saklambaç oynarmış ve kedi onu her seferinde bulurmuş. Bunun gibi başka örnekleden dolayı; "İnsan hayvanların en aptalıdır, çünkü en düşünenidir." diyor. Hayvanlar susar, çünkü anlamışlardır anlaşılması gerekeni gibi..
    Biz insanlar ne çok şeyi onlardan esinleniyoruz aslında değil mi ? Helikopter-arılar, uçaklar-kartallar, turnalar- yüksek irtifa uçakları vs vs...
    Bir de, alacam ben bu muz dilimleme şeysinden. Bayıldım, çok pratik görünüyor. Yalnız şimdi de başka dert; alete uygun muz almak lazım olacak her seferinde. Allahım hayat zor!
    Yine de yazdığın için ne mutlu.
    Sevgilerimle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak, bu hiç aklıma gelmemişti, tüh. Sahi ya, bir de muz buna büyük geliyormuş, o zaman yine bıçağa ihtiyaç duyuyormuşsun. Bir kısmını bıçakla alıp bunun boyuna uydurduktan sonra dilimlemek... Gel de gülme. :)
      *
      O dediğin kitabı biliyorum, bir kitapçıda alıp arka kapağını okuduğumu da hatırlıyorum. Yalnız, başka bir kitap vardı, onun da arka kapağını okumuştum bir yerlerde, şimdi hatırladım ama adı aklıma gelmiyor, o daha ilgi çekiciydi galiba.

      Kuşlar dedin de, aklıma deve kuşu geldi. Kafasını kuma sokuşu aptallığından ileri gelir sanılır, halbuki iletişim amacıyla yapıyormuş, çünkü kulağını yere dayadığında uzak mesafelerdeki titreşimleri bile hissedebiliyormuş. Bildiğin teknoloji makinesi, oysa biz aptal diye dalga geçiyoruz.

      Hayvanların dünyası sandığımızdan da ilginç.

      Sevgiler...

      Sil
  5. Viva Nikon!
    Şu muz kesici gibi şeyleri bulup da, dünyanın parasını kazanan çok insan var. Onlardan biri olmak istiyorum ama sadece istediğim yerde, huzurla, tek başıma yaşayabilecek kadar para harcamak koşuluyla. Gerisini dağıtırım.
    Kirpinin ayaklarına baktınız mı hiç?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Jardzy, kirpinin ayaklarını gördüm ama hiç dikkatle bakmadım, niye ki?
      *
      Bence önce bir sosyal medya araştırması yap, insanlar neye ihtiyaç duyuyorlar, ona göre bir şeyler icat et. :)
      Sevgiler…

      Sil
  6. şöyle başlayan bu merak;
    http://jardzy.blogspot.com.tr/2012/08/bahcem-o-kadar-yesildi-ki.html
    şu postta bitti,
    http://jardzy.blogspot.com.tr/2012/09/kirpinin-ayag.html

    kirpiyi seviyoruz ama kalk bir çiz deseler, çizebilir miyiz ayaklarını bilmeden?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki yazını da okudum sevgili Jardzy. Sen de gezmek için yaratılanlardansın. :)
      *
      Bana kirpiyi çiz deseler, ki resim yeteneğim on üzerinden birdir, ayaksız bir kirpi çizerim. :)
      Selamlar...

      Sil

Yorumunuzda bir web sayfasına bağlantı vermek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Yorumlarla ilgili notlar için buradaki sayfanın sonuna bakabilirsiniz.

Sayfa başına git